BURSA Ak Parti milletvekili Hüseyin Şahin, Başbakan’ı kastederek “ona dokunmak ibadettir”  dedi. Gerçi sonra “mümimin mümini sevmesi ibadettir” şeklindeki hadis-i şerifle tevil etmeye çalıştıysa da yakışıksız bir sözdü.
Genel bir sevgi kuralı başka, belli bir kişiye “dokunma” yı kutsamak başka...
Dünkü Milliyet’te arkadaşımız Melih Aşık, ‘öyle lider olunmaz böyle lider olur’ der gibi Atatürk’ün ne kadar mütevazi olduğunu yazdı.
Kendisine “Büyük Atatürk”  diye hitap edenleri şu sözlerle uyarmıştı:
“İsmime böyle riyakâr kelimeleri karıştırmayınız!”

 Tevazu ve büyüklük
Atatürk’ü yoksul bir köylüyle arkadaş gibi sohbet ederken de, “Ulu Önder”  tavrıyla da  görebiliriz...
Tarih ve Dil Kurumu kurultaylarında Atatürk’ün huzurunda konuşmacıların Atatürk’e nasıl hitap ettiğine bakınız.  “Ulu Gazi,  Büyük Dahi,  Büyük Rehber, Türk’ün Güneşi..”  gibi hitaplardır.
Atatürk memnuniyetle dinlemiştir...
Ama bu sözleri her hangi bir kimse sofrada söyleseydi, evet, Atatürk sinirlenir, onu kovardı.
Bütün kudretli liderlerde tevazu ve tekebbür (büyüklenme) zamana, zemine, ortama, hatta protokole göre yer değiştirir.
Bunun istisnası yoktur.

Liderin sevdiği kitleler
 Erich From, bütün liderlerin kendilerini destekleyen kitleleri ve sadıkane çalışan iş arkadaşlarını samiyetle  sevdiklerini anlatır.
Kitlelerin sevgisini görmek, kendisinin takdir edildiğini görmesi demektir.
Bunu artırmak için kitlelere iltifat ederler,  insanlara ilgi gösterirler, tokalaşırlar, çiçek atarlar...
Ama demokrat veya otoriter, hiç bir lider yoktur ki protestocu kitlelerden hoşlansın...

Lider ve çevresi
 Liderlerin kendisini takdir eden, itaat ve sadakat gösteren kimselerle çalışmak istemesi doğaldır.
Onun için her liderin “çevre” si vardır.
Liderin çevresi iyi ise de, kötü ise de kendi tercihidir.
“Çevre” deki insanların bir kısmı ‘yağcı’ olabilir. Ama çoğu lidere inanmıştır. Bir kısmı da liderin bazı kusurlarını görecek kadar bağımsız kişiliğe sahiptir ama bazan mevki makam duygusuyla, bazan idealistçe hizmet duygusuyla lidere bağlılığını devam ettririr.
Yine iki tanınmış örnek: İnönü’nün Atatürk’e eleştirilerini biliyoruz. Bazan günlüklerine, bazan Faik Ahmet Baruçtu gibi sırdaşlarına içini dökmüştür.
Ama kamuya her seslenişinde Atatürk’ten övgüyle bahsetmiştir; tutulan yola inandığı için.

Lider kültü
 Lider kültü, kitlelerdeki yaygın hayranlık duygusuyla oluşur; kişisel çıkarlar dağıtarak değil... Aksine böyle davranışların yaygınlaşması liderin ‘yüceliğini’ zamanla yok eder.
Bizim toplumumuz ‘lider kültü’ne yatkındır.
Bunun yanında toplumumuz belli bir ‘çeşitlenme’ düzeyine gelmiştir. Artık liderlerin inanmış hayranları da aktif muhalifleri de vardır..
Bilhassa Başbakan açısından yazıyorum; demokrasilerde de liderlerin karizması ve lider kültü önemli olmakla birlikte, liderlerin çevre ve kitle olarak “hayranlar” ını aşarak “öbür yüzde 50”  ile şahsen daha çok temas kurması gerekir; toplumu sakinleştirmek ve yönetebilmek için...

Etiketler