Kıbrıs ve Türkiye

Kıbrıs ve Türkiye



KKTC'DE iktidarı yıpratan faktörler neydi? Yolsuzluk, partizanlığın yarattığı 'oligarşi' görüntüsü, yılların halkta yarattığı bıkkınlık... Denktaş'ın izlediği politikaların yol açtığı 'çözümsüzlük' sorunu...
Böyle bir ortamda muhalefetin daha büyük bir başarı kazanması gerekmez miydi? Avrupa Birliği'nin nimet vaatlerini de buna eklersek, muhalefetin gerçekten "silip süpürmesi" beklenirdi. AB de bunu bekliyordu zaten.
Ama olmadı, çünkü özellikle CTP lideri Mehmet Ali Talat, milli duyguları rencide eden sözleriyle 'itici' bir figür oluşturdu. İşte bazı sözleri:
"Türkiye benim anavatanım değil, ata vatanımdır. Bazı gericilerin olabilir, ama benim anavatanım değil..." (Kıbrıs gazetesi, 19 Aralık 1997)
"Türkiye'nin bizi kurtardığını söyleyebilirsiniz ama burada yeterinden fazla kalmıştır..." (The Guardian, 21 Eylül 2002)
"Türkiye'nin Kıbrıs'taki varlığı uluslararası hukuka aykırıdır." (Kıbrıs, Vatan, 19 Eylül 2003)
***
KKTC'DE yayımlanan iktidar yanlısı Halkın Sesi gazetesinin dünkü sayısında yazar İsmet Koçak, muhalefeti eleştirirken, "Türkiye, ne paranı, ne memurlarını istemiyoruz!" diye eskiden yapılmış konuşmaların artık bırakılmasını ve milli birlik halinde hareket edilmesini tavsiye ediyordu.
Doğrudur...
Birlikte hareketin önemini kavramak için önce herkes seçim sonuçlarından ders almalı...
Sayın Denktaş ve UBP ders almalıdır: Bugüne kadar izledikleri iç politikanın "oligarşik" görüntüsü, dış politikanın ise "çözümsüzlük"le özdeşleşmesi, KKTC halkının önemli bir bölümünde ağır bir tepki, hatta KKTC 'devlet'ine yabancılaşma yaratmıştır! 'Hain' diye suçlamak bölünmeyi daha da sertleştirmekten başka bir şeye yaramaz.
Sayın Talat ve CTP ders almalıdır: İzledikleri politika birçok KKTC vatandaşında "ucuza satılmak" kaygısı yaratmıştır haklı olarak. Halbuki Annan planı üzerine çetin pazarlıklar yapmak ve bunda Türkiye'nin aktif desteğine sahip olmak, Türkiye ile birlikte "çözüm"e ulaşmak lazımdır.
***
KKTC'DE seçim sonuçlarının "yeni yaklaşımlar" gerektirdiği kesindir.
Denktaş daha toparlayıcı olmalı, 'milli lider' olduğunu KKTC halkının çok büyük kesimlerini toparlayarak göstermelidir. Bunun da yolu yeni hükümeti kurdururken ayırımcılık yapmaması, "çözüm" konusunda Ankara hükümeti ile uyumlu hareket edeceğinin mesajını vermesidir.
Denktaş'ın, Türkiye'nin iç politika dengelerini ve kurumsal duyarlıklarını 'kullanmaya' kalkması, Türkiye'nin içinde sıkıntılar yaratır, pazarlık sürecinde hepimizi zaafa uğratır.
Talat, yanlış politika izlediğini görmelidir. Türkiye'den, Türklükten ayrı bir KKTC düşünmek büyük zaaf getirir. Türkiye'nin desteğine sahip olmayan bir KKTC liderliği, pazarlık sürecinde güçlü olamaz. Egemenlik, göçmen ve mülkiyet gibi, KKTC vatandaşının günlük menfaatini etkileyecek sorunlarda gelişme sağlamak mümkün olmaz.
İşte bu sebeplerle Denktaş artık Ankara ile uyumlu olarak "çözüm"e açılmalı, Talat da müzakereci olarak masaya oturacak kişinin Denktaş olmasını kabul etmelidir.