Sağduyu zamanı

Bu barbarca olayda medeni bir toplum olarak birlikte yaşamanın pek çok ilkesine birden saldırılmıştır: Cana saldırılmıştır, hukuka saldırılmıştır... Hâkimlerin korkusuz, baskısız görev yapma hakkına ve yetkisine saldırılmıştır... Toplumsal gerilim büsbütün tırmandırılarak iç barışa saldırılmıştır..."Menfur bir hadise"nden öteye, hatta "yargıya saldırı"dan bile öteye, çok daha vahim, çok daha korkunç bir olayla karşı karşıyayız.Toplumda duyguların kutuplaştığı çok 'elektrikli' bir konuda "tetik" çekilmiş olması, konuya son derece dikkatli, soğukkanlı bakmayı gerektiriyor. DANIŞTAY'A yapılan saldırı korkunç... Saatlerce umudumu korudum, inşallah ölüm olmaz diye. Maalesef Mustafa Yücel Özbilgin hayatını kaybetti. Rahmet diliyorum, ailesinin ve arkadaşlarının acısını paylaşıyorum. Yaralı arkadaşlarına acil şifalar diliyorum. Büyük bir tertiple karşı karşıya olabiliriz. Sinsi, iyi örgütlenmiş, hatta dış güçlerin yönettiği bir saldırı olabilir... "Agresif kişiliğe" sahip saldırganın kendi eylemi de olabilir.Hukukun ve aklın gereği, olay konusunda yorum yapabilmek için "hazırlık soruşturması"nın ortaya çıkaracağı kanıtları beklemektir.Olayın yarattığı haklı infial duygularıyla ölçüsüz beyanlarda bulunmak, toplumsal gerilimi, kutuplaşmayı daha da artırmaktan başka bir şeye yaramaz.Dün Meclis'teki görüşmeler sırasında CHP'li TBMM Başkanvekili Ali Dinçer'in bu konudaki tutumunu kutluyorum. Son derece sorumlu ve sağduyulu davrandı.Görüşmelerde tansiyonun yükselmesi üzerine, Ali Dinçer milletvekillerini uyararak sükûneti sağladı:- Soğukkanlı ve sağduyulu olarak, bu konuyu TBMM' nin vakarına uygun bir şekilde müzakere etmeliyiz.Duygulara veya ideolojik saplantılara kapılarak, önyargılı ve kışkırtıcı açıklamalarla tansiyonu yükseltmek, kutuplaşmayı azdırmak kimseye yakışmaz! Sorumlu herkes bu "sağduyu ve vakar"ı göstermelidir. Sağduyu ve vakar Adalet Bakanı Çiçek olayı aydınlatmak için "bir iki gün demokratik sabır" istedi. Bu medeni olgunluğun da akılcılığın da, hukuka saygının da gereğidir.Saldırıya uğrayan yargıdır, saldırının soruşturmasını yapan da yargıdır; yargıya güvenmek gerekir.Şu andaki aşamada, üzerinde durulması gereken birkaç noktaya dikkat çekmek istiyorum. Türban konusunun çözümsüz kalarak bugün böylesine bir gerilim boyutuna ulaşmış olması, Vakit gazetesinde somutlaşan tahrikler, cepheleşme, kutuplaşma nelere yol açabiliyor iyi düşünmeliyiz. En çok da siyaseten sorumlu olan hükümet düşünmelidir. Gerilim yumuşatılmalıdır, toplumsal huzur için de hukukun sarsılmaması için de bu gerekir.Soruşturma süratle ve kamuoyunu tatmin edecek şekilde sonuçlanmalı, toplumda olayın aydınlanmadığı kuşkusuna yol açacak hiçbir karanlık nokta kalmamalıdır.Örgütlü ya da manyakça bireysel terör maalesef çok aşina olduğumuz bir gerçektir; yarın ne olacağı belli olmaz! Güvenlik önlemleri artırılmalı. Avukatlık kimliğinin ve avukatlara kanunun tanıdığı imkânların terör amaçlı kullanılmasını önleyecek yasal tedbirler alınmalıdır.Şiddet, ayrımsız olarak kınanmalı; hiçbir manyak ruhun terörü kahramanlık sanmasına hiçbir kesim fırsat vermemelidir. t.akyol@milliyet.com.tr Yetki yargının