'Büyük Ortadoğu' nereye?

'Büyük Ortadoğu' nereye?



BÜYÜK ORTADOĞU, Fas'tan Çin sınırına uzanan uçsuz bucaksız Müslüman coğrafyası... Son zamanlarda Amerika'nın ve Avrupa'nın sık sık telaffuz ettiği stratejik bir kavram.
NATO Nezdinde Amerikan Temsilcisi Nicholas Burns uzun konuşmasında diyor ki:
"NATO'nun görevi hala Kuzey Amerika'yı ve Batı Avrupa'yı savunmaktır. Fakat Amerika veya Avrupa'da oturarak bunu yapabileceğimizi sanmıyorum. Bütün kavramsal dikkatlerimizi, askeri güçlerimizi güneye ve doğuya yöneltmeliyiz. İnanıyorum ki, NATO'nun istikbali güney ve doğudadır. Büyük Ortadoğu'dadır."
Burns bu konuşmayı 19 Ekim 2003'te Çek Cumhuriyeti'nin başkenti Prag'da düzenlenen "NATO ve Büyük Ortadoğu" adlı konferansta yaptı.
Amerika ve Avrupa'da "Büyük Ortadoğu" kavramına verilen önemin kanıtı pek çok açıklama, rapor, kitap vardır. En önemlisi, olaylardır: ABD artık Irak'tadır, Orta Asya'da askeri üsler kuruyor. Arap rejimlerinin değişmesi konuşuluyor...
***
TÜRKİYE için hayati derecede önemli... Biz kendimiz bu coğrafyadayız, Kafkasya bu coğrafyada, Müslüman komşularımız, İsrail, petrol ve Kürt meselesi bu coğrafyada. Terör de bu coğrafyada!
Önümüzdeki on yılda, otuz yılda, dünyanın hangi bölgesinde yaşanacak olaylar "Büyük Ortadoğu" kadar belirleyici olabilir?
Amerika ve Avrupa oturmuş toplumlardır. Rusya'nın ve Çin'in yönü belli artık.
Ama "Büyük Ortadoğu"da meydana gelecek olaylar, savaşlar, terörler, etnik ve dinsel çatışmalar, ihtilaller, diktalar, barışlar, demokrasiler bütün dünyayı çok büyük çapta etkileyecektir.
Hem jeopolitik bakımdan, hem petrol dolayısıyla, hem bu uçsuz bucaksız bölgede yaşanmakta olan "kitlelerin politizasyonu" ile... Ve İslam sebebiyle, bütün dünyayı etkileyecek bir coğrafyadır bu "Büyük Ortadoğu."
***
BAŞBAKAN Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Gül, "Büyük Ortadoğu" arayışlarına denk düşen "değişim" çağrılarında İslam ülkelerine piyasa ekonomisini, açık toplumu, demokratikleşmeyi, ihtilafların barışçı çözümünü, ticari ilişkilerin gelişmesini öneriyorlar.
Gül, Kuveyt'te yaptığı konuşmada "kendi sorunlarımızı kendimiz çözelim" dedi. Manası açık: Zaman içerisinde dışarıdan bir zorlamaya, içeriden bir krize maruz kalmadan kendimiz başaralım bu değişimi...
Başbakanlık Danışmanı Prof. Ahmet Davutoğlu ile konuştum. Ortadoğu'da askeri zorlamaların büyük yaralar açtığını hatırlattı:
- Doğrusu, değişimin ekonomik ve sosyal gelişme ile olmasıdır. Bu ülkelerde dünyaya açık girişimci orta sınıfların gelişmesi hem barışı geliştirir hem rejimlerin kansız, sağlıklı dönüşümünü kolaylaştırır.
Prof. Davutoğlu Türkiye - Suriye ilişkilerinin iyileşen seyrini örnek veriyor. Gerçekten, orta sınıfın gelişmesi siyaset, din, etnik kimlik ve kültür algılamalarını liberalleştirir. Barışı, gelişmeyi güçlendirir.
Bu tarihsel süreçte Türkiye önde gidiyor. Türkiye'nin başarısı ve hele de AB üyesi olması, gelecek yarım yüzyıla sorunlarıyla damgasını vuracak "Büyük Ortadoğu"da çözümleri kolaylaştıracaktır, bir esin kaynağı, bir model oluşturabilecektir.




DİĞER YENİ YAZILAR