'Sistem' tıkandı!

'Sistem' tıkandı!

     DYP'Lİ Aykon Doğan saygın bir isimdir. Bakanlığı sırasında da saygınlığını korumuştur. O sebeple sözlerini önemsiyorum:
     - İş dünyasından farklı sinayaller geliyor! Bize uzak duranlar şimdi bizimle temas kuruyorlar.
       Ve DYP, 5 Haziran'da İstanbul'da bir panel düzenliyor: "Ticari Yaşam, Ekonomik İstikrar ve Demokrasi"
       İstanbul İl Başkanı Celal Adan, konuşmacı olarak İTO Başkanı Mehmet Yıldırım'ı bizzat davet ediyor, o da kabul ediyor. Diğer konuşmacılar Prof. Esfender Korkmaz ve Aykon Doğan... Çiller de kapanış konuşması yapacak.
       DYP'nin iş dünyasıyla ilişkilerini düzeltmek istediği belli... Fakat bütün bunlar "iş dünyasının DYP'ye yönelmesi" anlamına mı geliyor? Bunu sanmadığımı söylediğimde Doğan diyor ki:
     - Particilik olayı değil. Sistemin tıkandığını görüyorlar. Kurban Bayramı'ndan bu yana bir ay geçti, hükümet bir tek kanun çıkaramadı! 11 ayda tek reform yasası yok! DYP'yi dışlayan bir istikrarın mümkün olmayacağını görüyorlar artık.
       Evet, ANAP ve DYP'yi bir araya getirecek bir 'sistem' kurulmadıkça istikrar sağlanamayacaktır!
       * * *
     İSTANBUL Sanayi Odası'nın dünkü toplantısında çok ciddi uyarılar yapıldı:
       * "Bu siyasi yapı ile Türkiye 2000'li yıllara giremez!"
       * "Meclis'te 200 tasarı ve öneri yasalaşmayı bekliyor!"
       * "Türk ekonomisi rekabet gücünü kaybetmeye başladı! Üretim düşüyor, yazdan sonra işten çıkarmalar başlayacak!.."
       Dünyada, 40 yaşlarında insanlara emekli maaşı bağlayıp 1.4 katrilyonu sokağa atan bu kanamayı durduracak bir reform yasasını çıkaramayan bir tek ülke var dünyada: Urundi, Burindi değil, Türkiye!
       Hükümetlerdeki sol parti, muhalefetteki sol partiden çekindiği için 'acı ilaç'ları engelliyor! ANAP ile DYP de birbirlerini çelmeliyor!
       Ve işte, 1993'te 500 milyon dolar olan "genç emeklilik" faturası, bugün 6 milyar dolara çıkmıştır! Ve işte, enflasyon sürüyor, sanayicilerin dilinden ekonomi alarm veriyor!
       * * *
     İŞLEYEN bir yürütme ve yasama organına kavuşmanın yolu da falanca lideri iki puan geriletip, fişmanca lideri üç puan yükseltmek değildir!
       Demokrasiler böyle "yönetemeyen" durumlara düştüğünde, ya sistem değişikliğiyle veya var olan sistemde değişiklikler yaparak ülkelerin nasıl "yönetilebilir" hale geldiğine dair dünyada başarılmış 'deney'ler vardır.
       Siyaset biliminde bu konuda çok zengin bir 'kitabiyat' vardır.
       Bunları inceleyip tartışmamız gerekmez mi?
       Ama "başkanlık sistemi diktatörlük getirir" gibi, yahut "parlamenter sistem Atatürk'ün sistemidir" gibi, ya da "iki turlu sistem kavgaya sebep olur" gibi gerçeği yansıtmayan soyut ve polemikçi sloganlarla sorunu araştırılamaz hale getiriyoruz.
       Ona hayır, buna hayır! Ama Türkiye'yi "yönetilebilir" hale getiremezsek, her sabah hizaya geçip marş söylesek de sorunların büyümesini önleyemeyiz!
       Madem iş dünyası "bu siyasi yapı"nın Türkiye'yi nerelere sürüklediğini görüyor, öyleyse sivil siyasi reformlar için sesini yükseltmelidir!
       Sendikalar da... Kamuoyu da...


Yazara E-Posta: T.Akyol@milliyet.com.tr