Karşı devrim!

Eklenme Tarihi31.10.2008 - 2:14-Güncellenme Tarihi31.10.2008 - 2:15

CUMHURİYET ve demokrasi arasındaki benzerlik ve farklılıkların felsefi yönü son derece önemlidir ama ben bugün siyasi yönü üzerinde duracağım.
Demokrasiyi “karşı devrim” diye görmenin demokratikleşmeyi zorlaştıracağı açıktır. Tarihimiz bunun örnekleriyle dolu.
Ama demokrasiyi başlı başına bir değer olarak görürsek cumhuriyetin demokratikleşmesi gereğini daha kolay kabul ederiz ve gelişme daha az sancılı olur.
Ülkemizde demokrasiye geçişi hâlâ “karşı devrim” sayan etkin ve etkili bir çevre bulunduğu için, bu tartışma çok önemlidir.
“Atatürkçü demokrasi” ve “vesayetçi demokrasi” tezleriyle şekillenen bu tartışma, yargı kararlarını bile etkilemektedir. 

Atatürk’ün kararı
Pratik bir açıdan bakalım: Cumhuriyetimiz neden demokratikleşme ihtiyacı duymuştur?
Cumhuriyetçi ideolojinin ‘altın devri’ olan bir dönemde, 1930’da Gazi neden Serbest Fırka’yı kurdurmuştur?
Takriri Sükûn Kanunu ile bütün muhalefet ve eleştirel basın susturulup farklı fikirler yasaklandıktan bir süre sonra görülmüştür ki:
l Otoriter rejim durgun bir toplum yaratmıştır. Dahası, kapalı rejimde yolsuzluklar da kapalı kalıyor. Yolsuzluğun nasıl sosyal bir problem haline geldiğini daha 1926’da Ahmet Ağaoğlu Atatürk’e rapor etmişti. Yolsuzluklara karşı fevkalade duyarlı olan İnönü’nün bu konuda büyük mücadeleleri vardır. Atatürk “Çözümü buldum” diyerek muhalefet partisi Serbest Fırka’yı kurdurmuştur. Demokratik denetim yolsuzlukları azaltabilirdi.
Demek ki: Kapalı toplumlar durgunlaşır ve daha çabuk yozlaşır. Demokrasi hem toplumsal dinamizm için, hem şeffaflık ve denetim için olmazsa olmaz şarttır.
l Atatürk’ün 1930’da muhalefet partisi kurdurmasının bir sebebi de değişmekte olan dünya dengelerinde Batı Avrupa’ya daha çok yakınlaşmak ve dış ekonomik yardım almaktı. Paris Büyükelçimiz Fethi Bey’e Yalova’daki ilk sorusu “Bize yardım ederler mi?” olmuştu.
Demek ki, ‘medeni âlem’de yer almak ve bu süreçte iktisadi ilişkileri geliştirmek için de demokrasi olmazsa olmaz şarttır.

İnönü’nün kararı
Milli Şef 1946’da demokrasiye geçme kararı verdiğinde, durum daha berraktır: Stalin karşısında Batı dünyasında yer almamız ve Batı ekonomileriyle ilişkilerimizi geliştirmemiz şarttır. İnönü “Türkiye İspanya değildir” diyerek Franco gibi bir rejimin Türkiye coğrafyasında sürdürülemeyeceğini vurgulamıştır.
İnönü, “Artık ihtilal metotlarıyla ülkeyi yönetemeyiz” sözleriyle ‘zamanın ruhu’nu da çok iyi ifade etmiştir.
Demokrasi deyince elbette farklı partiler, görüşler olacaktır. Bastırılmış toplumsal faktörler ortaya çıkacak, fikirler yelpazesi çeşitlenecektir.
Muasır medeniyete yürüyeceksek başka yolu yok bunun.
Bizim tarihimize bakın, cumhuriyetin kurduğu modern hukuki ve siyasi temel üzerinde, eğitim, ekonomik kalkınma, ticarileşme, toplumsal değişme, tekniğin hayata girmesi, dünyaya açılma gibi büyük atılımlar daima demokrasiyle birlikte ivme kazanmıştır.
Demokrasiye geçişin, demokratikleşmenin çok karmaşık sosyolojik ve siyasi dinamikleri vardır. Bunları “karşı devrim” diye basite indirgemek bağnazlık yaratıp büyük siyasi kavgalara, müdahalelere de yol açmaktadır.
Bunları bırakıp sağlıklı bir demokrasiye nasıl ulaşacağımızı düşünmek daha akıllıca olmaz mı?

Etiketler