Diplomatik zafer

TÜRKİYE 47 yıldır özlediği diplomatik zaferi kazandı, BM’de Güvenlik Konseyi’nin geçici üyeliğine seçildi. Hem de 191 devletten 159’unun oyunu alarak!
BM koridorlarında Türkiye’nin lehine ve aleyhine nice dramatik olayı yaşamış tecrübeli diplomatımız Baki İlkin’in sevinç gözyaşları, başarının büyüklüğündendir.
Eskiden Yunanistan da seçilmişti, şimdi Uganda da seçildi ve nihayet iki yıllığına bir üyeliktir, diye küçümsemek yanlış olur. Uganda Afrika bölgesinin tek adayıydı. Türkiye ise birçok ihtilafın içinden sıyrılarak seçildi.
NATO üyesi ve AB yolcusu Türkiye’nin Arap dünyasından, Asya’dan, Afrika’dan, Latin Amerikan 159 oy alması gerçek bir diplomatik “zafer”dir. Türkiye’nin artan uluslararası etkinliğinin, dış politikasındaki “stratejik derinliğin” tescilidir çünkü..

Stratejik derinlik

Demek ki Orta Asya, Afrika ve Latin Amerika ülkelerine, Uzakdoğu’da Malezya’ya Başbakan ve Cumhurbaşkanı düzeyinde geziler yapılması bu “stratejik derinliğin” bir uygulaması imiş!
Sadık bir NATO üyesi ve AB yolcusu olan Türkiye’nin Arap ve İslam dünyasıyla ilişkilerini geliştirmesi, Prof. Ekmeleddin İhsanoğlu’nun İslam Konferansı Örgütü Genel Sekreterliği’ne seçilmesi...
Aynı zamanda İsrail’le ilişkilerini geliştirmesi, İsrail’le Suriye’yi buluşturabilen tek ülkenin dünyada Türkiye olması ve Sarkozy’nin bile Türkiye’nin bu rolünü övmesi...
Türkiye’nin “Irak’a komşu ülkeler platformu”nu kurması, “Karadeniz İşbirliği” gibi, “Kafkas İstikrar Platformu” gibi, “enerji koridoru” gibi projelere öncülük etmesi...
Bunlar bölük pörçük politikalar değil, “stratejik derinliğe” dayalı bir vizyonun uygulamalarıydı. İşte BM’de 159 oyla tescil edilen, bu vizyonun başarısıdır.

Vizyonun mimarı
Birinci şeref payı diplomatlarımızındır. Türkiye’nin en az yüz elli yıllık modern diplomasi geleneğinindir. Özellikle BM Daimi Delegemiz Baki İlkin’i kutluyorum.
Elbette hükümeti ve Cumhurbaşkanı’nı da kutluyorum.
Bir ismi daha kutlamak lazım: Bu vizyonun mimarı Prof. Ahmet Davutoğlu, 580 sayfalık “Stratejik Derinlik” adlı muhteşem eserin yazarı, Başbakan’ın ve Cumhurbaşkanı’nın dış politika başdanışmanı.
Dış politikayı “görüneni açıklayan düzlem geometri mantığıyla değil, olguların arka planına nüfuz edebilmek için uzay geometrisininin parametreleriyle” analiz eden Davutoğlu’nun bu kitabını okuduğunuzda, Türkiye’yi stratejik “merkez” olarak görürsünüz, “çevreye doğru” düşünmeye başlarsınız; birdenbire komşularımız, Balkanlar, Ortadoğu, Kafkasya, Rusya, Karadeniz, Akdeniz, Orta Asya, İslam dünyası, Asya, Afrika ve Latin Amerika gözünüzün önünde “stratejik derinliğin” kademeleri olarak şekillenir, “Türkiye’nin stratejik bağlantıları ve dış politika araçları” olarak düşünürsünüz.
Dış politikamızda tekil sorunlara, mesela bir Lübnan sorununa da bu vizyonla yaklaşıldı.
159 oyu işte bu tablo getirdi! Olli Rehn’in bu başarımızı “Türkiye’nin uluslararası alanda artmakta olan rolünün tescili” diyerek kutlaması, bu gerçeğin ifadesidir.
Kıbrıs ve Irak sorunlarının kritik dönemeçlere gireceği önümüzdeki iki yıl için Türkiye’nin Güvenlik Konseyi’nde üye olması fevkalade değerde bir kazanımdır.
Elli yıldır emeği geçen herkesi kutluyorum.