Ergenekon ve kurumlar

ORDU ve yargı Ergenekon tartışmalarında taraf olmamaya özen gösteriyor. Bu son derece önemli.
Belli ki Genelkurmay çarşamba günü yapılan gözaltılardan bazıları hakkında rahatsız ama “muhtıra” vermiyor, hatta “bildiri” bile yayımlamıyor. Genelkurmay Başkanı, Başbakan ve Cumhurbaşkanı ile görüşerek düşüncelerini aktarmayı tercih ediyor.
“Ordu göreve” pankartlarıyla yürüyüşler yapanların, üniversite senatolarına “Ordu göreve” diye bildiri yayımlattıranların beklediği, bu değildi tabii!
“Ergenekon soruşturmasıyla orduyu sindirmek istiyorlar” gibi laflarla askeri tahrik etmek isteyenlerin de beklediği bu değildi!
Ordu hiçbir şekilde tahriklere kapılmadı, 28 Şubat’tan, 17 Nisan’dan çok farklı bir kurumsal olgunluk gösterdi, ağırbaşlı ve kurallara saygılı davrandı.
Bu sayededir ki Türkiye ekonomik kriz ortamında bir rejim krizine sürüklenmedi. Eskiden çok alışık olduğumuz “Ordu rahatsız, devrimci ordunun sesi” falan gibi manşetlerin atılmasına da fırsat yaratılmadı.

Adli olgunluk
Yargıtay Başkanlar Kurulu toplandı. Bu tabii anlamlı. Ama “yargı muhtırası” vermediler, cüppeleriyle yürüyüş yapmadılar, bildiri bile yayımlamadılar. Aksine, “ihsas-ı reyde bulunmamak” titizliğini gösterdiler. Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker, “Her şey hukuka uygun olsun” diyerek genel bir prensibi ifade etmekle yetindi.
Parti kapatma davaları da bir süredir miting gibi siyasi şovlarla açılmıyor, askerler seçme davalara “destek ziyareti” yapmıyor!
Bırakın 27 Mayıs’taki utanç verici “fetvacı hukukçular”ı, “28 Şubat hukuku” ve “28 Şubat hukukçuları” da geçmişte kaldı.
Artık yüksek hâkimlere Genelkurmay’ın brifing vermesi de, yüksek hâkimlerin bunu kabul etmesi de hayal bile edilemez. Hâkimlerin cüppeleriyle yürüyüş yapması ise hafızalardan silinmiş ‘tarihi vakalar’ olarak kaldı.
Bütün bunlar gelişen demokratik olgunluğun, güçlenen hukuk devleti geleneğinin mutluluk verici örnekleridir. Sancılarla gelinmiştir bu noktaya ve daha yürünecek yol vardır.

Siyasi olgunluk?
İnsanlar gibi kurumlar ve fikirler de sancılarla, hırçınlıklarla, bağırıp çağırarak hayata geliyor. Rejimler çok defa devrimlerle, şiddetle, ‘kesin inançlılık’la kuruluyor.
Gençlik dönemlerinde aşırı atak, eylemci, delişmen, müdahaleci tavırlar görülüyor. Olgunlaşma zamanla, tecrübelerle oluyor.
İşte bugün hiç kimse askeri müdahale isteyemez, eskisi gibi “Ordu göreve” diye yürüyüş yapamaz; kamuoyunun kınamasından utanırlar.
Demokratik kültür ve hukuk devleti gelenekleri, sancılar yaşayarak, krizlerden geçerek gittikçe olgunlaşıyor.
Aynı olgunlaşma sürecini siyaset kurumu için söylemek o kadar kolay değil.
Bunun en önemli sebebi, partilerin darbelerle kapatılarak zaman içinde kurumlaşıp olgunlaşmalarına fırsat verilmemiş olmasıdır. Uzun mesele...
Başbakan, Ergenekon soruşturmasına destek veren eski konuşmalarını artık yapmamalı, sadece yargı bağımsızlığını ilke düzeyinde savunmalı, “savcı” rolünde gözükmekten dikkatle sakınmalıdır.
CHP lideri Baykal da, adli bir işlem olan soruşturma konusunda “Cumhuriyeti yıkmak istiyorlar” gibi son derece provokatif beyanlardan, “avukat” rolünde gözükmekten dikkatle sakınmalıdır.