'Deneysel akıl'

'Deneysel akıl'

Taha AKYOL

DTP lideri Hüsamettin Cindoruk, "demokrasi deneyimi"ne sahip bir politikacıdır.
'Jakoben demokrat' değil, "deneysel" düşünen bir liberal demokrattır: Meclis'i, sivil hükümeti, halkın oylarını hiçe sayan "zapturapt" rejimlerinin açtığı yaraları, toplumsal ve siyasi dokuya verdiği zararları ta 27 Mayıs'tan beri yaşarak 'teşhis' etmiştir.
Dün kendisiyle konuştum. Diyor ki:
- Biz hükümet olarak başörtüsü konusunda laikliğe, insan onuruna, demokrasiye, toplumsal huzura uygun bir hükümet politikası oluşturduk. Gerekirse Meclis'e gider, yasa da çıkarırız.
Ama önümüzdeki MGK'da hükümete baskı yapılacağı yolunda söylentiler var?
- Hayır, sanmıyorum! Ama öyle bir şey olursa biz DTP olarak hükümetten çekiliriz! 'Her ne pahasına olursa olsun hükümette bulunmak' diye bir politikamız olamaz!
* * *
CİNDORUK,
haklı olarak, "demokrasinin de toplumsal huzurun da uzlaşmalarla, ılımlı yaklaşımlarla gelişeceğini" söylüyor:
- Sorunlarımızı ılımlı ve uzlaşmalı yaklaşımlarla çözme olgunluğuna artık ulaşmış olmamız lazım.
Gerçekten, "başka türlü" davranışların sorunları çözmediğine ilişkin bir yığın tecrübemiz var! İşte darbelerin partileri kapatması 1961'den beri ufalanmış, istikrarsız, hastalıklı bir partiler sistemine sebep oldu! Halbuki kafamızı biraz dünyaya açarak parlamenter rejimlerin tarihini, deneyimlerini incelemiş olsaydık, görürdük ki, demokrasilerin "yönetme" gücü ılımlı partilerin gücü kadardır!
Ama hala "biz bize benzeriz" diye düşündüler, dünya deney'lerine bakmadılar, 12 Eylül'de de partileri kapatarak Cumhuriyet'i derin bir yönetim zaafına düşürdüler!
Halbuki "kurtarmak" istemişlerdi!
* * *
KENTLEŞMENİN belli bir aşamasında olduğumuz için, toplumsal sorunlarda "devlet"in tavrının ne olması gerektiği konusundaki 'deneyim' birikimimiz daha azdır! Dağarcığımızda Takrir - i Sükun, darbe, sıkıyönetim, OHAL gibi bu çağda artık uygulanamaz veya uygulanması zorlaşan yöntemler büyük yer tutmakta, 'sivil' düşünceli çözümler önem kazanmaktadır.
Ama, mesela başörtüsü konusunda "resmi"ci yaklaşım "iç düşman" ve "yasak" kavramlarına dayanıyor!
Din - laiklik ilişkilerine yön veren "toplumsal süreçler"in sanayileşme ve kentleşme dönemlerinde nasıl geliştiği, hangi şartlarda ne gibi konjonktürler oluştuğu meselesi hayati derecede önemlidir. Bu konuda "resmi" tavrın ve destekçilerinin elinde hangi "deneysel" araştırmalar var?!
Başörtülü kızların üniversitede okumalarının bir "sekülerleşme" süreci olduğunun bile farkında değiller! "İrtica" önyargısı yetiyor; analize gerek yok!
Memur grevi hakkında devletin söylediği de "Anayasa'ya aykırı"dan ibarettir! Bu işlerin dünyada nasıl olduğu, ne tür dengelere, altyapılara ve nasıl bir kamu yönetimi sistemine dayandığı konusunda bir "devlet"lu çıkıp bir şeyler söylüyor mu?
Artık önyargılarla, sloganlarla değil, kafamızı dünyaya açarak ve "deneysel akıl"la yeni çözümler üretmenin zamanıdır.
'Deneyci' zihniyete sahip Cindoruk'un siyasi tecrübeleri ve bilgeliğe dayanan yaklaşımı mutlaka dikkate alınmalıdır.


Yazara EmailT.Akyol@milliyet.com.tr