İsrail nereye?

İSRAİL devletinin nereye gittiğini işaret eden en tipik kavram “apartheid” yani ırk ayırımcılığının yaratacağı büyük sorunlar olsa gerek... “Ayrı tutma, ayırma” anlamına gelen bu kavram ırkçı Güney Afrika’nın özelliğiydi.
İlerde büyük patlamalara yol açacak sorun şu: İsrail’de Müslüman nüfusu daha fazla artıyor! İsrail ‘güvenlik’ gerekçesiyle bu nüfusun ekonomik ve sosyal hayatına gittikçe daha fazla ağırlaşan kısıtlamalar koyuyor: İş, eğitim, seyahat, ticaret imkânları ‘ikinci sınıf’tan da aşağı!
Ve tabii “İsrail’in zencileri” olan Filistinlilerde öfke artıyor.
Batı basınında İsrail için zaman zaman “apartheid” kavramı kullanılıyor. Ünlü insan hakları savunucusu Güney Afrikalı rahib Desmond Tutu 2002 Nisan’ında İsrail’i ziyaret ettiğinde “İsrail apartheid uyguluyor” diye beyanat vermiş, İsrail’in ve lobilerin büyük tepkisini çekmişti.
Mesele artık bir ‘niteleme’ olmaktan öteye, gittikçe maddi, reel bir olgu haline geliyor.
Türk basınında da İsrail için bu kavram zaman zaman kullanılıyor. Cengiz Çandar ve Hilal Kaplan’ın dünkü yazılarında da gördüm.

Nüfus hareketleri
Vikipedia’ya göre 1950 yılında İsrail nüfusunun yüzde 9’u Müslümanlardan oluşuyordu, bugün bu oran yüzde 20’yi geçmek üzeredir!
İsrail toplumu çok doğurgan değil, onun için sürekli Yahudi göçünü teşvik ediyor ve göçle gelen Yahudileri, işgal altında tuttuğu Filistinli Arap topraklarına, Gazze’ye ve Batı Şeria’ya yerleştiriyor.
Şu anda yasadışı olarak bu Filistinli Arapların topraklarına yerleşmiş ya da yerleştirilmiş; ev, apartman, bağ, bahçe, işyeri kurmuş Yahudilerin sayısı 480 bin!
BM kararlarını çiğneyerek yapılmış yerleşimler bunlar.
Arap doğurganlığı biraz azaldığı halde, bir Arap kadın, bir İsrailli kadından en az bir çocuk daha fazla dünyaya getiriyor.
İsrail’in bir de “İsrail’i terk eden Yahudiler“ problemi var: 1990-2005 arasında 230 bin İsrailli, ülkesini terk edip dünyanın başka yerlerine göçmüş. Bunun güvenlikle, ekonomiyle ilgili sebepleri olduğu gibi “siyonist olmayan Yahudiler” diye bir boyutu da var.
Bazı Yahudi tarikatları, Mesih gelmeden önce İsrailoğullarının devlet kurmasını Tevrat’a aykırı buluyorlar. Ellerinde Türk bayrağıyla İsrail’i protesto eden fötr şapkalı, bukle saçlı Yahudiler böyledir.

Çözüm zorlaşıyor
İsrail, Batı Şeria ve Gazze’yi işgal altında tuttukça; haksız, hukuksuz ve gaddar “nüfus yerleştirme” politikasını sürdürdükçe çözüm de zorlaşıyor:
* BM’nin ve dünyanın kabul ettiği “iki devlet” çözümü zorlaşıyor, çünkü Arap Filistin devletinin kurulacağı topraklarda Yahudi yerleşimcilerin sayısı artırılıyor. Bunlardan sadece Amerika’daki “İsrailsever cemaatler”in yerleştirdiği Yahudi göçmen sayısı 220 bindir! (Timothy P. Weber, On The Road to Armageddon, sf. 225)
* İsrail’in amaçladığı türden bir çözüm de büsbütün imkânsızlaşıyor, çünkü İsrail’in topraklarındaki Arap nüfusu, tüm İsrail nüfusunun yüzde 20’sine ulaşmış durumda!
Ve... TV’lerden flaş haber: İsrail ambargoyu hafifletiyor!
Ne yapıyor? Bisküvi ve meyve suyu üzerindeki yasağı gevşetiyor!
Değişen nüfus kompozisyonu, kendi gaddarlığı yüzünden yalnızlaşan İsrail ve “meyve suyu, bisküvi” çözümü!
ABD İsrail’i BM kararları çerçevesinde bir barışa zorlamazsa, bu dinamit bir gün patlar! Çok fena patlar...
Not: NATO üyesi Türkiye’nin BM’de İran’ın yanında ve uzaktaki Brezilya’yla beraber dünyaya karşı oy kullanması büyük bir hatadır, diplomatik bir yenilgidir, maalesef.