Çözüm için vizyon

ERMENİLER ve Ermenistan’la aramızda yüz yıldır bir ‘husumet durumu’ yaşanıyor. Kronikleşmiş bu sorunun üç somut ürünü var:
* Dünyada gittikçe yaygınlaşan ve tanımı genişleyen ‘soykırım’ iddiası Türkiye’yi rahatsız ediyor.
* Türkiye’nin uyguladığı ambargo yüzünden Ermenistan yoksulluk içinde kıvranıyor.
* Karabağ’da ve çevresindeki 7 Azeri vilayetinde Ermeni işgali sürüyor, kronikleşiyor.
Düşünelim, ne yapabiliriz?
Mesela Ermenistan’ı dize getirmek için ara sıra askeri tehditte bulunmaya, “Ordu Erivan’a!” diye birkaç miting yapmaya ne dersiniz?!
Ermenistan’ı iktisaden daha da çökertip şartlarımızı kabul etmesi için, Ermenistan’la ticaret yapan İran’a, Rusya’ya falan ambargo koysak nasıl olur?!
Bu tür eski kafalı politikaların Ermenistan lehine, Türkiye aleyhine sonuçlar vereceği açıktır!
Peki ne yapmalı? İşte bu noktada bugünkü çağın dinamiklerini, güvenlik, barış, ticaret gibi faktörlerin çağımızdaki rolünü, bölge ve dünya dengelerini, çok iyi bilmek ve yaratıcı düşünmek gerekiyor; kısaca vizyon...

Çözüm metotları

Dışişleri Bakanı Prof. Ahmet Davutoğlu, gazetecilerle görüşmesinde diyor ki:
- Bazı kronik sorunlar sert müdahalelerle çözülebilir; Türkiye Öcalan’ı Suriye’den bu şekilde çıkarttı; doğru yaptı. Bazı sorunlar ise çok karmaşıktır ve köklüdür, çok bilinmeyenli denklem gibidir. O zaman iyi planlanmış bir barış diplomasisi ile sorunların taşlarını oynatarak çözüm sürecini başlatırsınız.
Ve ekliyor:
- Yolda giderken krizler de patlak verir. Bir barış süreci güçlü faktörlere dayanırsa, birkaç krizle sona ermez, krizleri çöze çöze yol alırsınız. Bir kriz patladı diye süreç bitmez!
Davutoğlu bu ‘teorik’ izahları yaparken, Zürih’te imza krizi çıkacağını bilmiyordu, sadece Ermenistan’la başlayan süreçle “yol üzerinde” krizler çıkabileceğini söylüyor, her krizde “süreç çöktü” diye manşet atılmamasını öneriyordu!
Ermenistan’la başlatılan bu süreç niye güçlü faktörlere dayanıyor?
- Kafkasya’da güvenliği, barışı, enerjiyi, otoyolları, ticaretin gelişmesini kim istemez?!
Evet, bakın Rusya da bu sürece destek veriyor. Lavrov Zürih’teki törene katıldı, imza krizinin çözülmesi için de gayret etti.

Diplomaside vizyon

Davutoğlu’nun anlatımlarından birkaç satırbaşı:
* Mikro çatışmalar makro projelerle çözülür! Onun için Türkiye Habur’u kapatmadı; büyüyen ekonomik ilişkilerin Kuzey Irak’ı yanımıza çekeceğini düşünerek...
* Ülkeler arasında güvenlik her zaman daha çok askerle sağlanmaz, daha çok ekonomiyle sağlanır! Donmuş krizleri çözmenin yolu, çatışmayı tırmandırmak değil, barışçı metotlarla taşları oynatmak ve ekonomik çıkarları öne çıkarmaktır.
* Kalıcı barışlar karşılıklı ekonomik bağımlılıkla sağlanır! Barış sağlandığında bunun kalıcı olması için Türkiye, Ermenistan ve Azerbaycan arasındaki ekonomik ilişkiler, gözden çıkarılamayacak kadar güçlendirilmeli, Kars - Erivan - Laçin - Hankenti - Bakü otoyolu gibi projeler geliştirilmelidir.
O zaman önyargılar da aşınacaktır tabii...
Karabağ’ın başkentine Davutoğlu’nun “Hankenti” deyip resmi Ermenice “Spanakert” dememesi elbette dikkatimden kaçmadı.
Davutoğlu’nu dinlerken, eski Dışişleri Müsteşarı Büyükelçi Özdem Sanberk kulağıma eğildi:
- Bu vizyonda bir devlet adamı şu sırada Avrupa’da yok. Amerika’da var, Obama... Bir de Özal böyleydi tabii.
Doğru, katılıyorum bu görüşe.