Saddam ve Arap milliyetçiliği

Saddam, Baasçı bir Arap milliyetçisiydi. İçinden çıktığı aşiret kültürünün de etkisiyle, kendisini hep eski Arap fatihleri gibi görmüş, ömrü savaşlarla geçmişti.İçeride siyasi cinayetler, dışarıda toprak kazanma amaçlı savaşlar!Irak'taki mezhep ve etnik kimlik gruplarını siyasal katılma ve sosyal entegrasyon yoluyla birleştirmeye çalışmak yerine, ezerek, asıp keserek susturmak istedi. Laik Baas muhalefetteyken Sünni rejimlere karşı Şiilerin büyük desteğine sahipti. Yitzak Nakkash'a göre, muhalefetteki Baas'ın yüzde 52'si Şiilerden oluşuyordu. Saddam devrildiğinde bu oran sadece yüzde 2 idi!Saddam itikadi bir Sünnicilik yaptığından değil, sadece "şahsi sadakat"e dayalı bir rejim kurduğundan ve bu sebeple daha çok Tikrit aşiret çevresine güvendiğinden! Ve ayetullahlar etrafında örgütlü bir toplum olduğu için eritilmesi çok zor olan Şiiliği muhalefet potansiyeli olarak gördüğünden... SADDAM Hüseyin'in asılmasına üzülmedim, fakat idamı siyaseten yanlış buluyorum; şiddeti büsbütün tahrik etmesinden korkuyorum. Beklentilerin aksine Arap ideolojisi Sünni ve Şii Arapları bile birleştiremedi! Amerikan işgaliyle Sünniler tarihsel egemen durumlarını kaybetmenin öfkesiyle, Şiiler de tarihsel ezilmişliğin yarattğı öfkeyle ve fırsat ele geçmişken egemenlik kurma hırsıyla işte birbirini boğazlıyor!Bırakın bölgeleri, Bağdat'ta bile Sünniler ve Şiiler komşulukları bırakıp mezhep gettolarında mevzileniyorlar! Bu noktada Arap milliyetçiliğinin zaafları önemlidir. İktisat tarihçisi Charles Issawi'nin belirttiği gibi, Ortadoğu'da sadece iki kavim köklü devlet kurumları kurabildi; biri Türkler, ikincisi İranlılar...Arap milliyetçiliği bu yüzden devlet ve dolayısıyla hukuk, kural, kurumlaşma geleneklerinden mahrum, aşiret yapıları üzerine oturdu; kişisel, kuralsız diktalar ağır bastı.Etnik Araplığa dayalı Arap milliyetçiliği, Arap toplumlarına belli sınırlara sahip "vatan"lar sunamadı! Uçsuz bucaksız bir "Arap vatanı" sloganı kitleleri coşturdu, ama belli bir ülkeye sadakat yaratamadı. Vatandaşlık bilinci ve buna dayalı kurumlar gelişmedi.Nasır, Saddam, Kaddafi, Esad gibi liderler bu uçsuz bucaksız yolda toplumlarının enerjisini harcayıp tükettiler. En çılgını Saddam'dı muhakkak. Pan-Arabizm birleştirmedi! Amerikalılar, Saddam ve Baas'la Sünniliği özdeşleştirdi. Orduda, poliste, bütün devlet kurumlarında Sünnileri Baasçı diye tasfiye ettiler. Bu, Irak'ın Kürkük'ten yukarıya Kürtleşmesi, Bağdat'tan aşağıya Şiileşmesi demekti! Böylece, hiç beklemedikleri bir faciayı, iç savaşı tetiklemiş oldular. "Sünnileri sürece katmak lazımmış" diye uyandıklarında yangın çoktan yayılmıştı. Prof. Ahmet Davutoğlu'nun dediği gibi, Irak gerçekten bir Ortadoğu minyatürüdür: Kökleşmemiş kurumlar, ülkeye değil, çatışkan mezhep, aşiret ve etnik topluluklara bağlanmış çatışkan sadakatler!Bu yüzden İran-Lübnan-Körfez coğrafyasında ülkeleri aşan "Şii hilali" oluşuyor! Amman, Kahire ve Riyad coğrafyasında "Sünni hilali" buna şiddetli tepki gösteriyor.Kürt meselesi de Irak'ı aşan boyutlara sahiptir!2007'de en tehlikeli sorun, Irak'taki iç savaştır.Türkiye kendi içinde "kendini yönetemez" hale gelmekten sakınmalıdır böyle tehlikeli bir yılda! t.akyol@milliyet.com.tr Tehlikeli yıl: 2007