Sağ ve sol

Sağ ve sol

     TÜRK - İş, Hak - İş ve DİSK'i kutluyorum.
       Cumhurbaşkanı Demirel'in Viyana gezisi sırasında Bayram Meral, Salim Uslu ve Rıdvan Budak oturup konuşarak "Emek Platformu"nu oluşturmaya karar vermişlerdi.
       Tabandan da büyük destek görünce "Emek Platformu"nu kamuya açıkladılar.
       Hak - İş Başkanı Uslu diyor ki:
     - İdeolojilerine değil, ekonomik ve sosyal politikalarına bakarak hükümetlere tavır koyacağız..."
       Çok güzel...
     "Emek Platformu" fikrini ilk öneren DİSK Başkanı Rıdvan Budak diyor ki:
     - Emekçilerin ekonomik ve sosyal haklarını koruyup geliştirmek esastır. İlkemiz "işimizi ve işyerimizi koruyalım"dır. Bu, ülkenin de, emekçinin de yararınadır.
       Bunu da alkışlıyorum. Çünkü, siyasetimiz artık kişisel ve din - laiklik gibi ideolojik kavgaları aşarak, böyle "ekonomik ve sosyal" merkezli düşünmeyi başarmak zorundadır.
       * * *
     İŞTE yıllardan beri Türkiye Yılmaz'la Çiller'i, Ecevit'le Baykal'ı bir araya getirip istikrarlı hükümet kuramıyor.
       Sağ ve sol parçaları bir koalisyonda yan yana getiren hükümetler ise, ne sağ, ne sol politikalar uygulayabiliyorlar: Sağ "ekonomik" diyor, sol "sosyal" diyor ve sorunlar ortada kalıyor: 2.4 katrilyon yutan Sosyal Güvenliğe DYP - CHP koalisyonu mu, ANAP - DSP bloku mu el atabildi?!
       Sağın ve solun bu şekilde 'renksizleşmesi' siyaseti de zayıflattı, "siyaset dışı güçler" fazla etkili hale geldiler. De Gaulle öncesi "6 partili siyasi kargaşa" içindeki Fransa'da da böyleydi! (R. Aron, Demokrasi ve Totalitarizm, sf. 207 vd.)
       Ve bizdeki siyasi anarşi:
       ANAP'la DSP süresi belli bir reform programı için değil, sırf DYP ve CHP'yi yemek için "kader birliği" yapıyor!
       DYP sırf ANAP'a kızdığı için üç aylık Ecevit hükümetini reddediyor, Yalım Erez'i de siyasette olmaması gereken bir öfkeyle tersliyor!
       CHP'nin tek hükümet formülü, DSP'ye boyun eğdirmektir!
       * * *
     28 ŞUBAT yeni bir parçalanma "eksen"i daha yarattı, ekonomiyi daha da unutturdu! 28 Şubat güçlerinin aklına mesela SSK reformu geldi mi?! Ecevit'in deyimiyle "irticayla yatıp irticayla kalkınca" artık "ekonomik ve sosyal" düşünmek mümkün müydü?
       Ömrünü tamamlayan "Beşli Sivil İnisiyatif" bile bir tek ekonomik reform için ağırlık koymadı!
       Ve bakıyoruz ki, FP hala birinci parti! "İrtica"dan değil, ekonomik ve sosyal reformları yapmadan boşa geçen yıllar yüzünden!
       Şimdi umutlandığım iki gelişme var: Biri, Ecevit'in "FP karşıtlığına" endeksli kutuplaşma politikasını Baykal'ın reddetmesidir. Sosyal demokrasi Marksizmi demokrasiye entegre etme geleneğine sahiptir. Legal Marksizm kadar bile radikal olmayan FP dışlanmamalı, aksine, sistemin içinde yer almalıdır.
       İkinci umudum "Emek Platformu"nun güçlenmesi ve partileri "ekonomik ve sosyal" düşünmeye zorlamasıdır. O zaman sağa da, sola da 'renk' gelir.
       Modern toplumlarda siyasetin "rasyoneli" merkez sağ ve merkez soldur! Biz bunu kaybettiğimiz için siyasetimiz "irrasyonel", yani "akıl dışı"dır!



Yazara E-Posta: t.akyol@milliyet.com.tr