Hangisi hain?

BAYRAM gününe rağmen bu densiz soruyu soracağım: Evetçiler mi hayırcılar mı haindir?! Hangisi “bilinçli vatandaş”tır, hangisi “faso fiso vatandaş”tır?!.
Aman hemen “şu taraf öyle” diye cevap vermeyin. Çünkü bu bakış tarzının ikisinin de yanlış olduğunu belirtmek için kaleme alıyorum bugünkü yazımı...
Dünkü Radikal’de değerli dostum Cengiz Çandar, paketin ne kadar olumlu olduğunu anlattıktan sonra şu sonuca varıyordu:
“Bunlara EVET dememek için, ya ‘vicdansız’ ya da ‘Tayyip’e takık’ bir halde ‘ruh sağlığını yitirmiş’ biri veya kafası fosilleşmeye başlamış bir ‘bağnaz’ olmalıyım.
Allah’a şükürler olsun ki hiçbiri değilim.”
Ben de pakete genelde olumlu bakıyorum ve sandıktan evet çıkmasını diliyorum. Ama referandumun bir zekâ yahut ruh sağlığı ya da bilgi yarışması olmadığını da biliyorum.

Jakoben bakış
Kemalist siyaset literatürü, devlet partisi CHP’ye muhalif olanlar hakkında “mürteci, ayak takımı, cahil, psikopat, bilinçsiz, fasa fiso vatandaş, hasolar memolar, hainler” söylemiyle doludur.
Atatürk de Kazım Karabekir’i “en hain dimağlar” diye suçlamış, sonradan İnönü bunun yanlış olduğunu ve 1920’lerin öfkesiyle söylendiğini belirtmişti.
Farklı görüşlere ve farklı hissedişlere böyle bakıldığı için sistem de buna göre kurulmuş ve vatandaşların tercihleri ya bastırılmış ya da vesayetçi kurumlar eliyle kısıtlanmıştı.
Merhum Bahri Savcı’nın 27 Mayıs’ı izleyen “Atatürkçü Demokrasi” kuramının özü buydu.
Jakobenizmin evrensel karakteridir bu.
Merhum Ali Fuat Başgil’i okuyarak demokrasiyi ve milli irade kavramını öğrenmeye başladığım gençlik yıllarımdan beri bu bakışı yanlış buluyorum.
Atatürkçülük adına yapılınca da yanlıştır, liberal demokrasi adına yapılınca da yanlıştır, ikisi de ‘illiberal’dir.

Anlamak için bakmak
Demokrasi diyorsak evetçiler de hayırcılar da olacak. Birbirlerini eleştirecekler, mücadele edecekler. Bizim gibi düşünmeyen kitleleri “yobaz, cahil, göbeğini kaşıyan” diye nitelemek de “ruh sağlını yitirmiş, fosilleşmiş” diye nitelemek de aynı radikalizm madalyonunun iki yüzüdür.
Kategorize ederek değil, anlamaya çalışarak bakmak gerekmiyor mu? Hangi duygularla evet veya hayır diyorlar?
Evet oyları jakoben geleneğin baskılarına maruz kalmış geniş kitlelerin adam yerine konulma ve özgür olma arzusunun ifadesidir...
Hayırcılar evetçilerin bu duygularını anlamalıdır.
Evetçiler de anlamalıdır ki, hayırcılar başka bir baskı ve aşağılanma korkusunu taşıdıkları için ‘hayır’ diyorlar.
Unutmayalım, “anlayışçı sosyoloji” diye bir bilim de var, toplumsal olgulara önce anlamak için bakılır!
Keskin evetçilik veya keskin hayırcılık öbür tarafı ikna etmiyor, aksine kaygılarını kaşıyor; öfkeli, çatışmacı kampanyalarla büsbütün kutuplaşıyoruz!
Birbirimizi anlamayı ve duygularımıza saygı göstermeyi başarsaydık böyle kutuplaşır mıydık? İttihatçı-İtilafçı kavgasından beri yüz yıldır kutuplaşıp çatışıyoruz!
Onun için siyasetimizde rasyonellik dozu düşük, duygusallık dozu yüksek daima...
Diyorum ki biraz anlayışlı olalım. Biraz sakin ve itidalli olalım... Ne Merih’te bir vatan bulacağız ne Jupiter’den vatandaş getireceğiz.
Bayramın ruhaniyeti ve barışıklık duygusu inşallah sinirlerimizi biraz teskin eder de huzurlu bir referandum yaparız.
72 milyonun bayramını kutluyorum.