'Kemalizm'

'Kemalizm'


İLETİŞİM Yayınları, fevakalade önemli bir eser yayımladı. Adı "Kemalizm", 680 sayfa... 54 yazarın çeşitli açılardan Kemalizmi incelemesi...
(Web adresi: www.iletisim.com.tr)
Attila İlhan, Bilsay Kuruç, Toktamış Ateş gibi Kemalizmi savunanlar da var; Taha Parla, Mete Tunçay, Murat Belge gibi eleştirel bakanlar da...
Eserin büyük değeri, Kemalizmi sadece değişik tezler açısından değil, değişik disiplinler açısından da ele alması...
1923 - 38 arasında Türkiye'nin "dünyadan habersiz", içe dönük bir kapalı rejim yaşadığını söyleyenler (sf. 397, 406) ile, bu dönemin "aydınlanma" (sf. 317) ve "özgün ekonomik model" (sf. 298) olduğunu söyleyenler yan yana...
Bu fevkalade önemli eser gösteriyor ki, Kemalizmi biraz marş, biraz nutuk, biraz tören saymak, onu görmemektir. Onu savunmak için de, eleştirmek için de, tarih, sosyoloji, antropoloji, ekonomi, edebiyat tarihi, siyaset bilimi, felsefe gibi disiplinler açısından bakmak lazım. Çünkü Kemalizm, bazen doktriner, bazen pragmatik, bütün hayatımızı kapsamaktadır.
* * *
'KEMALİZM' kitabı, İletişim Yayınları'nın "Modern Türkiye'de Siyasi Düşünce" adlı büyük dizisinin ikinci cildidir. Birinci cilt, "Tanzimat ve Meşrutiyet'in Birikimi" idi.
Görüyoruz ki 'Kemalizmler' var...
"Türk ırkının brekisefal ve Alpin" olduğunu söyleyen bir anlayış da var... (Sf. 360 361)
Ve öğreniyoruz ki, İnönü başa geçince tarih kitaplarını değiştirtip 1930'ların "tarih tezi"ne mesafe koymuş... (Sf. 365, 420)
Aynı zamanda, Kemalizm "beynelmilel medeniyet"e ve eski Anadolu uygarlıklarına yönelen geniş bir anlayış... (Sf. 370 vd.)
Taha Parla'ya göre, Kemalizm, "otoriter, hatta bazı bakımlardan totaliter", dahası, "aydınlanma ve rasyonalizm karşıtı bir zihniyet"tir. (Sf. 316)
Toktamış Ateş'e göre, Atatürk "inanmış bir Jakoben ve rasyonel bir devlet adamı"dır. Kemalizm, Türkiye'yi demokrasiye hazırlayan bir aydınlanma devrimidir. Modernleşme ve demokrasiye hazırlık konusunda "dünyanın pek çok yöresine örnek olmuştur." (Sf. 320)
* * *
BU çelişik görüşlerin hemen birine dört elle sarılıp öbürüne yumruk sıkmak 'az gelişmiş' bir davranış olur.
Anlamlı bir 'düşünme faaliyeti' yapabilmenin şartları vardır: Tarihi olayları kaynaklardan veya akademik çalışmalardan incelemek, bununla kalmayıp, eldeki münferit bilgiler yığınını nasıl yorumlayacağımız konusunda sosyal bilimsel bir metod zihniyetine sahip olmak gerekir...
Bunları yapmadan bağırıp çağırmanın hiçbir anlamı yoktur.
Bu kitabın büyük önemi, hem değişik bakış açılarına yer vererek, hem çok geniş bir disiplinler yelpazesinin metodlarını kullanarak okuyucuyu daha derin ve daha geniş düşünmeye yöneltmesidir.
Konu başlıklarının bir listesini bile burada vermek imkansız. Kendi açımdan Aykut Kansu'nun Korporatizm hakkındaki yazısı (Sf. 253 vd.) ile, Asım Kara"merlioğlu'nun Halkçılık, Köycülük ve Köy Enstitüleri hakkındaki yazılarından (sf. 272 vd.) yeni perspektifler edindiğimi belirtmeliyim.
Eserin bütünü için de aynı şeyi söylerim.
Bu eserin bulunmadığı bir kütüphane, eksiktir.