Hizbul - vahşet

Hizbul - vahşet


GAFFAR Okkan bir şehittir, bir milli kahramandır, bir milli bütünlük simgesidir.
Diyarbakır'da on binler Gaffar Okkan'ın arkasından göz yaşı döktü... Matem ifadesi olarak kepenk kapattı... On binlerce Kürt vatandaşımız, terörü lanetlemek ve Gaffer Okkan'a olan sevgilerini haykırmak için meydanları doldurdu...
Diyarbakır Belediye Başkanı HADEP'li Feridun Çelik, cinayetten hemen sonra terörü kınadı, Okkan'a olan sevgilerini anlattı, halkın acısına tercüman oldu. Çelik'in bu davranışını alkışlıyorum.
Görevi sırasında terörle kahramanca mücadele eden, Hizbullah canavarına ağır darbeler indiren, herkesin sevgilisi şehit Okkan, cenazesiyle de devlet - millet kaynaşmasının simgesi oldu...
Çok iyi düşünmeliyiz: Diyarbakırlı Kürt vatandaşlarımız, devletin ülkesi ve milletiyle bölünmezliği için canını dişine takarak savaşan bu emniyet müdürünü neden bu kadar sevdi?
* * *
GAFFAR Okkan, terörizme karşı savaşırken, halkın içindeydi. Tepeden bakmıyordu. Kahvehanelerde halkla oturup sohbet ediyor, dertleriyle dertleniyordu. Diyarbakırspor'un en büyük 'taraftarı' idi. Halkın sorunlarıyla ilgilenir, sümüklü bir yoksul çocuğu kucağına alıp sevmeyi bilirdi.
Eskiden güvenlik tedbiri olarak trafiğe kapatılmış olan Şehitlik Caddesi'ni trafiğe, halka açması da Okkan'ın düşünce ve ruh aydınlığının bir göstergesiydi.
Diyarbakırlılar Okkan için gözyaşı dökerken, TV kameralarına "Bize çok iyi davranıyordu" diyorlar. "Halka iyi davranan devlet" özlemidir bu...
Okkan, bu sebeplerle, sadece bir şehit ve kahraman değil, devlet - millet kaynaşmasının nasıl mümkün olacağını gösteren bir simge, bir anıt idi...
Bu kutsal simgenin kalıcı bir anısı olmak üzere, şehit edildikleri yerde Okkan ve arkadaşlarının bir anıtının dikilmesini öneriyorum; Tantan'ın dikkatine sunuyorum...
* * *
HİZBULLAH Güneydoğu'nun 'hayat'a kapalı, yoksul, eğitimsiz, işsiz, mesleksiz, öfkeli varoşlarının zehirli ürünüdür.
Güvenlik konularını iyi bilen gazeteci Emin Demirel, yeni çıkan "Hizbullah" adlı kitabında örgütün yapısını anlatırken, sosyolojik kökler olarak, çok nüfuslu yoksul aile faktörünün, sosyo ekonomik kaynaklı öfkenin, etnik sebeplerin rolünü ortaya koyuyor, "psikopat tipli, hırsız, yankesici" gibi tipleri kullandığına dikkat çekiyor. (Sf. 35, 53)
Diyarbakır DGM Savcısı'nın 25 Mayıs tarihli iddianamesinde de Hizbullah'ın "kasaba ve kent varoşlarındaki yoksul ve cahil... lümpen ve alt gelir grubu" kesimlerde örgütlendiğini belirtmişti.
Bu sosyo ekonomik, kültürel ve etnik çatışma faktörlerinin üst üste binip birbirini azdırmasının yarattığı terör marazı, PKK'da devrimci Marksizm, Hizbullah'ta ise devrimci Şii İslam (Humeyni) söylemiyle kendini dışa vurmuştur.
Araştırmadan konuşan Milli Eğitim Bakanı Bostancıoğlu, Başbakan Ecevit'in bu konularda nasıl dikkatli ve analitik bir üslup kullandığına bakmalı, onun üslubunu taklit etmelidir.
Ünal Erkan'ın söylediği gibi, sosyolojik faktörler sebebiyle, "bir terör örgütü bitse, öteki türeyebilir." Bunun için, Türkiye teröre karşı daima azami derecede duyarlı ve tedbirli olmalıdır.
Sadece polisiye tedbirlerle değil, rahmetli şehit Okkan'ın örnek olduğu gibi, devletin halkını memnun etmesiyle, sorunlu kesimlere 'yaşama sevinci' götürmesiyle...
Gaffar Okkan ve arkadaşlarını saygıyla, şükranla, rahmetle anıyorum.