Siyasette kum tepeleri

Siyasette kum tepeleri


SİYASİ hayatımızdaki dalgalanmalar, çöldeki kum fırtınaları gibi... Çöllerdeki kum fırtınası gibi, seçimler bazı siyasi parti tepelerini küçültüyor, bazılarını büyütüyor.
Hacettepe Üniversitesi’nden nüfus uzmanı Prof. Aykut Toros rakamlara dayanarak diyor ki:
- Her seçimde seçmenlerin ortalama yüzde 20’si parti değiştiriyor.
Bir partiden öteki partiye değil... Öyle olsa, iki kanatlı demokrasilerdeki gibi istikrar olacak. Bizde her seçimde oyların yüzde 20’si bazı partilerden kopuyor, başka bazı partilere gidiyor.
Her seçimde yüzde 20 civarında ‘kayma’ olduğuna göre, 1991, ardından 1995 ve son 1999 seçimlerinde halkımızın yüzde 60’ı parti değiştirmiş!
Ona göre de kum tepeleri değişiyor.
Eski büyük partilerimizden vazgeçtik; mesela Erdal İnönü’nün yüzde 25’e çıkmış SHP’si nerede?! 1991’de yüzde 27 oy alan DYP, yüzde 24 oy alan ANAP nerede?
***
PROF. TOROS bu müthiş seçmen kayganlığını Rus ruletine benzetiyor:
- Kimi yaşatıp kimi vuracağı belirsiz!
Aynen öyle...
SHP’deki çöküş ve CHP’deki gerileyiş DSP’yi yüzde 8’den yüzde 22’ye yükseltmişti! Şimdi rüzgar tersine!
1991’den 1999’a kadar ANAP ile DYP’den kopan yüzde 25’lik seçmen kitlesi, önce Erbakan’ın Refah Partisi’ni yüzde 7’den yüzde 21’e çıkardı...
Sonra MHP’yi yüzde 18’e yükseltti...
Halen de kum fırtınası devam ediyor: Geçen seçimde adı olmayan AKP birinci parti!.. CHP de yükseliyor, yeni parti olarak YTP var...
Bakalım 4 Kasım sabahı gözümüzü açıp şöyle bir siyaset çölümüze baktığımızda hangi tepelerin silinip gittiğini, hangi yeni tepelerin oluştuğunu göreceğiz.
Bir sonraki seçim fırtınasına kadar...
Bu kayganlığın sorumlusu halk değil.
Ormanı yok edince çölleşme olması gibi, köklü partileri, akımları kapatarak, yasaklayarak yok edince siyaset çölleşiyor, kum fırtınaları tepeler kurup tepeler dağıtıyor...
***
JOHN S. Ambler’in Fransız siyasi kültürü hakkındaki kitabında aydınlatıcı bilgiler var. İkinci Dünya Savaşı’nda Nazi işgali ile Fransa’nın köklü partileri yok olunca ortaya parçalanmış bir tablo çıkmış... Bir de Jakoben geleneğin ‘ödünsüz’ uzlaşmazlık kültürü! Meclis’te 6 tane parti! İstikrarsız, ömürsüz, kavgalı koalisyonlar... Hangisini denesen olmuyor!
Neticede Fransız halkının yüzde 56’sı her partiden soğuyarak "kaygan" hale gelmiş... Asırlık, köklü iki partiye sahip Amerika’da ise, halkın yüzde 76’sı ya Cumhuriyetçi Parti’ye, ya Demokrat Parti’ye bağlı... ‘Ortadakiler’ adeta hakem işlevi görüyor... Sistem saat gibi işliyor...
6 partinin elinde oyuncak olan ve seçmen kitlesi kayganlaşan Fransa sorunlarını çözememiş, 1958’de iç savaşın eşiğine gelmiş ve De Gaulle’ün "Yarı Başkanlık sistemi" ile düze çıkmış...
Bizde de demokrasinin merkez sağ ve sol kanatlarını inşa etmek üzere, Yarı Başkanlık sisteminin şart olduğuna inanıyorum.
Kurumsal olarak yeniden inşaya kadar, yükselen kum tepelerine de, küçülen kum tepelerine de kimse kalıcı diye bakmasın...