Doğurganlık ve sağlıklı nüfus

"Düşük gelirli ve düşük eğitimli kesimler çok doğuruyor; iyi eğitimli ve varlıklı kesimler az doğuruyor. Denge fena halde bozuluyor. Nüfusumuzun ileride ihtiyarlamaması için eğitimli ve varlıklı kesimler bir çocukla yetinmesin. Ama yoksul ve eğitimsiz kesimler de fazla çocuk yapmasın..."Buna göre bir nüfus politikasından bahsediyor. Doğurganlığın aşırı derece yüksek olduğu doğu illeriyle büyük şehir varoşlarını "riskli bölgeler" olarak niteliyor. Bu bölgelerde doğumları daha az, dolayısıyla daha sağlıklı bir düzeye çekmek için çalışacaklarını söylüyor.Öbür yanda, eğitimli nüfusun bir çocukla yetinmesini de yanlış buluyor, "İhtiyar Avrupa"ya benzemekten sakınmamız gerektiğini söylüyor.Düzeysiz eleştirileri bir kenara bırakarak konuya biraz yakından bakalım. SAĞLIK Bakanı Recep Akdağ'ın "Nüfusumuz artsın" dediğini duyduğumda bayağı sinirlenmiştim. Sonra Bakan'ın CNN Türk'teki konuşmasını dikkatle dinledim. Söylediği özetle şu: Bu konuda Sabancı Üniversitesi'nin desteğiyle Prof. Üstün Ergüder'in yönetimindeki "Eğitim Reformu Girişimi"nin yaptığı bir araştırma var. Verileri buradan alıyorum: 14 yaşın altındaki nüfusun oranı 1970 yılında yüzde 42'ydi; bu oran 2003 yılında yüzde 26'ya düştü. Demek ki gençlerin oranı azalıyor. 65 yaşın üstünde insanlarımızın oranı ise 1970 yılında yüzde 4.4'tü, 2003 yılında yüzde 8'e çıktı! Bu oran Avrupa'da yüzde 12'dir. Demek ki 'Genç Türkiye' giderek 'İhtiyar Avrupa'ya benzeyecek! 2025 yılında nüfusumuz 90 milyona çıkacak, artış oranı ise binde 8'in altına inecek. 2000 yılında 70 milyon nüfuslu Türkiye'de üniversite çağına giren gençlerimizin sayısı 1 milyon 428 bindi; 2025 yılında 90 milyon nüfuslu Türkiye'de bu sayı 1 milyon 258 bine düşecek! Yaşlanan nüfus ekonomide duraklamaya yol açabilecek. Peki, çözüm yüksek nüfus artışı mı?! İhtiyar Türkiye! Hacettepe Üniversitesi Nüfus Etüdleri Enstitüsü'nün 2003 araştırmasına göre: Batı illerimizde doğurganlık hızı 1.88 iken, doğu illerimizde 3.65'tir! Kırsal kesim ile şehirler, eğitimsiz nüfus ile eğitimli nüfus arasındaki doğurganlık farkı da aynı şekilde korkunçtur! Böylece Türkiye'de eğitimli, şehirli ve üretken nüfusun doğurganlığı düşerken, öbür yanda öyle bir nüfus artışı var ki, eğitemiyoruz, çalıştıramıyoruz, topluma entegre edemiyoruz; kuralsız ve şiddete açık genç yığınlar geliyor! Bu böyle nereye varır?! Batı illerimizde kızların yüzde 22'si lise mezunudur, bu oran doğu illerimizde yüzde 7'dir! Koca dayağını haklı gören kadınların oranı doğuda yüzde 57, batıda yüzde 33'tür. Lise mezunu kadınlar arasında bu oran yüzde 7'ye iniyor! Töre cinayetleri de bu feodal, doğurgan, ataerkil yapının eseridir! Lümpen Türkiye! Ortalama canlı çocuk sayısı Şırnak'ta 7.01, ama daha gelişmiş ve eğitimli Diyarbakır'da 4.51'dir. Demek ki, şehirleşme ve eğitim doğuda da doğurganlığı düşürüyor ama uzun vadede... Sağlık politikalarıyla bu süreci hızlandırmak gerekiyor. Doğulu kadın da bilinçleniyor, yüzde 82'si fazla gebelikten korunmak istiyor."Nüfusun yaşlanması" ayrı bir konu, bana biraz kaçınılmaz gibi gözüküyor. "Riskli bölgeler"de etkin bir aile planlaması yapılması konusunda ise Akdağ çok haklıdır. Türkiye'nin geleceği için desteklemeliyiz. t.akyol@milliyet.com.tr Geleceğimiz için