Gelelim asıl soruna

Objektif Artık hükümet "Elimde tezkerem var, müdahale ederim!" diyerek Washington, Bağdat ve diğerleri üzerinde baskı yapacak ve bu diplomasi muhakkak bir ölçüde yarar sağlayacaktır.Amerika'daki Ermeni tasarısının Genel Kurul'a gönderilmeden rafa kaldırılması konusunda da tezkerenin dolaylı ama ağırlıklı bir katkısı olacaktır; başlamıştır bile...Bu sebeplerle tezkerenin kabulü siyaseten isabetli olmuştur.Meçhul bir günün sabahında, Kuzey Irak'a operasyonun başladığını da görebiliriz. 1995'teki gibi "35 bin kişilik askeri kuvvet"le değil, az sayıda askerle ama yoğun askeri teknoloji kullanımıyla! TEZKERE geçti. Tezkeredeki "mücavir" (civar) deyimi, PKK'yı destekleyen Barzani'ye ait tesislerin de vurulabileceğinin ifadesidir. Tezkere, askeri harekâtın uygulamada ihtiyaç duyacağı bütün hedefleri kapsayabilecek bir dille yazılmıştır. Zaten Genelkurmay Başkanı Org. Büyükanıt, "Tezkereyi beraber hazırladık" diye açıklama yaptı. Öyle bir askeri harekâta ben destek vereceğim. Fakat biliyorum ki, sınır ötesi operasyon PKK'ya zarar verecek ama bitirmeyecektir.1983'ten itibaren 20 bin teröristin öldürülmesi ve 24 defa sınır ötesi operasyon yapılması da PKK'yı bitirmedi!Öyleyse teröre karşı silahlı mücadele ve sınır ötesi operasyonlar yanlış mı? Hayır! PKK'ya karşı sınır içinde ve ötesinde verilen çeyrek asırlık silahlı mücadele, Güneydoğu'nun önce "kurtarılmış bölge", ardından "koparılmış bölge" haline getirilmesini önledi!Şehitler boşuna can vermemiştir.Bu başarı sağlanmış, ama PKK bitirilememiştir. Onun için, teröre karşı bir yandan silahlı mücadeleyi yürütürken, öbür yandan Org. İlker Başbuğ'un deyimiyle, "PKK'ya katılımları önleme"nin tedbirlerini düşünmeliyiz; asıl mesele budur. Yoksa 20 bin terörist daha öldürülür, yerini yenileri alır! Mücadele boşuna değil Ülkede Türk-Kürt gerilimini tırmandıran, psikolojileri karşılıklı olarak gerginleştiren her olay, her söylem PKK'ya taban kazandıran siyasi, sosyal ve psikolojik faktörleri besliyor! PKK'nın terörü tırmandırmadaki beklentilerinden biri budur. Milli bütünlüğü savunmak heyecanıyla da olsa, masum Kürt vatandaşımızın kendisini itilmiş hissetmesine yol açacak hamasi söylemler de aynı ayrışmayı körüklüyor.Psikolojiler nasıl yönetilir, nasıl birleştirilir? Milli Mücadele'de Mustafa Kemal Paşa'nın davranış ve söylemlerine bir bakın!Çağımızda "etnik çatışmaların yönetişimi" akademik bir disiplin haline gelmiştir. Bu konuda yeterli bilgi birikimi olmadan sırf duygularımızla bu "yönetişim"i iyi yapabilir miyiz?"Örgüte katılmaları önleyemediğimize" göre yapamamışız!Demokrasi, katılım, fikir hürriyeti, ekonomik ve sosyal entegrasyon, bireyleşme gibi süreçlerin etnik milliyetçiliği liberal kültürel kimliğe dönüştürmedeki rolünü sezen PKK'nın 'vekilleri' liberal özgürlük fikrine karşı totaliter 'etnik cemaat' ideolojisini savunuyor!DTP'li Selahattin Demirtaş'ın tahrikçi sözlerinin anlamı budur.Türkiye gelişme, entegrasyon ve demokrasi düzeyi ile, seçimlerde PKK'yı geriletmiştir. Bu, uzun vadede "örgüte katılmaları önlemenin" de küçük bir modelini veriyor bize.Ekonomi, demokrasi, teröre karşı devletin silahlı mücadelesi! Ciltler tutacak çözümün temel kavramları bunlardır. t.akyol@milliyet.com.tr Duyguları yönetmek