Sendikal popülizm

Taha Akyol

ÇALIŞMA Bakanı Necati Çelik, memur sendikacılığı için hazırladığı yasa taslağını Bakanlar Kurulu'na sundu. Çok yetkili bir DYP'li diyor ki:
- Ortağımızla açık tartışmaya girmeyiz ama personel reformuyla birlikte ele alınmayan bir taslağa sıcak bakmıyoruz!
ANAP'ın Sosyal İlişkiler Başkan Yardımcısı Avni Çarsancaklı, eski sendikacıdır, çalışma sorunlarını ve dünyadaki deneyleri Türkiye'de en iyi bilenlerden biridir. Diyor ki:
- Türkiye'de müsteşar ile Devlet Üretme Çiftliği çobanı aynı statüye tabidir! İkisi de Memurin Muhakemat'ın imtiyazlarından yararlanır! Devletin asli ve sürekli görevlerini yapan bir memurun emekli oluncaya kadar memuriyet güvencesi vardır, tayin etseniz Yargı'ya gider. Devlet memuru çobanla müstahdem de öyledir!
Çarsancaklı uyarıyor:
- 2 milyon memurdan ancak 300 bini gerçekten `memur'un yapacağı işleri yapmaktadır. Kalan kısmının yaptığı iş, işçiliktir ama resmen memurdur! Taslakta bazı olumlu yönler var ama, öncelikle memur ve işçi ayrımı netleştirmeli, `iş değerlendirmesi' yapılmalı, haklar ve mükellefiyetler ona göre belirlenmelidir!

MEMUR, teorik olarak, kamu gücü kullandığı için güvencelere sahiptir. İşçi böyle güvencelere sahip olmadığı için sendikal haklara sahiptir! İşçi ve memurun yaptığı işler ve statüler bizdeki gibi karmakarışık olunca, Çarsancaklı'nın deyimiyle, "kamuda iş disiplini, verimlilik bozuluyor", ücret ve maaş kavramları ekonomide olması gereken işlevi kaybediyor ve "yeterli, yetmez" ikilemine giriliyor:
- Dünyada kamuda da ücretler belli ölçütlere göre belirlenir: Verimlilik, zorluk, teknik özellik, tehlike, beceri, tahsil gibi 12 - 13 kıstas! Bizde ise genelde sadece diploma + derece + ücret mantığı hala egemendir!
Bu kargaşa düzeltilmeden buyurun `toplu görüşme'ye!
Çarsancaklı "muhalif" olduğu için değil, "bildiği" için mevcut kamu çalışma sistemsizliğini ve Çelik'in taslağını eleştiriyor.
Yine konuyu iyi bilenlerden Hak - İş Başkanı Salim Uslu da, taslakta "isabetli olmayan taraflar bulunduğunu" söylüyor:
- Memuriyetten işçi statüsüne geçirilmesi gereken personel sayısı en az 600 bindir. Kamu sendikacılığı, bu tür düzenlemelerle birlikte düzenlenmelidir.

KAMUDA çalışma hayatına verimlilik ve rasyonellik ilkelerini egemen kılmadan yapılan ücret ve maaş zamlarını devlet, "rantiyeciye" borçlanarak ödemektedir! Kısa bir süre sonra da enflasyonla, krizle "kepçeyle" ücret / maaş zamları fazlasıyla alınmaktadır.
Aklın yolu, yeni popülist yaklaşımlarla bu çıkmazı derinleştirmek değil, özel sektörde olduğu gibi kamu kesiminde de öncelikle verimliliğe göre işleyecek bir sistemi kurmak için personel reformu yapmaktır.
"Kamu çalışmayanları"nın yükünü kaldırarak gerçek kamu çalışanlarına gerçekten iyi ücret ve maaş sağlayacak olan da budur.
Türkiye verimlilikten kopuk, popülist politikaların hem genel ekonomiyi ve çalışanları nasıl perişan ettiğini artık anlamış olmalıdır.
Necati Çelik, sendikacı iken "ücret sendikacılığından" yakınır, "devlet versin"ci KİT sendikalarını eleştirirdi. Çelik'in şimdi kamu toplu sözleşmelerinde ve idarede verimliliği esas alacak reformlar için çalışması gerekir.
Batı'nın verimlilik düzeniyle beraber Batı'nın sendika düzeni!