Kafkasya krizi

Eklenme Tarihi29.08.2008 - 3:41-Güncellenme Tarihi29.08.2008 - 3:42

TÜRKİYE hiçbir olayda KKTC ile karşı karşıya gelmemişti. Ama şimdi, şu tabloya bakın:
KKTC Cumhurbaşkanı Talat, Abhazya ve Güney Osetya'nın bağımsızık ilanına "saygı duyduğunu" belirtiyor! Çünkü KKTC'nin durumu ile Abhazya ve Osetya'nın bağımsızlık ilanı arasında belli bir benzerlik vardır. Bu tezin güçlenmesi, Rumlarla yürütülmekte olan müzakerede KKTC'nin elini güçlendirecektir.
Türkiye ise, baştan beri Gürcistan'ın toprak bütünlüğünü savunuyor. Hatta Abhazya ve Osetya'nın 26 Ağustos'ta (Rusya'ya katılmak üzere) 'bağımsızlık' ilanından hemen sonra "Gürcistan'ın toprak bütünlüğü"nü vurgulayan ilk açıklamayı, Batılı devletlerden de önce Ankara yapmıştır! Çünkü, Kuzey Irak ve Karabağ gibi hayati konularda da Türkiye'nin temel tezi "ülkelerin toprak bütünlüğü"dür.
Türkiye ile KKTC'yi bile böyle farklı tavırlara iten Gürcistan sorunu, Kafkasya'dan başka Ortadoğu ve Orta Asya'da da yeni krizleri tetikleyebilecek niteliktedir.

Ne İsa, ne Musa

Rusya, yanına Orta Asya cumhuriyetleriyle Hindistan'ı ve bir ölçüde Çin'i alarak "Şanghay Zirvesi"nde Batı'ya karşı bir 'blok' dengesi kurmaya yönelmiştir.
Yeni bir Doğu-Batı kutuplaşması en çok Türkiye'ye zarar verecektir. Montrö Antlaşması dolayısıyla Moskova'nın Türkiye üzerinde şimdiden yarattığı baskı, bunun tipik örneğidir.
Ama artık Soğuk Harp döneminde değiliz; Türkiye ile Rusya arasında kuvvetli iktisadi bağlar ve siyasi ilişkiler vardır. Türkiye bunu gözden çıkaramaz.
Türkiye, Batı'yı hiç gözden çıkaramaz; stratejik ve ekonomik faktörlerin yanında, terörle mücadele ve enerji koridoru politikaları da Batı ile işbirliğini sürdürmemizi zaruri kılıyor.
Bu tablo karşısında Türkiye Rusya ile Batı arasında bir "karışmazlık politikası" mı izlemeli? Fakat o zaman Türkiye'nin İsa'dan da Musa'dan da olması riski vardır.
Siyasi rol almayı reddederek kenara çekilen bir ülke, coğrafyasının ve ittifaklarının kendisine kazandırdığı önemi kendi eliyle azaltmış olmaz mı?!

Kriz tırmanırsa

Dün Ankara'da görüştüğüm bazı yetkililer, Türkiye'nin politikasını şu sözlerle formüle etti:
"Batı ile beraber ama Rusya'ya militanca karşı çıkmayan, Moskova ile iyi ilişkilerimize önem veren bir politika..."
Ve bu politikanın gereği olarak:
"Elbette Gürcistan'ın toprak bütünlüğünü destekliyoruz, ama hiçbir bildirimizde Rusya'yı suçlamadık, hatta eleştirmedik! Batılı müttefiklerimizle beraber hareket ediyoruz ama NATO bünyesinde ve Batılı müttefiklerle görüşmelerimizde Rusya'yı cezalandırmaya kalkmanın yanlış olacağını da ısrarla anlatıyoruz!"
Evet, Türkiye, Rusya'ya herhangi bir yaptırım uygulanmasına karşı! NATO'nun Kafkasya'ya Awacs uçakları göndermesine Ankara'nın izin vermemesi de bu politikanın bir örneğidir.
Türkiye'nin Batılı müttefikleriyle dayanışmalı bir politika izlemesi ve "toprak bütünlüğü" ilkesini vurgulaması isabetlidir! Rusya ile ilişkilere özen göstermesi de isabetlidir.
Ancak kriz tırmanır da bu yeni Doğu-Batı kutuplaşması keskinleşirse Türkiye bu "dengeli"  politikayı sürdüremez. Öyle bir kutuplaşmanın tetikleyeceği zincirleme gelişmeler Rusya'ya da Batı'ya da çok zarar verir. Herkes bundan sakınmalıdır.

Etiketler