Kıbrıs'ta hareket zamanı

Rumları daha fazla tedirgin eden ikinci kararı ise "Başkanlık Bildirisi" ile, yeni dönem başkanı Almanya'ya KKTC üzerindeki tecridin kaldırılması için çağrıda bulunmasıdır.Bu konuda Almanya Dışişleri Bakanı Sosyal Demokrat Steinmeier'in elinden geleni yapacağı muhakkaktır. Başbakan Merkel de aynı şekilde büyük çaba gösterirse, ya KKTC üzerindeki tecridin kaldırılması ve böylece "limanlar meselesi"nin çözülmesi mümkün olur... Veya, Rum kesiminin bütün AB iradesine karşı direnmesi onun bozgunculuğunu ortaya çıkarır ki, bu da stratejik değerde bir sonuç olur.Şimdi hükümete, Türk ve Alman iş dünyasına büyük görev düşüyor, Merkel'i bu konuda motive etmek için.AİHM'nin tazminat konusunda KKTC makamlarının yetkisini kabul etmesi de Rum yönetimine ciddi bir darbedir. ABBakanlar Konseyi'nin Kıbrıs konusundaki kararları sadece "limanlarınızı açın" diye Türkiye'yi sıkıştırmıyor. Rum kesimini de son derece tedirgin eden iki kararı daha var. Biri, çözüm adresi olarak BM'yi gösteriyor. Bu, Türkiye'nin tezidir. AB Konseyi'nin Kıbrıs konusunda çözüm adresi olarak BM'yi göstermesi ve tecridin kaldırılması için girişim kararı alması, elbette Rumlara ve Yunanlara rağmen gerçekleşmiştir. İngiltere, İsveç, Estonya, Belçika, İspanya ve İtalya güçlü bir şekilde bastırmasaydı böyle bir karar alınamazdı.Biliyoruz ki, sert tartışmalar sırasında İsveç Dışişleri Bakanı Carl Bildt ve Estonya Dışişleri Bakanı Urmas Peat, KKTC'ye uçak seferlerini başlatabileceklerini söyleyince, Rum Dışişleri Bakanı Yorgo Lilikas da bu kararları kabule mecbur kalmıştır.Türkiye, Avrupa'da kuvvetli dostları olmayan bir ülke değildir. Geniş ufuklu bir Avrupa isteyenler Türkiye'nin dostudur.Bu dostlar, Kıbrıs meselesinde "BM'nin çözüm çabalarına AB destek veriyor" diye, Konsey kararına çok önemli bir hükmü de koydurmuşlardır. Türkiye'nin dostları Rumların BM'de imajı bozuktur. Veto gücü falan da yoktur. Elbette Kofi Annan, Rumlar hakkında belli bir "izlenim"i miras bırakarak görevinden ayrılıyor. Bunun etkisini de görüyoruz."Yunanistan'da yayımlanan Elefterotipiya gazetesinin haberine göre, BM, Kıbrıs'taki barış gücünü (UNFICYP) çekebileceği yolunda Rumlara uyarıda bulundu! Bunun anlamı, '2007'de çözüme ulaşılamaması halinde adanın bölünmüşlüğünün kesinleşeceği'dir!Gazeteye göre, Kıbrıs'taki barış gücünün görev süresi ile ilgili olarak BM Güvenlik Konseyi'nde yapılacak görüşmede ABD ve İngiltere, BM barış güçlerinin finansmanının yeniden gözden geçirilmesini ve Irak, Afganistan, Sudan gibi bölgelere öncelik verilmesini gündeme getirecek." (Milliyet, 4 Aralık 2006)Rumlar ve Yunan hükümeti hem AB ile çatışmayı hem de Ada'nın mevcut haliyle bölünmüşlüğünün BM tarafından fiilen onaylanmasını göze alamaz.Bu konuda da Amerika ve İngiltere kilit ülkedir. ABD ve İngiltere, Kıbrıs konusunda Türkiye'ye yakın ülkelerdir, müttefiklerimizdir. Türkiye'nin Afganistan'daki askeri varlığını aynı görev çerçevesinde artırması, Kıbrıs'ta Rumları sıkıştırmak için Türkiye'nin elindeki kozlardan biridir.Tam hareket zamanı, 2007 Kıbrıs sorununda "stratejik" bir yıldır! t.akyol@milliyet.com.tr BM'de hareket