İnsani gelişme

İnsani gelişme


     BİRLEŞMİŞ Milletler Kalkınma Programı (UNDP) tarafından her yıl yayınlanın "İnsani Gelişme Raporu"na göre, 1999'da Türkiye 174 ülke arasında 86. sıradaydı, bu sene 85. sıraya yükselmişiz.
       1999 yılının tablosundan ilginç birkaç örnek:
     "İnsani gelişme"de Türkiye 86. sırada... "Gerici" İran bizim gerimizde 95. sırada, ama "ilerici" Suriye ondan da geride, 111. sırada!
       Piyasa ekonomisinin başarılı örneklerinden Müslüman Malezya ise bizim çok ilerimizde 56. sırada...
       Komünist Küba 58., Komünist Çin 98. sırada...
       Demek ki dinle ve rejimle fazlaca ilgili değil. Çünkü "insani gelişme indeksi" üç veriye göre hazırlanıyor:
       . Ortalama ömür: Tabii bu da büyük ölçüde sağlık harcamalarına bağlı... Yani para...
       . Eğitim düzeyi: Bu da bütçenize ve bütçeden ayırdığınız paraya bağlı, yine para...
       . Milli gelir: Bu da açıkça para zaten; yatırım ve üretimle ilgili...
       Petrol zengini Suudiler bile bu üç ölçütte bizim önümüzde 76. sırada!
       * * *
     150 YILDAN beri 'çağdaşlaştığımız' halde bu tabloda neden hala "orta düzeyde gelişmiş ülkelerin" ortasındayız? Uzun, karışık, cevabı zor mesele... Ben kestirmeden bir cevapla, bizim çağdaşlaşma modelimizin ekonomik ve sosyal gelişme öncelikli olmadığına bağlamak eğilimindeyim... Neyse...
       Bu tablo böyle kalmayacak...
       Suudiler petrol parasıyla vatandaşlarına daha çok eğitim ve sağlık verebiliyorlar ve daha 'paralı' bir hayat sağlayabiliyorlar... Halk da hem rejimin baskısı altında hem 'aşiret' kültüründen gelen "minnettar olma" duygusuyla ses çıkarmıyor.
       Ama bir süre sonra göreceğiz ki, ömrü uzayıp yaşama sevinciyle tanışan, eğitimi artıp dünyayı öğrenen halk gözünü de açacak. Cebindeki parayı "minnettarlıkla" karşılamak şöyle dursun, 'kazandığını' düşünecek, hatta bir meclis kurulmasını, petrol gelirlerinin orada tartışılmasını isteyecek...
       Türkiye'de ortalama ömür 69 yılmış... Demek ki "mezarda emeklilik" lafı palavraymış... Benim bu kadar ömrüm varsa, Suudi rejiminin ya dilerim ki evrimle, ya korkarım ki devrimle değiştiğini göreceğiz.
       Çin ve Küba da öyle, Suriye de öyle, İran da...
       * * *
     İNTERNETTE ararken UNDP'nin "İnsani Gelişmenin On Yılı" adlı raporu buldum. BM için Bangladeşli Profesör Muhammed Yunus yazmış. "İnsani gelişme için bazı kabiliyetler gerekir ki onlarsız olmaz" diyor.
     "Bunlar insanı daha uzun ve sağlıklı bir hayata, daha yüksek bir hayat standardına ulaştıracak bilgilerin kullanımını sağlar..."
       Ve devam ediyor:
     "Siyasi, sosyal, ekonomik ve kültürel hürriyetler, topluluk duygusu, yaratıcı ve üretici olmak için gereken fırsatlar, kendine saygı bilinci ve insan hakları..."
       Çok yoksul ülkeler için "insani gelişme"nin ilk eşiği gıda ve içme suyu... Ondan sonra okul, konut, yol... Düzey yükseldikçe gelişmenin gerekleri değişiyor.
       Aynı rapordan başka bir cümle:
     "Kadınların bütün karar mekanizmalarında % 30 oranında temsil edilmeleri kritik bir eşiktir, ekonomik, sosyal, siyasi, milli ve yerel bütün karar mekanizmalarında..."
       Bugünkü gelişmiş ülkelerin de ötesinde bir "insani gelişme" düzeyi... O seviyenin gerektirdiği iş, üretim, yaratıcılık, eğitim, finansman, organizasyon vs. düzeyini bir düşünün...
       İşte "muasır medeniyet seviyesinin üstü" odur...
       Yolu da, Prof. Yunus'un yazdığı gibi devletçilik değil liberal hürriyetler...



Yazara E-Posta: t.akyol@milliyet.com.tr