Erbakan ve Batı

Taha Akyol

BAŞBAKAN Erbakan'ın Dublin'de 14 Aralık akşamı Avrupa liderleriyle birlikte düzenlenen akşam yemeğine katılmayı reddetmesinin yankıları çok ilginç...
Erbakan'ın RP grubunda yaptığı "gitmeyeceğim" konuşmasını Reuter ajansı dünyaya duyurunca, Dublin'deki Fransız Büyükelçiliği, Cumhurbaşkanı Chirac'ın 14 Aralık gecesi için yapılmış otel rezervasyonunu iptal ettirdi!
Sonra, bütün AB liderlerinin programı değiştirildi!
Ve dün Dışişleri Bakanlığı'na Dublin'den bir `bilgi notu' geldi:
- Sayın Başbakan Erbakan'ın davete katılmayacağını basından öğrendik. Resmen bildirilmemiş olmakla birlikte, Sayın Erbakan'ın katılmayacağı belli olduğundan, Türkiye için düzenlenen bu yemeği, mecburen Dışişleri Bakanları düzeyinde tertip edeceğiz!

ANKARA'YA ulaşan bir bilgi daha var:
- Önceki Türk başbakanları bu tür yemeklere sözlü olarak davet edilmiş ve katılmışlardı. Sayın Erbakan ise, resmi yazıyla davet edildi ve katılmıyor.
Sözlü davetle, yazılı davetin ne önemi var, diyebiliriz! Ama Batı protokolünde önemlidir ve Batılılar kendilerince önemli olan bir "protokol"le "Türkiye'nin İslamcı Başbakanı"nı bir zirve yemeğine davet etmişlerdir.
Reuter'in Erbakan'ın konuşmasının ilgili bölümlerini tam metin olarak vermesinin yanında, etkili Financial Times gazetesinin dünkü sayısında Erbakan'ın Dublin buluşmasını reddetmesine geniş yer verilmesi, "İslamcı Başbakan"ın nasıl önemsendiğinin bir göstergesi...
Dublin'e gitseydi, "laik Türkiye'nin İslamcı Başbakanı", herhangi bir Türk başbakanından daha fazla "ilgi odağı" olacaktı. İyi hazırlanmış bir konuşmayla, çok daha etkili olacaktı. Bu kesin...
Acaba, Erbakan'ın Dublin'e gitmemesinin sebebi, yanlış da olsa, diplomasi uzmanlarıyla müzakere edilerek verilmiş bir karar mı?
Yoksa psikolojik bir çekingenlik mi?!

RP'NİN iyi yetişmiş ve "dünyaya açık" milletvekillerinden Doç. Dr. Kahraman Emmioğlu, APK toplantıları için gittiği Strazburg'da, çok sayıda Avrupalı Muhafazakar ve Hıristiyan Demokrat parlamenterlerle görüştü, dostluklar kurdu:
- Siz Hıristiyan Demokrat, biz Müslüman Demokrat! Ön yargılarınızı bırakın...
Bilhassa Alman Hıristiyan Demokrat Partili (CDU) parlamenterler çok sıcak davrandılar ve "partiden partiye ilişki" kurmayı teklif ettiler.
Emmioğlu bu konuyu henüz Erbakan'a anlatmadı; Fehim Adak'la görüştü. Adak, RP - CDU ilişkisinin kurulmasını çok olumlu karşıladı.
12 Eylül'de hapishane arkadaşım olan Fehim Adak, Erbakan'dan daha "sert - gelenekçi"dir. Erbakan RP - CDU ilişkilerini çok daha olumlu karşılar.
Ancak bunlar "rasyonel" yaklaşımlardır. Dublin sözkonusu olduğunda ise, "psikolojik" faktörün rol oynadığını sanıyorum.

ERBAKAN, 25 yıldır Avrupa'ya sadece kendi yandaşlarıyla görüşmek için gitti.
Dublin'de ise karşısında Avrupa'nın siyasi devleri... Görüşme konusu, teknik yönleri önemli olan Türkiye - AB ilişkileri... Terminolojisine bile RP'nin yabancı olduğu bir alan...
Ya, ufak ve olağan bir `pot' büyütülürse!
İnşallah yanılıyorum. Çünkü yanlış kararlar kolay değişir ama psikolojik çekingenlikleri değiştirmek zordur.
Erbakan, genç rakiplerinden daha yetenekli bir lider olduğunu kanıtlamıştır. Kendisinin "ilgi odağı" olması, önemsenmesindendir!
Çekinmesi için "rasyonel" bir sebep yoktur; Doğu'ya açılmadaki rahatlığıyla Batı'ya da açılmalıdır.
Türkiye'nin, sadece gerektiğinde Batı'ya giden liderlere bile değil, Batı'da önemsenen, şahsi dostluklar kuran, sempati uyandıran, ciddiye alınan liderlere ihtiyacı var! Özal gibi...