CHP’den mektup var

Eklenme Tarihi21.03.2008 - 1:46-Güncellenme Tarihi21.03.2008 - 1:48

SAYIN Onur Öymen, 18 Mart tarihli yazıma bir açıklama gönderdi. CHP Genel Başkan Yardımcısı Öymen’in mektubu şöyle:
“Sayın Akyol,
Parti kapatmayla ilgili olarak bugün yazdığınız yazıyı ilgiyle okudum. Orada benim de Almanya’da parti kapatma uygulamasıyla ilgili sözlerime yer verdiğinizi gördüm. Yalnız yazınızda Almanya’da son parti kapatma girişiminin 1950’li yıllarda gerçekleştiği ifade edilmektedir. Oysa daha sonra da benzeri girişimler olmuştur. Örneğin 2001 yılında Alman Milli Partisi’nin (NPD) kapatılması için Anayasa Mahkemesi’nde bir dava açılmış ve başta eski Alman Başbakanı Schröder olmak üzere birçok politikacı bu partinin kapatılmasını desteklemişlerdir. Alman Anayasa Mahkemesi 2003 yılında kapatma önerisini reddetmiş, buna gerekçe olarak Alman makamlarının partinin üst kademelerine bazı ajanlar sızdırmış olmasını ve parti adına yapılan açıklamaların bir bölümünün bu ajanlar tarafından yapılmış olmasını göstermiştir. 2005 yılında aynı partinin kapatılması gündeme gelmiş ve Alman Hıristiyan Demokrat Partisi’nin Genel Sekreteri de bu girişimi desteklemiştir.
Bu örneğin de gösterdiği gibi, Almanya’da parti kapatma girişimleri sadece uzak geçmişte kalan tarihi olaylar gibi görülemez...”

Siyasi karar
Sayın Öymen’e teşekkür ediyorum fakat verdiği örnek “Avrupa’da da parti kapatılıyor” iddiasını doğrulamıyor. Alman Anayasa Mahkemesi, seçmen meşruiyeti çok sınırlı ve ırkçı bir parti olduğu halde NPD’yi kapatmamış.
Halbuki aynı mahkeme, 1950’li yıllarda Komünist Partisi’ni tereddütsüz kapatmıştı.
Kapatmanın siyaseten yanlış olduğu tecrübelerle görülmüştür ve artık terör dışında partiler kapatılmıyor.
“Siyasi yön” böyle çok önemli olduğu içindir ki, Alman Anayasası’nın parti kapatmayı düzenleyen 43-46. maddeleri, başsavcıyı tamamen devre dışı bırakarak, parti kapatma talebinde bulunma yetkisini siyasi organlara vermiştir: Federal hükümet ile parlamentonun iki kanadı...
Ben Türkiye’de başsavcının devre dışı bırakılmasını, Anayasa Mahkemesi’nin yapısının bu aşamada değiştirilmesini doğru bulmuyorum ama Alman Anayasası’ndaki bu düzenleme parti kapatmanın veya kapatmamanın aslında “siyasi” nitelikte olduğu gerçeğini teyit ediyor.

Yasalardan da önemli!
Parti kapatma hukuki bir işlemdir ama neticeleriyle mutlak “siyasi”dir. Onun içindir ki, hukuken yetkili makamların “siyasi” anlayışları fevkalade önemlidir: Siyaseten ne ölçüde “tarafsız”dırlar?! Özgürlük ve düzen gibi konulardaki anlayışları nedir?! “Bekçi” mi, “hakem” mi mesela?
Savcı ve hâkimlerin bu konulardaki felsefi ve sübjektif eğilimleri, yasa metinlerinden bile önemlidir!
Aynı dosya için Vural Savaş başka, Sami Selçuk başka karar verebilir!
Nitekim bizim Anayasa Mahkememiz de, “federasyon”dan hiç bahsetmeyen Şerafettin Elçi’nin DKP’sini ‘bölücü’ bularak kapatmıştır. (K:1999/1)
Ama sekiz yıl sonra, açıkça “federasyon” isteyen Melik Fırat’ın Hak-Par’ının kapatılması için başsavcının açtığı davayı reddetmiştir!
Anayasa ve yasalarda bu iki dosyayı ilgilendirecek hiçbir değişiklik olmamış ama Yüce Mahkeme’nin anlayışındaki liberalleşme ve evrensel hukuka yöneliş, bu derecede farklı kararlara yol açmıştır.
Onun içindir ki, AKP’nin kapatılma davası da aslında liberal ve otoriter felsefelerin mücadelesidir.

Etiketler