‘Demokratik özerklik’

‘DEMOKRATİK Özerlik’ Diyarbakır Belediye Başkanı’nın fikri değil; ‘Demokratik Toplum Kongresi’nin de fikri değil.
Öcalan’ın fikridir!
Bir fikir doğruysa, söyleyene bakıp yanlış denilebilir mi? Denilemez, ama mesele bu değil. Mesele bunun ‘demokratik’ olup olmamasıdır.
Şu sözleri dikkatle okuyun lütfen:
“Federasyon, otonomi (özerklik) gibi seçenekler... Geri toplumsal yapıya bağımlı olacağından demokratik değerlerin gelişmesine fazla fırsat vermez. Daha çok feodal aşiretsel yapıları güçlendirir.”
Neymiş? Özerklik ve federasyon gibi bölgesel modeller, “geri toplumsal yapıya bağımlı olacağından demokratik değerlerin gelişmesine fazla fırsat vermez”miş...
Peki bu doğru sözün sahibi kim? Yine Öcalan! Mahkemedeki sözleridir bu.
Hatta Öcalan özerkliğin ekonomik gelişmeye zarar vereceğini söylüyor, ekonomik gelişmeyle “dar özerklikçi yaklaşımın maddi zemini daha da daralmaktadır” diyordu. (Aslan Tekin, İmralı’daki Konuk, sf. 328-329)
Doğru söylüyordu elbette...

Otomat tavrı
O sıralarda slogan “demokratik cumhuriyet”ti; çoktandır unutuldu!.. Geçen on yılda ekonomik gelişme ilerledi, daha fazla iç içe geçtik... Böylece bölgeselliğin “maddi zemini daha da daraldığına” göre, niye şimdi “demokratik özerkliktir” deniliyor?
Bunun bölgeye sermaye gelmesine zarar vereceğini kim inkâr edebilir?
Peki, bunlar Kongre’de niye tartışılmaz? Niye bir Allah’ın kulu çıkıp da “hayır özerklik feodaldir” veya “özerklik yetmez, ayrılalım” falan demez? Niye kimse “demokratik cumhuriyet ne oldu” diye sormaz?
Ne emir gelirse o!
Özerklik, federasyon, hatta ayrılma fikirlerini savunmak, bunlara karşı çıkmak kadar demokratik ifade özgürlüğü konusudur. Benim üzerinde durduğum sorun, Öcalalan’dan ne talimat gelirse otomat tavrıyla boyun eğilmesidir.
Bu özerlik nasıl ‘demokratik’ olur? PKK militanlarının “güvenlik kuvveti” olarak kol gezdiği bir ‘demokratik’ özerlik!

Totaliterizm sorunu
Bir emirle fikirler bu kadar değişir mi? Totaliter yapılarda değişiyor. Ama bırakın fikir değişmesini, Kürt davasına ömrünü adamış fakat demokrasiye inanan insanlar Öcalan’ın emriyle katledildiğinde, mesela bir Hikmet Fidan öldürüldüğünde, değil kınama, bir tek teessüf sözcüğü çıkmamış, çıkamamıştı ağızlarından.
Diyarbakır eski Baro Başkanı Sayın Sezgin Tanrıkulu’nun “Lanet Olsun” haykırışını muhakkak okuyun (Radikal, 5 Haziran).
Eyüp Can da yazdı; Tankıkulu, PKK’nın “askerler ölsün” diye döşediği mayınlarda Batmanlı demokrat dostları Salih, Sadi ve Sedat Özdemir’lerin hayatlarını kaybetmesini kınıyor, “alçakça tuzaklara lanet olsun” diyordu... Mayınlara “bizim mayınlar” diye bakılamayacağını vurguluyor, tepki göstermedikleri için Batmanlılara sitem ediyordu.
Batmanlılar ne yapabilirdi? “Bizim mayınlar”ın katliamına uğrayan Özdemir ailesi bile ancak dolaylı ve çekingen sözlerle tepki gösterebilmişti.
Bu ‘Stalinist’ totalitarizm şimdi ‘demokratik özerklik’ten bahsediyor.
Öldüren de, yolu tıkayan da bu totalitarizmdir. Yoksa, Tanrıkulu gibi gerçek demokrat Kürtlerle oturulur, konuşulur, bir sorunun bir yolu bulunur.
Demokrat Kürtlerin de sorunu PKK’nın kanlı totaliterizmidir.