İstanbul ve Tunceli

Objektif Bu tablo Türkiye'de "nüfusun üçte birinin iç göçle yer değiştirmiş" ve ""en yoksulların yarısının Güneydoğu'da" olmasıyla ilgili... Sanayileşen bütün ülkelerde görüldüğü gibi, nüfus, daha verimli ve daha kârlı bölgelere göçüyor: İngiltere'de güney, İtalya'da kuzey gibi.Onun için "yeniden harmanlanıyoruz, yeniden diziliyoruz."Hacettepe Nüfus Etütleri Enstitüsü'nün bulguları da bunu doğruluyor: Tarihi süreç bir kenara, son çeyrek asırda Doğu ve Güneydoğu'da her üç kişiden biri Batı illerine göçtü, yerleşti.İstanbul bunun örneği. KONDA araştırmasına göre, İstanbul'da yaşayan ve kimliklerini Kürt olarak ifade eden vatandaşlarımızın sayısı 1 milyon 571 bin. Dünyanın hiçbir şehrinde bu kadar Kürt yok. Göç olgusu ağır altyapı sorunları doğuruyor, gettolar ve kültürel şoklar yaratıyor. Türkiye'nin önündeki uzun yolda kasisler ve keskin virajlar oluşuyor. Ama madalyonun öbür tarafında daha fazla iç içe geçiyoruz, daha bir 'bölünemez' hale geliyoruz.Yine İstanbul örneği... KONDA'ya göre, İstanbul'daki Kürt kökenli vatandaşlarımızdan 18 yaşın üstünde, yani "seçmen" durumunda olanların sayısı 833 bin. Bunun ne kadarı DTP'ye oy verecek? KONDA'ya göre, yüzde 25'i; dört kişiden biri.Geçen seçimde yüzde 30'du bu rakam. Demek ki nispi bir azalma var.İç göç sürecinde siyaset sosyolojisi bakımından en önemli dinamik yaşanıyor: Yerleşilen şehirde oturma süresi arttıkça, iş ve sosyal ilişkiler geliştikçe ve sosyal statü yükseldikçe entegrasyon güçleniyor, DTP'ye oy verme oranı daha da düşüyor.Ekonomik gelişme etnik milliyetçiliğe her zaman çözüm değildir ama Türkiye'de ekonomik faktör nüfusu harmanlayarak, iç içe geçirerek entegrasyonu güçlendiren bir işlev görüyor.İç göç uzun vadede etnik milliyetçiliğin tabanını aşındıran sosyolojik bir süreçtir. İç göç ve siyaset Bölgeye baktığımızda ilk göze çarpan işsizlik, yoksulluk, eğitimsizlik... Bu bir yandan siyasi radikalizmi, öbür yandan bölgeyi kalkındıracak yatırım, istihdam ve güvenlik gibi faktörlere duyulan özlemi güçlendiriyor.Tunceli Belediye Başkanı Songül Erol bölgedeki bu özlemin bir örneğidir.Songül Hanım'a zaten gıyabi bir sempatim vardı. Derya Sazak'a yaptığı açıklamalar bu sempatimi güçlendirdi. Songül Hanım kışkırtıcılıktan uzak, yapıcı bir dil kullanıyor, militan değil, 'belediye başkanı' gibi konuşuyor.Bu konuda Başbakan Erdoğan'la aramda geçmiş bir konuşmayı yazmak istiyorum. CNN Türk için mülakat yaptığımda Başbakan bölge belediyeleri hakkında genel şeyler söylemişti. Yayın arasındaki sohbetimizde, Tunceli Belediye Başkanı Songül Hanım'ın çalışmalarını överek hükümet olarak da destek olduklarını söylemiş ama eklemişti:- Bunu yazmayın! Belki kendisi istemez.Songül Erol, Milliyet'teki açıklamalarında hükümetin "önemli katkısının olduğunu" anlattığı için, ben de Başbakan'ın söylediklerini artık yazıyorum.Netice: Bu kadar iç içe geçiyoruz, ayrılamayız bu bir... İkincisi, bölge kalkınması da ülke ekonomisiyle daha fazla entegrasyonu gerektiriyor. Böylece yoksulluğun da kimlik sorunlarının da genel çözüm ilkeleri oluşuyor: Etnik milliyetçilik değil, ülke bütünlüğü ve üniter devlet içinde, demokrasi ve ekonomik kalkınma yoluyla sosyal entegrasyon. t.akyol@milliyet.com.tr Kalkınmanın yolu?