Mumcu haklı

Mumcu haklı


     TURİZM Bakanı Erkan Mumcu İÜ'deki konuşmasında, çağımızda ekonomik üretim sürecinde bilginin artık "sermaye ve diğer üretim faktörlerinden daha önemli hale geldiği"ni söyledi.
       Gerçekten "bilgi çağı"nın anlamı budur. Anlı şanlı "bilimsel sosyalizm" bunu anlayamadığı, kendi siyasi dogmalarına saplanıp kaldığı için battı.
       Böyle bir bilgi vurgusuna elbette Rektör Kemal Alemdaroğlu ve YÖK de itiraz etmez. Ama "bilgi çağı"nın şartları var... Erkan Mumcu üniversite kürsüsünde bunu da anlattı:
     "Düşündüklerini ifade etmesi konusunda insan için düşüncelerin büyüyüp serpileceği bir özgürlük ortamı yaratamazsanız, orada düşüncenin ve bilimin gelişmesini beklemek hakkımız olamaz..."
       Elbette bu görev üniversitenindir...
       * * *
     ORDULARIN işi silahlı saldırılara karşı ülkeyi ve rejimi korumaktır. Üniversitelerin işi ise serbest tartışmalarla, farklı bakış açılarıyla karmaşık olguları analiz edebilmek, araştırmak, tezler geliştirmek, gerektiğinde çözümler önermektir. Bu farkı idrak edemeyen bir üniversite bilime zarar verir.
       Bilimin gelişmesi için üniversitede "serbest tartışma ortamı" şarttır, "farklı bakış açışları" şarttır. Mumcu da bunları söyledi:
     "Üniversite kürsüsünden ve bilim adamı hüviyetiyle de olsa, düşünce özgürlüğüne kısıt önerecek hiçbir düşünceye katılmamız mümkün değildir...
       Özgürlükler kaosu gibi retorikten ibaret olan bir sözün söylenmesi üniversite kürsüsüne yakışmaz..."
       İÜ ve YÖK, yeni bilim felsefelerinde "bilimsel teorilerin kaotik karakteri" kavramını duymamışlar bile; hala Recep Peker gibi düşünüyorlar.
       Üniversitede "zapturapt" olamaz, üniversitede tek disiplin bilimin kendi disiplinleri olmalıdır... İdeolojik disiplin üniversiteyi mahveder.
       Mumcu'nun dediği gibi:
     "Üniversite özgürlüğün beşiği olmak durumundadır. Üniversite özgürlüğün kısıtlandığı bir yer olarak önerilemez..."
       * * *
       ÜNİVERSİTE 'irtica ve bölücülük' ile savaşmasın mı?! Marş çalarak, slogan atarak, kıyım yaparak, farklı bakış açılarını susturarak mı?!
       Elimde Oxford Üniversitesi'nin son yayınlarından biri var: Saygın din sosyoloğu Prof. Steve Bruce'nin "Religion in Modern Britain" (Modern İngiltere'de Din) adlı kitabı...
       Toplumdaki sosyal dinamiklerin din anlayışlarını nasıl etkileyip nereye doğru yönlendirdiğini 'analiz' ediyor; gittikçe çok - dinli hale gelen İngiltere'de inanç gruplarındaki değişimleri ve bunların çatışmaya mı, yumuşamaya mı gittiğini araştırıyor. İngilizlerin "milli güvenliği" için çok önemli bir konuya bilim ışık tutuyor!
       Bizde laiklik savaşçıları böyle bir bilimsel araştırmaya ihtiyaç duydular mı?! Kentleşme, ticarileşme, okuma arzusu dini akımları nasıl etkiliyor? Bu bir "irtica" mı, yoksa Batı'nın aynı sosyal değişme aşamasında da yaşandığı gibi din anlayışlarını içinden dönüştüren sosyolojik bir modernleşme süreci mi? Etnik sorunlar hangi şartlarda azar, hangi şartlarda yatışır? Bu hayati soruların cevaplarını "istihbarat raporları"nda ve nutuklarda bulamayız, sosyolojik araştırmalar gerekir; Oxford'un yaptığı gibi...
       YÖK ve İÜ tek araştırma yaptırmamış, aksine engellemiştir!
       İşte Mumcu'nun eleştirdiği zihniyetin Türkiye'yi getirdiği nokta: En önemli sorunlarımızda bilimsizlik, önyargı, retorik, husumet...
       Çağıralım Steve Bruce'u gelsin, böyle bir araştırma nasıl yapılır, ilgili herkese "brifing" versin bari...
       İÜ Rektörü talihsiz bir konuşma yapmıştır. Mumcu'nun bilime ve hür üniversiteye ilişkin sözleri ise çağımızın ifadesiydi, kendisini kutluyorum.


Yazara E-Posta: t.akyol@milliyet.com.tr