Diplomasi savaşı

Diplomasi savaşı



KIBRIS meselesinde zorlu bir süreç başlıyor. Karmakarışık tabloyu şöyle özetlemek mümkün:
- Anavatanlar çözüm istiyor, yavru vatanlar direniyor!
Ankara ve Atina birbirlerinin dilinden anlıyorlar ve çözüm istiyorlar. Çünkü onların öncelikleri, kendi dış politikaları...
Rum yönetiminin ve Denktaş'ın dikkati ise, kendi önceliklerine endeksli...
Şu yetki, bu kadar göçmen, haritada şöyle bir kıvrım... Bunlar hem Türkiye hem Yunanistan için önemli ama KKTC ile Rum yönetimi için daha öncelikli!
Denktaş ne diyor?
- Annan planı, Kıbrıs'ın Rum'a teslim belgesidir!
Ama Papadopulos da Annan'ın şartlarını kabul etmiyor, "ön şartsız masaya oturalım" diyor.
Hatta Papadopulos, "Brüksel'de Denktaş, Annan planını kabul etseydi, biz reddedecektik, Denktaş'ın reddi işimizi kolaylaştırdı" dedi.
***
TÜRKİYE ve Yunanistan meseleye sadece Kıbrıs açısından bakmıyor; Ankara ve Atina için Avrupa önemli bir faktör, Amerika önemli bir faktör, Ege'nin bir barış ve ticaret denizi haline gelmesi önemli bir faktör, Kıbrıs meselesi çözülürse umulan ekonomik hızlanma önemli bir faktör...
Türkiye için çok önemli bir faktör daha var: AB ile tam üyelik müzakerelerinin başlamasında Kıbrıs meselesinin çözülmüş veya çözülmemiş olması önemli bir rol oynayacak.
Ankara Kıbrıs meselesine bakarken terazinin bu kefesine KKTC ile birlikte, AB, ABD, ekonomi gibi faktörleri de koyuyor. Bu faktörler Denktaş için o kadar 'acil' değil.
Denktaş için öncelikli olan yarım asırdır yaptığı mücadelenin kültürüdür, Kuzey'e kaç Rum'un geleceğidir, yeni kurulacak federasyonda Türk federe devletinin sahip olacağı yetkilerdir. Bunlar elbette Ankara için de çok önemli ama Ankara öteki faktörlere de bakıyor.
Burada KKTC'nin bir yumuşak karnı var: Çözümsüzlük devam ettirilebilir mi?
***
KIBRIS'IN güneyinde milli gelir 16 bin, kuzeyinde 3 bin dolar! Güney'in pasaportu dünyada geçerli, Kuzey ambargo altında! Türkiye'nin sürekli mali desteği ile KKTC halkının umduğu gelir düzeyi sağlanamıyor.
Bu durum duyguları etkiliyor. Denktaş bir zamanlar yüzde 75 oy alırdı... Şimdi çözüm konusunda saflar daha netleşmiş olduğu halde, KKTC halkı ikiye bölünmüş durumda... Denktaş'ın otuz yıllık yönetiminde, 'Türk' yerine 'Kıbrıslı' kimliğini öne çıkaran, Rum pasaportu isteyen bir kesim oluştu KKTC'de!
Çözümsüzlüğün devam etmesi halinde bu süreç nereye varır?
Annan planının revizyonla kabulü bile, evet, Kuzey'e önemli miktarda Rum'un gelmesine yol açacak; ama çözümsüzlük halinde KKTC'nin demografik tabanındaki erozyon sürmeyecek mi, hatta hızlanmayacak mı?!
Elbette elimizde hâlâ ciddi kozlar var. Elbette kimse "ne olursa olsun çözüm" diyemez. Elbette zorlu bir diplomatik mücadele vereceğiz. İnişler çıkışlar olacak. Bir saatte çözüm umudu güçlenecek, izleyen saatte ipler kopma noktasına gelecek! Diplomatik savaştır bu!
Sonunda çözüm olmasa da "oyun bozan taraf" gözüken kaybedecek. Evet, masaya oturmalıyız ve masadan kalkan taraf biz olmamalıyız.