Terörle mücadele

Objektif 1991'deki "Çekiç Güç"e kadar Barzani PKK'yı destekledi; onu kullanabileceği bir politik maşa gibi görüyordu. Aynı beklentiyle İran da 2000 yılına kadar PKK'yı destekledi, PKK İran'ın desteğiyle Kuzey Irak'ta vadilerde ve dağlarda mağaralar açarak sığınaklar oluşturdu.Kuzey Irak bu kadar önemli olduğu için Türkiye geçmişte 24 defa sınır ötesi operasyon yaptı.En büyük operasyon Mart 1995'tedir: Havadan uçak ve helikopterler, karadan 35 bin asker, 13 generalin komutasında Kuzey Irak'a girdi. Bu çapta bir harekâtın "baskın" tarzında olması mümkün değildi. Haftanin bölgesindeki 13 büyük PKK kampını ve çevresini hedef alan bu harekât 43 gün sürdü; 555 PKK'lı öldürüldü. Şehit sayısı 11'di; 4'ü subay, 3'ü astsubay, dördü de er.Ama kısa bir süre sonra PKK tekrar Kuzey Irak'a yerleşti! KUZEY Irak, PKK'nın 1970'lerin son yıllarından beri girip çıktığı, barındığı, yığınak yaptığı bir yerdir. Bunun birinci sebebi, derin vadiler ve 3 bin metreyi aşan dağlarla coğrafyanın "gerilla" tipi örgütlenen teröre çok müsait olmasıdır. Öyleyse sınır ötesi operasyon işe yaramaz mı?! Hayır, bu yanlış bir görüştür. Terörle mücadele uzun soluklu bir iştir, on yıllarca devam eder ve bu uzun mücadele zinciri, böyle tekil operasyonlardan oluşur.Önemli olan, siyasi ve askeri planlamasının iyi ayarlanmasıdır. İçerideki mücadele terör örgütüne taban kazandırmayacak şekilde, yani PKK'ya karşı olan Kürt vatandaşlarımızın duygularını yabancılaştırmayacak bir söylem ve davranış tarzıyla yürütülmelidir.Cenazelerde acıyla, öfkeyle slogan atarken bile buna dikkat etmek; aklın ve vatanseverliğin gereğidir!Sınır ötesi operasyon da askeri bakımdan ordunun Irak'ta bir bataklığa saplanmayacağı şekilde planlanmalıdır. Siyaseten ise, bölge ülkelerini, Avrupa'yı, Amerika'yı, Rusya'yı, dünyayı karşımıza geçirtecek bir sonuç doğurmamalıdır; aksine, haklı görüleceğimiz bir siyasi altyapı sağlanarak yapılmalıdır.Aksi halde PKK'nın ekmeğine yağ sürülmüş olur. Duygu ve akıl 1990'larda yapılmış olan sınır ötesi operasyonlarda siyasi durum bugünkünden çok farklıydı. Sağladığı hava korumasıyla Kuzey Irak'ta otonom yönetimin kurumlaşmasına yol açan Çekiç Güç, Kuzey Irak'a dönük kapsamlı operasyonlarımız için Türkiye'nin de elinde bir koz oluşturuyordu. Barzani ve Talabani bu sebeple Türkiye'ye destek veriyorlar, PKK ile çarpışmaya bile giriyorlardı.Onun için 1990'larda bütün cumhurbaşkanları, bütün başbakanlar ve bütün komutanlar Çekiç Güç'ü devam ettirdiler.Dünya da Türkiye'nin elindeki Çekiç Güç kozu sebebiyle büyük gürültü çıkarmıyordu.Bugün siyasi durum farklıdır.Terör uzmanı Doç. Dr. Sedat Laçiner, PKK'nın amacının Türkiye'yi askeri bakımdan böyle bir bataklığa, siyasi bakımdan böyle bir yalnızlığa sürüklemek olduğunu söylüyor ki bu son derece önemli bir uyarıdır. (Neşe Düzel'in mülakatı, Radikal, 11 Haziran 2007)Bu tablo terörle mücadelenin, özellikle de sınır ötesi operasyonun ne kadar karmaşık, çok yönlü bir faaliyet olduğunu gösteriyor.Duyguları kaşımak, bu kanlı, 'köklü' ve uzun vadeli sorunu iç siyaset için istismar etmek, ülkeyi yönetilemez hale getirebilecek siyasi gerilimleri körüklemek son derece yanlıştır. Soğukkanlılık ve azim terörle mücadelenin ilk şartıdır. t.akyol@milliyet.com.tr Tuzağa düşmemek