Kemal Derviş komplosu

KEMAL Derviş’e karşı olmak elbette mümkün. Onun ekonomik ve siyasi görüşlerini eleştirmek de elbette mümkün, hatta bu eleştiriler verilere dayanıyorsa çok da yararlı olur.
Derviş’in 2001 krizindeki reformları biliniyor, bana göre ülkeyi düzlüğe çıkarmıştır, bunu inkâr etmek mümkün mü? Ama benzer kriz ortamlarında başka ülkelerin farklı uygulamalarla daha iyi sonuçlar aldığını göstererek Derviş’i eleştirirseniz, çok ufuk açıcı bir katkı yapmış olursunuz.
Hele de Derviş’in kitaplarını, raporlarını, tebliğ ve konferanslarını okuyup farklı verilerle mukayese ederek “Derviş şurada yanılıyor” diye eleştirirseniz çok iyi yapmış olursunuz.
Analitik düşünce, hür düşünce, yaratıcı düşünce böyle gelişir.
Ama Derviş’e küfredersek, evhamlı komplo teorileriyle saldırırsak topluma kötülük ederiz, çünkü düşünmenin seviyesini çok düşürmüş oluruz.

Gizli senaryolar!
Derviş’in konuşmalarının içeriğine bile bakmadan ona siyasi komplolar atfetmek ciddi bir zihniyet sorunumuzun dışavurumlarından biridir. Aşırı politize ve komplocu düşünce...
Birtakım çevreler bu hükümetin yıkılması için gizli “dizayn”lar yaparken Kemal Derviş çıkıp gelivermiş! Kemal Derviş bu gizli senaryolar için “pazarlanıyor”muş!
Komplo evhamını, “Amerika”ya, “emperyalizm”e kadar uzatanlar da oldu!
Ama tuhaf değil mi, Derviş’i Ankara’da Cumhurbaşkanı Gül kabul etti, zaten yıllardan beri görüşürler!
Ekonomiden Sorumlu Başbakan Yardımcısı Nazım Ekren, Derviş’i yemeğe davet ederek ekonomi üzerine konuştular!
Derviş’in bütün açıklamaları uzmanlık alanı olan ekonomiyle ilgiliydi, bunlardan hiç “hükümeti yıkma dizaynları” için manşetler çıkmadı!
Siyasete girmeyeceğini de açıkladı!
Hatta, ekonomimizin beş yıllık performansını övdü! Enflasyonun kontrollü bir şekilde artmasının, büyüme için gerekli olduğunu belirtti! Nazım Ekren’in de aylardan beri söylediği bu değil mi?!
Bu nasıl “hükümeti devirme dizaynı” imiş böyle!

Zihniyet sorunu
Dün de yazmıştım... Biz aşırı politize ve çatışmacı düşündüğümüz için, siyasi kavgalarda yorulmayı çok seviyoruz! Bu yüzden hiçbir dönemde Uzakdoğu’nun ekonomik performansını gösteremedik; eğitim, bilim, teknoloji performanslarını da gösteremedik.
Ekonomik gelişme siyasi ideolojiler için vuruşmayı değil, dünyaya açık bir zihni ve iktisadi pragmatizmi gerektirir.
Örnek mi?
Hindistan mart ayında Eximbank toplantısına Derviş’i davet etti, dünya ekonomisindeki dinamiklerin değişmesine dair konferans verdirdi... Biz bir TÜSİAD toplantısında konuştu diye söylemediğimizi bırakmıyoruz!
Dünya onu UNDP gibi fevkalade önemli bir ekonomik programın başına getiriyor, biz ‘fesat’ arıyoruz!
Niye Japonya’nın performansını gösteremedik? Niye Çin’in, Malezya’nın performansını gösteremiyoruz? Bunun tarihsel, jeopolitik, kurumsal birçok sebepleri var ama önemli sebeplerden biri bu “zihniyet” sorunumuzdur: Rasyonel ve pragmatik düşünme yerine, aşırı politize, çatışmacı ve komplocu düşünmenin bize adeta mistik bir haz vermesi!
Onun için “kutuplaşma”yı, arabamızı düz yolda devirmeyi seviyoruz.
Son beş yıllık istikrar ve büyüme hepimize batmaya başladı, heyecanlı maceralar lazım bize!