Kürt açılımı?

KÜRT meselesini çözecek hazır bir formül yoktur! Etnik milliyetçi hareketi tatmin edecek bir çözümü halkın ezici çoğunluğu reddedecektir. Kürtler ise seksen yıllık “bütün vatandaşlar Türktür” formülünü reddettiği için bu kavga yaşanıyor zaten.
Sihirli formül yok ama problemin ateşini düşürmek mümkün.
İspanya, 1978 Anayasası ile geniş etnik özerklikler getirdi. Bu, Bask ve Katalan milliyetçiliklerini tatmin etmedi, terörü bitirmedi ama geçen 30 yılda problemin ateşini düşürdü. İspanyol devletinin terörle mücadelesindeki meşruiyeti güçlendi. Bizdeki DTP’ye benzeyen Batasuna Partisi kapatıldı, terörle ilişkili politikacılara seçilme yasağı konuldu.
Bunları AİHM hukuken onayladı, Batı kamuoyu da vicdanen haklı buldu. Bask bölgesinde de sükûnetle karşılandı, eskiden olsa kıyamet kopardı.
Evet, sihirli formül yok ama demokratik açılımlarla zaman içinde ateşi düşürmek mümkün.

‘Açılım’ lazım
1930’lardan 1980’lere kadarki dönemde zihinlere, kitaplara, yasalara yerleştirilmiş parametrelerle bu sorun çözülemedi. Hatta azdırıldı!
Org. Aytaç Yalman’ın Atatürkçülüğünden şüphe edilebilir mi?
Sayın Yalman, bu parametrelerle düşündüğü için üç yıl önce, “Dayatmacı ve otoriter tedbirler ile konuya yaklaşmalıyız; insanların farklılıkların peşinde koşmasına fırsat vermemeliyiz” diye yazdı. (Cumhuriyet 28 Haziran 2006)
Üniformasını çıkardıktan sonra toplumsal sorunları daha yakından incelemiş olmalı ki, bir yıl sonra Org. Yalman, arkadaşımız Fikret Bila’ya, Kürt dil ve kültürünü geçmişte yok saymanın büyük problemlere yol açtığını, sorunun terör boyutuna tırmanmasına sebep olduğunu anlattı! (Milliyet, 3 Kasım 2007)
Onun için artık hafızamızla değil, tarihi sürece ve yaşadığımız zamana ilişkin yeni bilgilerle düşünmeliyiz. Bu da ‘açılım’ı gerektirmektedir.

Kürtler ve ‘açılım’
Kürt milliyetçileri de hafızalarıyla değil, tarihi süreç ve yaşadığımız zamanın verileriyle düşünmelidir.
Evvela, Öcalan dayatmasının ‘yol’u tıkadığını görmelidirler. Bu kadar kan akan bir ülkede hiçbir demokratik iktidar Öcalan’a ‘açılım’ yapamaz! Öcalan eğer kamuoyunu yumuşatmak istiyorsa, bunun yolu “demokratik cumhuriyet, radikal demokrasi, demokratik ekolojik sistem” gibi kaotik kavramlar değil, PKK’ya kayıtsız şartsız silah bıraktırmaktır.
Türkiye 20 yıl önce hayal edilemeyecek açılımlar yaptı; bunların hepsi terörün yatıştığı dönemlerde oldu. Yeni açılımlar da terörsüz ortamda daha kolay olacaktır.
Şu da görülmeli: “Zamanımızın ruhu” kimlik ve kültürel hakları, idari ademi merkeziyeti onaylıyor. Ama ayrılıkçılığı, etnik milliyetçiliği onaylamıyor. Ahmet Türk’ün “AB kıstasları Kürtler için yetersizdir” sözü, ‘zaman’ın değil, ‘hafıza’nın ifadesidir. Türkiye demokratik açılımlar yaptıkça “zamanın ruhu”nu yanına alıyor, Kürt hareketi milliyetçilikte direttikçe zamanın dışına düşüyor.
Hepsinden önemlisi, özellikle son otuz yılda bu kadar iç içe geçmiş insanları ayrı ayrı iki halk haline getirecek iç sınırlar çizmek korkunç bloklaşmalara, çatışmalara yol açar. Bu gerçeği görüp artık hafızayla değil, yaşanan gerçeğin verileriyle düşünmek, “üniter devlet”in hayati önemini görmek gerekiyor.
Neticeten; çözüm devrimci, keskin formüllerle değil, karşılıklı sağduyulu yaklaşımlarla oluşacaktır.