Tatilden notlar

EŞİM Tülin ile tatillerimizde üçer dörder gün kalarak değişik yerleri görmeyi tercih ediyoruz. Bu defaki tatilimizi üç yerde geçirdik: Bördübet, Çeşme ve Alaçatı.
Dalaman’dan Bördübet’teki Golden Key adlı butik otele giderken, yol üstünde kuru fasulyesiyle ünlü “Osman Aydın’ın Yeri”nde mola verdik, kuru fasulye, salata ve tahinli açma gerçekten nefisti.
Yolunuz düşerse ihmal etmeyin.
Bördübet, Datça yarımadasının, Gökova Körfezi’ne bakan kesiminde, Gökova Körfezi’nin eşsiz koylarından biri. Golden Key, Bördübet’te orman içinde, ortasından tertemiz bir çay akıyor... Çayda balıklar, kaplumbağalar, sülünler, ördekler... Çayın kenarında, ormanın içinde sevimli evlerde kalıyorsunuz. Orman, yeşillik, çiçekler, yaz ortasında serin bir hava, kuş sesleri ve huzur...
Peki deniz? Çayda her an hazır bekleyen tekneye biniyorsunuz, beş dakikada deniz ve plaj...
Golden Key otellerinin sahibi Şebnem Uyar bize çok sıcak davrandı, çok ilgi gösterdi. Acaba gazeteci olduğum için mi? Baktım bütün müşterilerine ve çalışanlarına aynı şekilde sıcak ve içten davranıyor.
Samimiyeti doğal. Son derece zarif, sevimli, saygı uyandıran bir iş kadını. Böyle dört oteli yönetiyor. Kendisini başarıları için kutladım.
Bördübet Golden Key bizi büyüledi. Eşimle karar verdik, fırsat buldukça Golden Key’e gideceğiz.

Alaçatı mucizesi
Bördübet’ten sonra otobüsle İzmir’e, oradan taksi kiralayarak Çeşme’ye geçtik.
Dalyan’da Sisus Hotel’de kaldık. Çevreyi gezdik. Temmuz sıcağında ancak bu kadar ferah bir hava olabilir. Dalyan’da “Cevat’ın Yeri”nde balık yemek ayrı bir keyifti doğrusu.
Alaçatı son zamanlarda kazandığı ünü hak ediyor.
Cumartesi günü Alaçatı’da pazar kuruluyor. Elişlerinin en güzelleri bu pazarda.
Alataçatı’yı gezerken aklımıza İspanyol Endülüs’ündeki Granada sokakları geldi; çok benziyor. Bu benzerliği Rodos sokaklarında da hissedebilirsiniz. Sevimli beyaz evler; beton yok, iki katlı taş binaların ayrı bir güzelliği var.
Ve neredeyse tamamı kadınlar tarafından işletilen hediyelik eşya dükkânları; el yapımı takılar, giysiler, oyalar.
Ve artık antika haline gelmiş eski ev eşyaları, biblolar, vazolar, lambalar, fincanlar.
Eşim çok sevdi, ben çok keyiflendim.
Alaçatı’yı görmemek eksikliktir.

Değişimin fotoğrafları
Karayoluyla seyahat etmek insana çevre hakkında gözlem imkânı veriyor. Ege, İç Anadolu gibi bozkır değil, tabiat cömert. Piyasa ekonomisi de devreye girince toplum daha bir hareketlenmiş. Binalar gittikçe güzelleşiyor, villa mimarisi yaygınlaşıyor. Pazarlama ve turizm fikri hem girişimciliği, hem yaratıcılık ve estetiği geliştiriyor.
‘Ev kadını’ da el üretimiyle bu süreçte yer alıyor, ürünlerini pazarlıyor, tezgâhını, dükkânını kuruyor. Bu çok önemli.
Başka çok önemli bir gözlemim de bu iktisadi ve sosyal hareketlilik sayesinde nüfusumuzun adeta harmanlanması.
Marmaris’ten İzmir’e otobüsle gittik. Her otogarda ÖzDiyarbakır firmasının yazıhane ve otobüslerini gördüm. İnternet sitesine baktım, ÖzDiyarbakır otobüsleri batı yönünde 34, doğu yönünde beş kente seferler yapıyor.
Bördübet Golden Key’de yemekler de çok iyiydi. Kutlamak ve aşçılarla konuşmak için mutfağa gittim. Aşçılardan Selim Karaşan Diyarbakırlı imiş; güler yüzlü, sevimli, 30 yaşlarında bir genç. İşinden çok memnun olduğunu söyledi.
Alaçatı’daki Sesil Otel antika meraklıları için ilginç bir mekân; otel servisini yapanlar Mardinli.
Bördübet’te Şebnem Uyar da tesislerinde birçok doğulunun çalıştığını anlattı.
Ekonomik dinamizm hem refahın ve ince zevklerin hem kaynaşmanın yolunu açıyor.