İran nereye?

İran nereye?


İRAN bir ikilemle karşı karşıya... Bu ikilemin temsilcisi de Cumhurbaşkanı Hatemi...
Ortadoğu uzmanı Reuel M. Gerecht'e göre, İran, "devrimci İslam" ve "modernleşme" arasında bir ikilemi yaşıyor. Hatemi İslam ya da modernizm lehine "devrimci" davranmıyor, İslamla modernizmi bağdaştırmak istiyor:
"Devrimci liderden faklı olarak, Hatemi biliyor ki, İslam devrimi, yaşamak için, bazı belli modern realiteleri kabul etmelidir. Hatemi aklın, inancın ve kutsal hukukun (fıkıh) kaynaşabileceğine, kaynaşmak zorunda olduğuna inanıyor."
Hatemi, konuşmalarında Hıristiyan dindar Püritenlerin liberal Amerikan medeniyetinin kurulmasındaki olumlu rolünü örnek veriyor: (Herald Tribune, 9 Haziran 1999)
Hatemi ve taraftarları "karşı devrim"ci değiller; hürriyetleri adım adım genişleterek ılımlı bir değişimi temsil ediyorlar. Bir tür liberalleşme yani.
* * *
ARAP rejimlerinden farklı olarak, İran liberal toplumsal dinamiklere bir ölçüde sahiptir: Okumuş kentli orta sınıf İran'da Arap ülkelerinden daha gelişmiştir.
Onun için İran'da seçimleri tutucu Natık Nuri kaybetmiş, "değişim" sloganıyla Hatemi kazanmıştı. Onun için İran'da şimdi öğrencilerin öncülüğünde "insan hakları, özgürlükler, sivil toplum, hukuk devleti" gibi liberal sloganlarla gösteriler yapılıyor.
Hiçbir Arap ülkesinde görmüyoruz bunu. Suriye, Irak ve Mısır gibi ülkelerde 'modernist' otoriter rejimler "yukarıdan aşağıya" mekanizmalarla toplumu ve ekonomiyi sıkı denetim altında tutmakta, liberalleşmeyi talep edecek toplumsal dinamikleri sınırlamaktadır.
Suudi Arabistan türü rejimlerde ise petrol dolarlarını "yukarıdan aşağıya" dağıtarak, en ilkel bir seçilmiş organa dahi izin vermeden despotizm sürdürülmektedir.
* * *
İRAN'DAKİ İslami rejim ise, Şah'ın modernist diktatörlüğüne karşı "aşağıdan yukarıya" bir ayaklanmayla kurulmuş, sınırlı da olsa seçilmiş parlamento ve seçilmiş Cumhurbaşkanlığı gibi kurumlar yaratmıştır.
Şah'ın diktatörlüğüne karşı ayaklanma, "basın hürriyeti" ve "hukuk devleti" gibi liberal değerleri kitlelere adeta şırınga etmişti.
Aynı zamanda Devrim mollalara anayasal kontrol yetkisi tanıyan "Velayet - i Fakih" gibi, "Rehberlik" gibi oligarşik ve ideolojik baskı kurumlarını da kurmuştu.
İşte İran'ın ikilemi: Bir tarafta Velayet - i Fakih, Rehberlik, polis, milis, yargı, KİT'ler, molla KİT'leri gibi tutucu ve baskıcı cihazlar... Öbür tarafta "seçilmiş" Hatemi liderliğindeki değişimci kitleler ve özellikle üniversite!
Dün şah diktatörlüğüne karşı mücadele eden üniversitede şimdi mollaların diktatörlüğünü protesto etmek için rektör ve 18 dekan istifa etmektedir!
İran liberalleşmeye mecburdur. Çağın liberal realiteleri olan "glasnost" veya "perestroyka" işte şimdi İslam devriminin de kapısını çalmaktadır!
İran, rejimin direnmesi yüzünden liberalleşmeyi başaramazsa, iç savaşa kadar sürüklenebilir; hatta İslam - modern çatışmasına etnik çatışmalar da eklenebilir ve bütün bölge için felaket olur.




Yazara E-Posta: t.akyol@milliyet.com.tr