Erdoğan: Biz hızlı gideriz

Erdoğan, Brükselde baş döndürücü diplomasi trafiği başlamadan önce çok önemli mesajlar verdi: Avrupalılar, "Sessiz devrim yaptınız, bizi şaşırttınız" diyor. Müzakerelerde de süratli gideriz. Yeter ki yol açılsın. Rum yönetimini tanımamız asla söz konusu olamaz. Müzakereler başlasın, Gümrük Birliğine bakarız

Konu başlıkları ve Başbakan Erdoğanın söyledikleri özetle şöyle:"Bu sabah, dünkü sabahtan daha iyi. Chiracın Fransız TVsinde yaptığı konuşmanın yararlı olacağına inanıyorum. Cesur bir konuşmaydı. Benim ve Abdullah Beyin görüşmelerinde de bazı olumlu gelişmeler var. Ancak henüz bunlar taslağa yansımış değil. Bize bir metin gelmedi. Zirvede liderler konuşacak. Cuma sabaha karşı bize metin verilecek, görüş ve itirazlarımızı bildireceğiz. Cuma öğle saatlerinde resmi açıklama yapılır."Başbakan Erdoğan, Belçika Başbakanıyla yaptığı yemekli görüşmede, Chiraca iletilmek üzere "Türkiyenin hassasiyetlerini anlattığını, bir de metin verdiğini" söyledi. Erdoğan, Chiracın bunu da dikkate alarak konuşma yaptığına inanıyor.Başbakan Belçika, İngiltere, Yunanistan ve İtalya başbakanlarıyla telefon görüşmelerinden de olumlu bahsetti. Tony Blair için, "Hassasiyetlerimizi en iyi anlayan liderlerden biri" diye bahsetti.Cuma sabahı Türkiye tam istediklerini alırsa, bunu bir zafer olarak kutlar mısınız? Başbakan Erdoğanın cevabı: "Hayır, öyle şeyler yapmayız. Pozitif bir sonuç çıkarsa, bunu Türkiyenin AB yolunda önemli bir mesafeyi daha kat etmesi sayarız."Olumsuz bir şey çıkarsa?"Kabul etmeyiz. Baktık, istediğimiz gibi olmuyor, ayaklarımızın üstünde dururuz, Norveçin yaptığını biz de yaparız. Sanılıyor ki, Türkiye ABye ağır yükler getirecek; bunu diyenler Türkiyenin Avrupaya katkısını düşünmüyorlar. Şu an ABnin dış ticaret açığı yükünün bir bölümünü biz karşılıyoruz. Türkiye güçlüdür. Zam istemiyoruz, ama tenzilat da istemiyoruz..."Müzakerelere başlansa kaç yıl sürer?"Biz süratli gideriz. Avrupalılar, Sessiz devrim yaptınız, bizi şaşırttınız demiyor mu? Chapterların müzakeresinde de süratli gideriz. Yeter ki, yol açılsın, yürümemizi zorlaştırıcı ayrım niteliğinde engeller koymasınlar."Bu noktada sordum: IMF ile anlaşmayı 17 Aralık öncesinde yaptınız. Bu tesadüf mü, böyle mi planladınız? Başbakanın cevabı:- Tesadüf olur mu? Özellikle 17 Aralık öncesi yaptık, Türk ekonomisini daha da güçlendirdik. BAŞBAKAN Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Gül, dün sabah, diplomasinin baş döndürücü trafiği başlamadan önce bir grup gazeteciyle görüşüyor, sorulara cevap veriyor. Başbakan devam ediyor: "Üç kritik konuda itirazlarımızı bildirdik. Kıbrıs, kalıcı derogasyonlar ve ucu açık meselesi... Bu konularla ilgili ifadeler, müzakereler başladığında işimizi zorlaştıracak şekilde elastik, her tarafa çekilebilir olmamalı. İtirazlarımızı dikkate alan net ifadeler istiyoruz.Karamanlisle telefonda görüştüm, yüz yüze de görüşeceğim. Kıbrıs konusu o zaman netleşir, olumlu gelişme olacağını umuyorum. Rum yönetimini tanımamız asla söz konusu olamaz. Müzakereler başlasın, uygun gördüğümüz zamanda Gümrük Birliğine bakarız. Hatta ben KKTCye giderim, Papadopulosu bir dostluk kahvesi içmeye davet ederim. Ama karşımızdakinden de böyle iyi niyet bekleriz."Bu Kıbrıs meselesini özellikle vurguladı: "Avrupalılara soruyorum. Kıbrısı niye üye aldınız? Coğrafyası için mi? Sınırları sorunları olmadığı için mi? Referanduma evet dediği için mi? Bunların hepsi Kıbrıs Rum yönetiminin değil, KKTC ve Türkiyenin lehine olan unsurlar. Ama siz referandumda hayır diyen, Avrupaya coğrafi olarak Türkiyeden uzak Kıbrısı aldınız, taltif ettiniz. Bizden de taltif beklemeyin. Türklerin üzerindeki izolasyonu kaldırmaya söz verdiniz, ne yaptınız? Önce şu müzakereler bizim beklediğimiz şekilde açılsın, sonra Kıbrısa bakarız." Öyle anlıyorum ki, Türkiye Rum yönetimini tanımayı reddederek, Gümrük Birliğinin Kıbrısa uygulanmasını ileriye atarak Papadopulosu, Annan Planına benzer bir çözüm için masaya oturmaya zorluyor.Başbakan, derogasyonlar denilen nüfus dolaşımı ve tarımla ilgili kısıtlamalarda kalıcı hükümleri asla kabul etmeyeceklerini, çünkü bunun "tam üyelik kavramıyla bağdaşmayan, başka bir statü anlamına geleceğini" söyledi."Ucu açık meselesi" konusunda da Başbakan, "Bu, müzakerelerde işimizi zorlaştıracak, Türkiyeye başka bir statü teklifinin mümkün olacağını çağrıştıracak bir şekilde olmamalı, bunu asla kabul etmeyiz" dedi. Rumları asla tanımayız Başbakana, "Bugün, dünden iyi olduğuna göre ne bekliyorsunuz?" diye sorduk. Şu cevabı verdi: "Görüşmelerimiz iyi gidiyor. Bugün de (dün) görüşmelerim olacak. Ama metni görmeden bir şey söylemek doğru değil. Bazen dışarıya yansıyan havayla içerideki hava farklı oluyor. Biz her ihtimale hazırız." Metni görmeden olmaz "Sözde soykırım veya soykırım. Bu kelimeler fazla anlamlı değil. Tarihi, tarihçiler tartışsın. Biz politikacılar, geleceğin inşasıyla meşgul olalım. Geçmişten kin çıkarmayalım. Bize jest yapın diyorlar. Jest yaptık, havaalanımızı açtık. Kara sınır kapısını açın diyorlar. Bir Kars Anlaşması var, sınırımız çizilmiş. Ermenistan bunu tanıdığını ilan etsin bir defa... Sonra Azeri toprakları işgal altında. Ermenistan bu konuda iyi niyetli adımlar atsın bakalım. O zaman biz de olumlu adımlar atarız. Chiracın bu konudaki sözleri, kendi kamuoyunu da dikkate alan ama dengeli sözlerdi." Ermeni meselesi "Bizim önümüze ikide bir Van Goghun öldürülmesini getiriyorlar; tehlike diye. Biz hiç Solingenden bahsediyor muyuz, bunun için Hıristiyanlığı suçlamak gibi bir hata işliyor muyuz? Münferit vakalardan bahsederek dinler ve medeniyetler arası gerilim yaratmak yanlıştır. Medeniyetlerin uzlaşmasında en önemli faktör, Türkiyenin AB üyeliği olacaktır. Türkiyeye verilen destekte bunun çok rolü var, ekonomik beklentilerden daha etkili oluyor bu tez." Van Gogh ve Solingen Ekümeniklik tartışmasının sorulması üzerine, Başbakan şunları söyledi:"Nereden çıkıyor bu tartışmalar? Bence meseleleri doğru ortaya koymak lazım. Mesela vakıf hastanesinden vergi almayın diyorlar. Doğru... Ama Maliye Bakanı Unakıtana söyledim, araştırdı, bu hastane paralı hasta tedavi ediyor, ticari hastane olarak çalışıyor. Ben senden vergi almazsam, vergi aldığım öteki hastanelere karşı haksız rekabet olmaz mı? Yarın mesela Balıklı Rum Hastanesine sigortalı vatandaşlarımız gidebilecek ve tabii parasını da devlet ödeyecek." t.akyol@milliyet.com.tr Patrikhane ve azınlık vakıfları