Çankaya ve asker

Objektif "Atatürk'ün çevresi" olarak bilinen Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştüler, İçişleri Bakanı Şükrü Kayalar İnönü'ye şiddetle karşı! Mareşal Çakmak'ı istiyorlar. Siyasete ilgisiz Mareşal cumhurbaşkanı olursa siyaset bunların elinde kalır.Ama Mareşal'in kendisi ve generaller "İnönü" diyor, Bayar da kabul ediyor, İnönü ikinci cumhurbaşkanı seçiliyor.Attilâ İlhan'a göre bu, Kemalizme karşı "Babıâli Baskını" gibi askeri bir darbeydi! Hayır darbe değildi; modernleşme tarihimizde askerin siyasi rolünün bir göstergesiydi. Üstelik, savaşa giden dünyada en uygun isim de İnönü idi.Fakat, Cumhurbaşkanı İnönü hükümet kurma görevini kendi adamı Refik Saydam'a veriyor ve Saydam hükümetinin programında, üç ay önce vefat eden Atatürk'ün adı bile geçmiyor! ATATÜRK vefat ettiğinde İsmet İnönü Ankara'da "menkubiyet" (düşmüşlük) hayatı yaşıyordu. Öldürüleceği söylentileri yüzünden İstanbul'a gidip hasta yatağındaki Atatürk'ü ziyaret bile edememişti. Halbuki Celal Bayar 1937'de Başbakan olduğunda Meclis'te okuduğu hükümet programında "Atatürk, Ulu Önder, Şef, Kemalizm" gibi kavramları tam 44 defa kullanmıştı!Bayar'dan önce ve Bayar'dan sonra 1943'e kadar hiçbir hükümet programında Atatürk'ten bahsedilmez. Gelenek böyle olduğu için Saydam da bahsetmiyor.Öyleyse "Tek gerçek Atatürkçü Bayar" mıdır?Böyle genellemeler daima yanlıştır.O zamanki Türkiye'de sadece iki tane kudret vardır: Ordu ve devlet partisi olarak CHP... Bayar bu ikisinin de "adamı" değil. Başbakan olarak ihtiyaç duyduğu siyasi gücü Atatürk'ün karizmasından almaya çalışıyor, 44 defa Atatürk'ten bahsediyor!İnönü ise hem "ordu"nun hem "devlet partisi"nin en güçlü adamı. Hatta Atatürk ölünce, bir suikast falan yapılmasın diye askerler İnönü'nün evini koruma altına alıyor.İnönü'nün siyasi güç sorunu yok. Tek sorunu, Atatürk'ten sonra da ülkenin iyi yönetileceği güvenini vermek; o amaçla "Milli Şef" oluyor, okul kitaplarına giriyor:İnönü'nde kumandan Tarihe andaç LozanHem bilgin hem KahramanŞanlı İsmet İnönü! Asker ve devlet partisi Sonraki dönemlerde askeri müdahaleler meşruiyet ihtiyacıyla yine Atatürk'ün karizmasına sarıldılar; bu yöndeki retorik kanunlara girdi. 1960'dan sonraki dört cumhurbaşkanımız askerdir!Siyaset sosyolojisinin bir tespitidir: Köylü toplumlarında ordular ve devlet partileri egemendir. Toplum geliştikçe ordunun siyasi rolü azalır, zamanla biter.Bugünkü Türkiye öyle sessiz ve itaatkâr bir köylü toplumu değil. Artık borsa, piyasa, TOBB, TÜSİAD, Sendikalar, YASED, basın gibi sivil, Anayasa Mahkemesi ve bağımsız yargı gibi kurumsal güçlerle bugünkü Türkiye çoğulcu bir toplumdur. Bugünkü Türkiye'de "inkılabın kanunu bütün kanunlardan üstün" değil, Anayasa bütün kanunlardan üstündür, uluslararası hukuk da gelişiyor.Çankaya seçimlerinde de askerin rolü bu genel sürece uygun olarak gittikçe azalıyor.Bu gelişme düzeyindeki bir toplumda askerin siyasi işlevi olamayacağı gibi resmi ideolojiyi dayatan cumhurbaşkanları da, parti lideri gibi davranan politize cumhurbaşkanları da parlamenter rejimin gerektirdiği görevleri iyi yapamaz.Parlamenter rejimler sivil ruhlu, çoğulculuğu benimsemiş, esnek, uzlaşmalı cumhurbaşkanları gerektirir. t.akyol@milliyet.com.tr Değişen Türkiye

DİĞER YENİ YAZILAR