CHP’de değişim?

Eklenme Tarihi18.05.2010 - 3:14-Güncellenme Tarihi18.05.2010 - 3:33

KEMAL Kılıçdaroğlu adaylığını açıklayınca hemen Adil Gür’ü aradım; kamuoyu araştırmalarının isabetli ve dürüst ismi...
Bu konudaki araştırması yarın sonuçlanacakmış. Bana izlenimini anlattı:
- Kılıçdaroğlu ile CHP’nin oyları artar!
Ne kadar artar?
- Sadece kendisi Genel Başkan olursa artışı yavaş olur. CHP’nin vitrinini, vizyonunu, söylemini değiştirirse daha çok artar!
Nasıl yani?
- Baykal iktidara karşı laiklik ve rejim kavgası verdi, CHP’nin oyları artmadı. Kılıçdaroğlu’nun söyleminde ise işsizlik, yolsuzluk gibi konular ağır basıyor; bu söylem kitlelere daha sıcak gelir.
Sayın Gür’ün izlenimleri, benim CHP hakkında öteden beri savunduğum analizlerle örtüşüyor: CHP 1930’ların söylemiyle büyüyemez... Büyümesinin yolu, Ecevit’in 1970’lerde yaptığı gibi halkla bütünleşmeye önem veren özgürlükçü bir sosyal demokrat partiye dönüşmesidir.

Mezhep ve köken!
Deniz Baykal’ın Radikal‘de Murat Yetkin’e, Kılıçdaroğlu’nun itikadi ve etnik kökeni hakkında şüpheler çağrıştıran laflar etmesini hayretle ve esefle karşıladım.
Böyle konular üzerinden parti içi siyaset yapmak, genel siyaset yapmak kadar yanlıştır.
Kaldı ki, Kılıçdaroğlu’nun Tuncelili olması, Türkiye’de toplumsal ve siyasal entegrasyon için bir avantaj bile olabilir ve olmalıdır.
Kılıçdaroğlu’nun kendisi siyasete bu gözle bakmalı, Kılıçdaroğlu’nun siyasi işlevinin ne olabileceğini düşünenler de ona bu gözle bakmalıdır.
Tuncelili Kılıçdaroğlu Güneydoğu’da CHP’nin oylarını artırırsa fena mı olur?
Kılıçdaroğlu İstanbul’da Gürsel Tekin’le birlikte türban ve hatta çarşaf açılımını yapan, üniversitedeki yasağa karşı olduğunu açıkça söyleyen bir politikacıdır. Bu konuda kutuplaşmanın aşılmasına bir katkıda bulunursa fena mı olur?
Böyle konularda herkes dikkatli ve birleştirici olmalıdır.

Yoldaki zorluklar
Kılıçdaroğlu’nun kamuoyunda desteği var ama yolunda önemli kasisler de var:
* CHP’nin anahtarı Baykal’ın elindedir. Aday olmak için Kılıçdaroğlu’nun “Baykal!.. Baykal!...” diye inletilecek olan kurultay salonunda 250 kadar delegeden açık imza alması gerekecektir! Kolay mı? 
* Kılıçdaroğlu 1970’lerdeki Ecevit gibi İsmet Paşa’ya karşı il kongrelerini kazanarak gelmiyor. CHP’deki ‘kurulu düzen’ üzerine aday oluyor. ‘Değişim’ kamuoyunda olumlu karşılanacaktır ama konumlarının ‘değişmesinden’ ürkenler engellemek isteyecektir! Bunun ilk işareti dün MYK toplantısında görüldü, MYK “Baykal’a dön” çağrısı yapma kararı aldı, Kılıçdaroğlu’nu destekleyen Önder Sav toplantıyı terk etti, üstelik istifası istendi!
* Lider olursa Kılıçdaroğlu’nun önündeki uzun vadeli en büyük handikap ‘ekonomik tutuculuğa’ sürüklenmektir! 1930’larda İsmet Paşa, işadamlarına soyguncu gibi bakar, onları “aferist” diye suçlardı, bu yüzden hantal bir devletçiliğe sürüklenmiş, Atatürk de ekonomiyi özel sektörcü Celal Bayar’a emanet etmişti. Kılıçdaroğlu “yolsuzlukla mücadele” için modern bir şeffaflaşma programı ortaya koymak yerine, onu bunu “aferist” diye suçlama şehvetine kapılırsa yatırım, kalkınma, iş, zenginleşme isteyen toplumsal dinamiklere ters düşer ve çabuk biter.
* Değişmeden gelişmek mümkün olmaz, makyaj değiştirerek de ‘değişim’ olmaz. Değişim zordur. CHP ‘değişim’i başarabilecek mi? Dilerim başarır.

Etiketler