Piyasa iyidir!

BUGÜN CHP’deki son birkaç açılımı bazı liberal ve muhafazakâr kalemlerin nasıl olumlu bulduklarını yazacaktım, biraz da CHP’yi bu yönde teşvik etmek için.
Başka bir gün yazarım artık.
Sevgili Ebru Baki fikrimi çeldi! CNN Türk’te “Ebru Baki ile pazarlık” programını izlerken İstanbul’da başlatılan “Shopping fest”i (alışveriş festivali) yazmaya karar verdim.
Evet, adı İngilizce çünkü amacı İstanbul’u zamanla Londra gibi, Paris gibi küresel bir alışveriş merkezi haline getirmek... Özellikle de paralı Arap turistleri çekmek.
Ebru Baki anlatıyor:
“Her yer Osmanlı takılarıyla, kıyafetleriyle dolu. Bilhassa Arap turistler Aşkı Memnu ve Gümüş gibi dizilerdeki oyuncuların takılarını, kostümlerini arıyorlar. Kendileri için sipariş veriyorlar...”
Festivalde indirim oranı ortalama yüzde 30... İyi de duyurulmuş, çevre ülkelerden alışveriş için İstanbul’a akın var. “Kum” ve “tarih” turistlerinden sonra artık “alışveriş turistleri”ni de çekmeye başlıyoruz.

Gelir dağılımı?
Festivali düzenleyenlerden Park Bravo yöneticisi Zeynep Özçoban ne diyor:
- Üç dindeki insanların özel günlerini dikkate alarak festival zamanını tespit ettik. Müslümanlarda nevruz, Hıristiyanlarda paskalya, Yahudilerde hamursuz dönemi... İnsanların daha çok seyahat ettiği, hediye aldığı dönemler. İstanbul’un ruhuna ve kültürüne de uygun.
Zeynep Özçoban bu sene 4 milyar dolarlık bir hareket beklediklerini, Cumhuriyet’in 100. yıldönümü olan 2023’te 40 milyar dolar olacağını söylüyor.
“İstanbul’da indirim günleri”nin dünyada daha fazla tanındıkça çeşitli ülkelerden yapılacak ‘İstanbul seferleri’ni düşünün; 40 milyar dolar boş hayal değildir.
Milyar dolarlar iyi de piyasa ekonomisi gelir dağılımını bozuyor!.. Evet, gelişmenin bir aşaması için doğrudur bu eleştiri. Ama yoksullukta eşit olmak daha kötü olduğu gibi bir ‘doğru’ da şudur: Piyasa ekonomisi devlet gelirlerini artırıyor... Böylece eğitim, sağlık, ulaştırma gibi kamu hizmetlerini alt sınıflara götürmek, onları da fırsat eşitliğine kavuşturmak mümkün oluyor.
İşte gelişen Anadolu...

Piyasa ve kültür?
‘Piyasa’ faktörü sadece üretim ve ticareti değil, kültüre ilgiyi de teşvik ediyor. İşleri ticaret olan insanlar, bakın, “üç dinin özel günleri”ni düşünmüşler, Osmanlı takıları, kıyafetleri falan imal ediyorlar.
Piyasa geliştikçe “tarihi miras, yaratıcılık, hoşgörü, çeşitlilik” gibi değerler de gelişiyor.
Bugün Türkler tarihin hiçbir döneminde olmadığı kadar refahlı ve sağlıklıdır; tarihte olmadığı kadar okuyorlar, yazıyorlar.
İşte edebiyat, işte değişik TV dizileri ve işte Türk sineması... Her hassasiyete göre eserler var.
Edebi kültürümüzün en büyük değerleri arasında yer alan Recaizade, Ömer Seyfettin, Halide Edip, Reşat Nuri, Peyami Safa gibi yazarlarımız... Bugünkü Elif Şafak veya Ayşe Kulin kadar okunmuşlar mıydı? Nobel ödülünü daha önce birinin değil de böyle bir dönemde Orhan Pamuk’un alması tesadüf müdür?
Biliyorum, “kültürel yozlaşmayı unutma” diyenler de olacaktır. Haklılar. Ama yapılacak şey, kaliteli edebiyat ve sanat eserlerini daha çok ‘üretmek’, daha çok ‘pazarlamak’ ve ‘talep’ yaratmak, ‘düşünme’yi geliştirmek değil midir?