Doğramacı Hoca'ya ödül

Kavga süredursun, Doğramacı'nın Başkanlığındaki YÖK, Bilkent'i "üniversite" olarak onaylıyor.Turgut Özal, YÖK kanununda değişiklik yaparak vakıfların üniversite kurabileceği hükmünü getiriyor. Ana muhalefet SHP'nin lideri Prof. Erdal İnönü Anayasa Mahkemesi'ne iptal davası açıyor: "Devletten başkası üniversite açamaz! Vakıflar sadece yüksekokul kurabilir!"Anayasa Mahkemesi'nin bu konuda iki kararı vardır: 1990/10 ve 1992/42 sayılı kararları. Orada da devletçi görüşle girişim özgürlüğü görüşü çatışıyor! Bir tek oy farkıyla Yüksek Mahkeme vakıfların üniversite kurabileceğine ama bunun kanunla olacağına karar veriyor. Yol açılıyor...Aradan yirmi yıl geçti, bugün soralım: Bilkent, Sabancı, Koç, İstanbul Bilgi, Bahçeşehir, Başkent gibi üniversitelerimiz iyi ki var mı? Yoksa olmasaydılar mı?!Kim ileri görüşlüymüş? Elbette Doğramacı... YIL 1984; Bilkent Üniversitesi kuruluyor; Turgut Özal büyük destek veriyor! Ve kıyamet kopuyor: Vakıf üniversiteleri olmaz! Üniversiteyi sadece devlet kurar! Kerkük doğumlu İhsan Doğramacı'nın fevkalade parlak bir akademik kariyeri var. Pek çok uluslararası bilim ödülüne sahip, bilim kuruluşuna üye. 1970'lerdeki konuşmalarında hep "John Hopkins ve Stanford gibi en iyi özel üniversiteler"in benzerlerini Türkiye'de açma özlemiyle yanıp tutuştuğunu hissedersiniz.Doğramacı, devlet üniversitesi Hacettepe ve vakıf üniversitesi Bilkent ile bu hayalini gerçekleştirdi. Bununla kalmadı, büyük bir yol açtı.Menderes'in milletvekilliği teklifini, 1965'te AP adına Sadettin Bilgiç'in ilettiği cumhurbaşkanı adaylığı teklifini, 1984'te Özal'ın Dışişleri Bakanlığı teklifini reddetti. Çünkü ömrü boyunca bilime ve eğitime "kafayı takmış" bir insandır.Şu sözler onun:"Ben milliyetçiyim. Ama milliyetçi dediysem, etnik ve dini ayırımı asla kabul etmem, insanların kökeni neyse odur. Benim milliyetçiliğim yurtdışında gelişti. Dışarıdan bakınca Türkiye'yi bir Afrika ülkesi gibi görmeleri beni kahrederdi..."Alman ve Japon örneklerini hatırlatan Doğramacı, milletleri yükselten birinci faktörün "yetişmiş insan" olduğunu vurgular; ömrünü de buna adamıştır. Milliyetçiyim ama... YÖK'e gelince... Prof. Joseph S. Szylivicz, 1970'lerde Türk üniversitelerinin içine düştüğü feci durumu anlatır. (Ed. Metin Heper, Politics in The Third Turkish Republic, sf. 145 vd.)YÖK buna tepki olarak kuruldu. Sistemde bir toparlanma sağlamakla beraber, aşırı hiyerarşik ve merkeziyetçi yapısıyla hem akademik verimliliği düşüren bir hantallık hem 'akademik suistimal'e elverişli bir oligarşi yarattı.Askerlerin akademik kadroda yaptığı tasfiye, 1933'ten beri aşina olduğumuz olumsuz bir geleneğin tekrarıydı. Ama mesela merhum İdris Küçükömer'i (ve halen hayatta olan iki hocayı daha) askerlerin tasfiyesinden kurtarmak için, Doğramacı Hoca o zaman benden kitaplarının özetini istemişti; komünist ve şeriatçı olmadıklarını askerlere anlatmak için.Elbette eleştirilecek çok yönü vardır ama genel bir 'yekûn' çıkardığımızda, Doğramacı, dün kendisine verilen "TBMM Onur Ödülü"nü fazlasıyla hak etmiştir. Sadece akademik kariyeri, sadece Hacettepe, sadece Bilkent bile bu ödüle fazlasıyla layıktır. t.akyol@milliyet.com.tr Onur ödülü