Fransa'nın Türkiye karşıtlığı

Gül, "bu konuda sessiz diplomasi veya düşük profilli diplomasi" yürüttüklerini söyledi; kamuoylarında dalgalanmalar yaratacak 'gürültülü' davranışlara girmeyeceklerini belirtti.Gül, "arkadaşlar pazartesi gününden itibaren yola çıkıyor" dedi. Dışişleri Müsteşarı Ali Tuygan Finlandiya ve İsveç'e, Müsteşar Yardımcısı Ertuğrul Apakan Paris ve Londra'ya gidiyor.Bu gezilere, AB konusunda Türkiye'nin en donanımlı diplomatlarından Kaya Türkmen de katılacak, "sessiz diplomasi" yapacaklar.Gerçekten, kamuoylarının kabarması hem "akılcılığın" gerilemesine, hem devlet adamlarının iç politika derdine düşmesine yol açar ve Türkiye'nin de aleyhine olur.İşte Chirac ve ekibi yakın zamana kadar Türkiye'nin üyeliğini desteklerken şimdi Türkiye karşıtlığının şampiyonluğunu yapıyor! Tek sebep, Fransız komuoyunda şoven bir içe kapanma ve Türkiye karşıtlığı rüzgârının esmesi.* * *ÖNÜMÜZDE iki kritik tarih var: 25 Ağustos'ta Brüksel'de AB büyükelçilerinin yapacağı olağanüstü toplantı. İkincisi, 1 Eylül'de yapılacak olan AB dışişleri bakanları toplantısı...3 Ekim'de Türkiye ile müzakerelerin "nasıl başlayacağı" sorusunun cevabı bu iki toplantıda oluşmaya başlayacak. Bu toplantılara kadar Türkiye yoğun bir diplomasi kampanyası yürütecek.Neyi anlatacağız, temel tezimiz ne? Gül'ün cevabı: - Avrupa'lı dostlarımıza, Fransa dahil şunu söylüyoruz: Türkiye'nin Rum yönetimini tanıması mümkün değil, bunu şart koşarsanız Avrupa sözünde durmamış olur, AB'nin güvenilirliği sarsılır. 3 Ekim'de tam üyelik müzakerelerinin başlamasını siz engellemiş olursunuz, bunun tarihi sorumluluğu da sizin olur!Gül'ün bu sözleri sakin, soğukkanlı ve kendi deyimiyle "düşük profilli" sözler... Satır aralarında benim okuduğum şu:Türkiye Rum yönetimini kesinlikle tanımayacaktır! Çünkü böyle bir tanıma bütün Kıbrıs politikamızın ve BM gözetiminde yapılan referandumun sıfırlanması olur. Bu yüzden 3 Ekim'de müzakereler başlamayacaksa, Türkiye kesinlikle bunu göze almıştır.* * *TÜRKİYE, öyle bir durumda, Avrupa'nın ne yaptığını kendi halkına ve dünyaya kolay anlatır: Ankara üstüne düşen her şeyi yaptığı halde, AB'nin sözünde durmadığını, maçın yarısında oyunun kurallarını değiştirdiğini belirtir! AB'nin güvenilirliği bütün dünyada büyük bir darbe almış olur.Peki Avrupa, hele de Fransa, temelinde din ayırımcılığı bulunan bu 'dönüş'ünü dünyaya nasıl anlatabilir?! Kıbrıs bahanesine kim inanır?!Herkes biliyor ki, son altı ayda kabaran Türkiye karşıtlığının temelinde dinsel ve milliyetçi Avrupa şovenizminin son altı aydaki kabarması vardır!İngiltere, Almanya, İtalya, İspanya, Polonya, Finlandiya, İsveç ve Portekiz gibi ülkeler ise Türkiye'yi destekliyor; stratejik sebeplerle ve medeniyetler uyumu gibi insani bir dava gerekçesiyle.Fransa ise, Kıbrıs bahanesiyle Türkiye'nin AB yolunu kesmekle, referandumdan sonra Avrupa Birliği'ni ikinci defa sabote eden, Avrupa'yı bölen bir ülke olarak kendisini de izolasyona itmiş olacak.Gül iyimser, "politikada böyle dalgalanmalar olur, 3 Ekim'de müzakereler başlayacak" diyor.Tabii aklın gereği de budur. t.akyol@milliyet.com.tr DİYARBAKIR dönüşü uçakta Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'e Fransa'yı sordum. Fransa 3 Ekim'de müzakerelerin başlamasını engellemeye çalışıyor. Türkiye ne yapıyor?