Darbe ve Kürtçülük

EKONOMİK ve sosyal gelişme orduların darbe yapma kapasitesini nasıl etkiler?  Etnik milliyetçi, ayrılıkçı hareketleri nasıl etkiler?
On, yirmi yıl sonra Türkiye iktisadi ve sosyal bakımdan daha gelişmiş bir toplum olacaksa, eğitim, şehirleşme, meslekler ve siyasi kültür konularındaki veriler daha ‘ileri’ olacaksa, öyle bir Türkiye’de darbecilik ve Kürtçülük ne halde olacak?
İlk veri şudur: Gelişmiş toplumlarda meslekler, uzmanlıklar, görüşler daha çeşitli hale geliyor; basit köylü toplumları gibi kral, padişah, şef veya darbe iradesiyle yönetmek imkânsızlaşıyor.
Dünkü Türkiye’de darbeciler “Borsa çökerse!” diye bir kaygı duymamışlardı, çünkü borsa yoktu ya da önemsizdi! Ama bugün bir darbeci, hem toplumsal tepkileri, hem sebep olacağı ekonomik çöküntüyü göze almak zorundadır!
Orduda bunu görenler de darbelere karşı çıkarlar. “Günlükler” gösteriyor ki, öyle olmuş zaten.

Darbe olamaz!

Ekonomik, sosyal ve kurumsal gelişmeyle darbeler arasındaki ters orantıyı sosyolog Huntington 1968’de Political Order in Changing Societies adlı akademik çalışmasında ortaya koymuştu.
Süreç bizde de öyle gelişiyor, Enis Berberoğlu’na yaptığı açıklamada Sayın Org. Hilmi Özkök aynı gerçeği söylüyor:
“Türk Silahlı Kuvvetleri personelinin ulaştığı entelektüel seviye, haberleşme teknolojisindeki evrim, demokraside ulaşılmış olan aşama, politik, ekonomik ve diğer milli unsurlardaki gelişmeler, Türkiye Cumhuriyeti’nin gittikçe artan uluslararası kurum ve kuruluşlara katılımı, sivil toplum kuruluşları ve diğer sivil güç unsurlarındaki artış ve gelişim, önceki olaylardan alınan dersleri oluşturma tekniklerindeki gelişmeler, darbeler devrini kapatmıştır.” (Hürriyet, 21 Mart)
Evet, ekonomik ve sosyal gelişme darbe devrini kapatıyor ama etnik milliyetçi hareketleri bitirmiyor; işte İspanya...

Kürtçülük nereye?

Gelişmiş ülkelerde etnik milliyetçi hareketler var ama terör artık marjinalleşmiştir.
Bunda teröre karşı tavizsiz askeri mücadelenin rolü çok önemlidir, asla ihmal edilemez. Bunun yanında terörü marjinalleştiren bir faktör de huzur ve refah beklentisinin teröre itirazları güçlendirmesidir.
Ekonomik ve sosyal gelişme uzun vadede refah özlemini güçlendirir, “uğruna ölmek” duygusunu geriletir, terör tabanı daralır. DTP tabanı da terör yüzünden işinin bozulmasını, müşterisinin kaçmasını istemiyor!
Çok şükür nevruzlar artık kansız geçiyor.
Ama bu, Kürtçülüğün sonu demek değildir! Değildir, fakat DTP tabanı böyle ‘burjuva’ nitelikler kazandıkça Kürtçülük de bir değişim sürecine girecektir!
Gelişmiş toplumlarda da etnik hareketler var ama ‘tek partili’ değildir, çeşitlidir.
Ekonomik ve sosyal gelişme ile demokratik katılım etnik hareketlerde de ‘çoğulculuk’ yaratıyor. Bizde de Kürt hareketi PKK’nın kanlı yumruğu altında faşizan bir ‘blok’ olarak devam edemeyecek, uzun vadede ‘çeşitlenecek’tir; solcu, sağcı, liberal, muhafazakâr, çevreci akımlar, değişik partiler ortaya çıkacaktır.
Burjuvalaşma Türkiye’nin geneliyle bağları da güçlendirecek, etnik milliyetçiliğin ateşini düşürecektir, zamanla.
Ama Allah korusun, caniyane bir bomba ya da Kürt kimliğini tahrik edecek vahim bir politik hata korkunç süreçlere de yol açabilir. Dikkat...