‘Kara günler’de iktidar

DÜNYA piyasalarındaki yangında son dört gün: "Kara pazartesi" gününde Amerika'da Lehman Brothers adlı yatırım bankası 600 milyar dolar gibi akıl almaz borcu yüzünden iflas etti! Merrill Lynch, 50 milyar dolara satın alınarak iflastan güçlükle kurtarıldı...
"Kara salı" günü, en büyük sigorta şirketi AIG'yi iflastan kurtarmak için Amerikan Merkez Bankası, 85 milyar dolarlık kaynak aktardı, hükümet AIG'ye el koydu! Ama bu 'devlet müdahalesi' yetmedi! "Kara çarşamba" günü Amerika'daki kriz Avrupa'ya sıçradı, İngiltere'de en büyük mortgage şirketi HBOS'un çökmesini önlemek için 12.5 milyar sterline satın alındı...
"Kara perşembe" günü Amerikan borsaları yüzde 5 kayba uğradı, Rusya'da çöküş durdurulamadığı için borsa kapatıldı!.. Dünya Merkez Bankaları piyasalara 187 milyar dolar pompaladılar! Fakat kara delik o kadar büyük ki, kapanmadı...
Krizler hep finans sektöründe! (Lenin'in 'finans kapital' kavramına dayalı "emperyalizm teorisi"ni hatırlıyor musunuz? Doğru mu, yanlış mı? Merak eden araştırsın.)

Tehlike mi, fırsat mı?
Bu işlerden anlayan uzmanları dinliyorum, iki vurgu yapıyorlar:
-  Dünya ekonomisi geçen beş yılda yüksek oranlı olarak büyürken finans sektörü aşırı şişmişti, şimdi patlıyor! Bu öyle ağır bir kriz ki, 2011 yılından önce ekonomik büyüme yok artık!
Türkiye için de bir alarm tabii! Ekonomik küçülme kaç ailenin aşını, işini mahvedecek?!
-  Bu kasırgalardan kaçan paralar güvenli limanlara gidecektir. Parayı elden kaçıran ülkeler daha büyük kayba uğrayacak ama parayı çekecek 'güvenli liman' durumundaki ülkeler için büyük bir fırsattır bu!
'Güvenli limanlar' denildiğinde ilk akla gelen üç ülke var: Brezilya, Türkiye, Tayland!
Çünkü bu ülkelerin mali sistemleri sağlam görülüyor; faizleri de yüksek! Fırtınadan kaçan para bu ülkelere giderek güvenli ve yüksek faiz geliri sağlayabilir!
Bizim mali sistemimizin sağlam olmasının sebebi, Kemal Derviş'in reformlarıdır ve hükümetin beş yıldır uyguladığı mali disiplindir; bu sayede bizim mali sistemimiz şişmedi. İnşallah onu bile sarsacak bir 'tsunami' gelip çarpmaz!

Hükümete bağlı
Demek ki, hükümet parayı çekmek için Türkiye'nin 'güvenli liman' olduğu izlenimini güçlendirmelidir. Bunun için rasyonel ekonomik yönetim ve mali disiplin gibi temel ekonomik veriler yetmez; hükümet siyaseten de istikrar ve iyi yönetim görüntüsü vermelidir. Laiklik tartışmalarından uzak durmalı, politik tansiyonu düşürmeli, yolsuzlukların üzerine giderek hem sisteme güveni artırmalı, muhalefetle normal ilişkiler geliştirmeli...
Bunlar da yetmez. Gelen paranın götüreceği faizden daha yüksek verimlilik yaratması için hükümet özel politikalar geliştirmeli. Özellikle ara mallar sanayiini geliştirmek, böylece dış ticaret açığını uzun vadede azaltmaya dönük politikalar... Borsaya giren parayı öyle yönlendirmeliyiz ki, teknoloji, know how, Ar-Ge yatırımları artmalı, ekonomimizin genel rekabet kapasitesi güçlenmelidir.
Özetle, Başbakan kafayı ekonomiye takmalı; bunun siyasi ortamını oluşturmaya çalışmalıdır.
O zaman bu küresel krizi fırsat olarak değerlendirmiş, küresel ekonomideki payımızı büyütmüş oluruz.
Aksi halde?.. Allah korusun!