İç göç, tehdit ve fırsat

Demek ki, sorun 'bölge' ile sınırlı değil, "etnik" bir sorundur!Bu tablo bir 'tehdit'tir! Çünkü yarattığı "gettolaşma" kültürel çatışmaya ve politik militanlığa zemin hazırlıyor, terör örgütleri buralardan kolayca militan devşirebiliyor.İç göç aynı zamanda Türkiye için bir imkândır. Çünkü uzun vadede "entegrasyon"u, yani "üniter devlet"in ve "vatandaşlık" kavramının sosyolojik zeminini güçlendirecektir. MİLLİ Güvenlik Kurulu'nun iç göç meselesini incelemesi normal, çünkü iç güvenlikle yakından ilgili... Şehirlere yığılma biçiminde gerçekleşen hızlı ve düzensiz iç göç, sosyal ve kültürel gettolar yaratıyor, bu da başta Kürtçülük olmak üzere sağ ve sol aşırılıklara uygun bir zemin hazırlıyor. DİE'nin "doğum yerine göre nüfus" istatistiklerine göre: Türkiye'de Diyarbakır doğumluların sayısı 1 milyon 575 bin. Ama Diyarbakır'daki Diyarbakırlıların sayısı 1 milyon 362 bin... Demek ki, 210 bin Diyarbakırlı bütün Türkiye'ye dağılmış.Mersin'in nüfusu 1 milyon 651 bin... Güneydoğu illerimizden göçerek Mersin'e yerleşmiş vatandaşlarımızın sayısı ise 146 bin.3 milyon 370 bin İzmirlinin 230 bini Güneydoğu doğumlu.10 milyon nüfuslu İstanbul'da Güneydoğu doğumluların sayısı 538 bin...Son yirmi beş yılda üç Güneydoğuludan biri batı illerimize göçtü. Şehirlere ilk gelenler dayanışma ihtiyacıyla genelde "hemşeri mahalleleri"ne yerleşiyor. Bu durumda din, mezhep ve etnik kimlikler keskinleşiyor. MGK'ya sunulan raporda, terörle mücadele döneminde 14 ilin kırsalında oturan 355 bin kişinin evini terk ettiği belirtiliyor! Bu "zorunlu göç" olgusu militanlaşma dozunu yükseltiyor ve "duyguların yayılması" sürecinde militanlaşma bu rakamları çok aşıyor.İşte PKK'nın toplumsal kökleri! Doğudan batıya göç Sosyolojik araştırmalar gösteriyor ki, göçen ilk iki nesilde gettolaşmaya bağlı olarak yüksek tepki ve militanlaşma görülüyor. Ama göçülen şehirde yerleşme süresi uzayıp da "getto"nun dışında iş, dostluk ve ikamet ilişkilerinin gelişmesiyle militanlaşma geriliyor, entegrasyon duygusu güçleniyor.Demek ki: Sanayileşme ve şehirleşme kitlevi göçler yaratır, bu kaçınılmazdır; tehlikeleri olduğu gibi toplumsal entegrasyon açısından Türkiye için bir fırsattır. Bu kadar iç içe geçmiş bir nüfusu, kitlevi boğazlaşmalar olmadan ayıramazsınız. "Self determinasyondan" bahseden Ahmet Türk bunu iyi bilmeli!Uluslararası hukuk "asimilasyon"u reddediyor ama "entegrasyon"u destekliyor. Türkiye'nin göç, iskân ve nüfus politikalarını entegrasyon amacıyla düzenlemesi tartışmasız bir egemenlik hakkıdır.Şehirleşme ve istihdam mutlaka uzun vadeli ve temel bir devlet politikası olarak planlanmalı, gereken kaynak ayrılmalıdır. Yine sosyolojik araştırmalar gösteriyor ki, toplu konutlar gettolaşmayı önlüyor, liberal bireyleşmeyi geliştiriyor.Bu muazzam ekonomik kaynağı yaratabilmek için mevcut ekonomik büyüme mali disiplin içinde devam ettirilmelidir. Bunun da şartı, siyasi istikrarın korunmasıdır. Özetle, terörle mücadelenin ve milli bütünlüğümüzün 'sosyolojisi' fevkalade önemli. t.akyol@milliyet.com.tr Uzun vadede fırsat