Kapitalizm krizde!

KEMAL Derviş’in “Dünya Ekonomisinin Yeni Yapısı Üzerine Perspektifler” konulu konuşmasını okudum. Derviş bir ekonomist olarak dünya çapında saygın bir isim olduğu gibi, BM Kalkınma Programı Başkanı olarak da son derece önemli bir otoritedir (*).
Konuşmasında, 1820’den 2006 yılına kadar dünya ekonomisindeki temel eğilimleri resmeden grafikte açıkça görülüyor ki, ekonomide büyüme ve kriz dönemleri birbirini izliyor.
Karl Marx da “kapitalizmin dönemsel krizleri”ni anlatmıştı!
Aynı nitelikte olmamakla birlikte, Derviş, dünya ekonomisindeki büyüme-kriz sarmalına dikkat çekiyor, büyüme ve krizlerin “dönemsel” (devrevi) olduğunu gösteriyor. Son on yılda:
-  1997’de Asya finans krizi, bunun Rusya ve Latin Amerika’yı da sarsması...
-  2001’de Amerika’da balon gibi şişen bilişim sektörünün çökmesi...
-  Ve 2008, halen içinde yaşadığımız finansal ve parasal şok!
Derviş, küresel krizlerin en çok Asya ve Afrika ülkelerine zarar verdiğini anlatıyor.

Marx haklı mı?
Derviş’in uzun akademik konuşmasından sonra, gazetelerde İş Bankası Genel Müdürü Ersin Özince’nin sözlerini okuyorum:
“İnsanların büyük yoksulluk çektiği bir dünyada bir ülkede yüksek kâr iştahının sebep olduğu denetimsizlikler yüzünden, insanlığın refahına gidecek paraların krizlerde kaybolması bir skandaldır...”
Özince, IMF disiplininin devam etmesi gerektiğini de belirtiyor.
Para hareketlerinin çok iyi kokusunu alan ünlü spekülatör Soros’un dünya finans piyasalarındaki çalkantının sonbaharda ağır bir krize dönüşeceğini söylemesi önemlidir!
Büyüme ve ardından kriz; kapitalizmin dönemsel krizleri!
Marx haklı mıymış?!
Marx sosyolojiye sınıf analizleriyle önemli katkılarda bulunmuş, kendi döneminin ekonomisini iyi analiz etmiş büyük bir filozof, fakat kötü bir ideolog ve kâhindi!
Dönemsel krizler, Marx’ın kehanetinin aksine, piyasanın kaldırılmasını değil, ‘düzenlenmesi’ni gerektiriyor.
Amerika’daki mortgage krizinin Kazakistan’daki emlak piyasasını sarstığı bir dünyada da ‘uluslararası düzenleme’ sorunu! 

Zor dönem
Bu seneki Davos toplantısının konularından biri şuydu:
“Mahalleye yeni bir şerif lazım!”
Yani hem serbest piyasa, hem bir düzenleyici olmalı!
IMF ve Dünya Bankası ülke ekonomileri içindir; uluslararası piyasaları ‘düzenleyecek’ kurumsal otoriteler yok!
Dünya ekonomisini ‘düzenleme’yi zengin ülkeler yapamaz mı?
Derviş, zengin ülkelerin ‘düzenleyici’ politikaları Asya, hele de Afrika ekonomilerinde daha büyük daralmalara yol açabilir, diye uyarıda bulunuyor. Zengin ülkelerin egoizmine dikkat çekiyor, örnek olay olarak, G-8’lerin Hindistan’ı “öğle yemeğine davet etmelerini” eleştiriyor!
Dünya ekonomisinde “Daha iyi ve daha eşitlikçi küresel bir yönetişim” anlayışıyla ‘düzenleyici’ kurumların geliştirilmesini savunuyor. “Finansal İstikrar Forumu” ve “Uluslararası Para ve Finans Komitesi” gibi kurumlara gelişmekte olan ülkelerin söz sahibi olarak katılmasını istiyor.
Belli ki “Kapitalizmin dönemsel krizleri” dizisinde yeni bir tarihsel süreçten geçiyoruz!
Tedbir almak zordur çünkü insanoğlu sırf “akılcı” bir yaratık olmadığı için, çok defa yatağa düşmeden acı ilacı içmiyor.

* Derviş’in bu fevkalade önemli konuşmasını Google’da “Derviş+Perspektives” yazarak bulabilirsiniz.