Top, Merkel'de

- Taahhüdünü yerine getirmeyen Türkiye bir bedel ödemeliydi! Türkiye'nin üyelik sürecini Hıristiyan Demokratların engellediği şeklinde Türk kamuoyundaki kanaat, yanlış bir algılamadan kaynaklanıyor!Türk kamuoyundaki büyük rahatsızlığın Sayın Merkel'e ulaşmış olmasına sevindim! AB'nin KKTC üzerindeki izolasyonu kaldırması, Türkiye'nin de limanlarını açması konusundaki tartışmalara girmeden, bundan sonra topun Sayın Merkel'de olduğunu belirtmek istiyorum.Ocak ayından itibaren AB Dönem Başkanlığı'nı üstlenecek olan sayın Merkel'in eline altın bir fırsat geçiyor, "Türk kamuoyundaki yanlış algılama"yı düzeltmesi için.Çünkü AB Bakanlar Konseyi, KKTC üzerindeki izolasyonun kaldırılması, "Doğrudan Ticaret Tüzüğü"nün hayata geçirilmesi için Dönem Başkanı Almanya'ya çağrıda bulundu!Top, Merkel'de gerçekten. HIRİSTİYAN Demokrat Şansölye Merkel, gazetecilere "Türkiye'nin AB sürecini biz engellemiyoruz" diyor. Gümrük Birliği'ni Rum kesimine açmayı Türkiye'nin 2004 yılında taahhüt ettiğini, o zaman kendilerinin iktidarda olmadığını hatırlatıyor. Söylediği özetle ve mealen şöyle: Merkel, "Türkiye'nin hızını kestik" diyor. Bununla yetinmiyor, Türkiye'nin daha bir kıskaç altına alınacağını çağrıştıran bir ifade ile, Kıbrıs konusunda "Avrupa devlet ve hükümet başkanlarının bundan böyle Türkiye'yi yakından izleyeceğini" de söylüyor!Fransa ve Yunanistan bile bütün engelleme çabalarına rağmen böyle ağır ifadeler kullanmazken, Sayın Merkel'in bu sözleri Türk kamuoyunu daha bir rencide etmiştir.Kıbrıs çözülmesi istenen bir sorun mudur, yoksa Türkiye'nin AB yolculuğunu engellemek için kullanılan bir bariyer midir?!Bu sorunun cevabını Sayın Merkel'in tavrında göreceğiz: Bakalım Sayın Merkel AB Dönem Başkanı olarak, KKTC üzerindeki izolasyonun kalkması için ne kadar çaba gösterecek?Sayın Merkel döneminde izolasyon kalkarsa "Gümrük Birliği sorunu" zaten çözülmüş olacak; Türk kamuoyunun Hıristiyan Demokratlar hakkındaki algısı da o zaman pozitife dönecek tabii. Onun için top Merkel'de diyorum. Kıbrıs düğümü Yunanistan'da Sosyal Demokrat Simitis ve Papandreu iktidarı, geniş ufuklu açılımlar yapmıştı. Şimdi 'Yunan-tarzı Hıristiyan Demokrat' Karamanlis, Yunanistan'ı yeniden Türkiye karşıtlığına kilitlenmiş, dar kafalı bir politikaya sürüklüyor.Ama politikaları geri tepiyor. Kıbrıs'ta, Ege'de ne oldu, hiç! Üstelik, mevcut durum sürdükçe adanın bölünmüşlüğü derinleşiyor! Referandum sonrası değişen imajın da katkısıyla, dört yılda KKTC'de kişi başına gelir bir misli arttı! Papadopulos'un düşmanca politikaları, Kıbrıs Türklerindeki direnci de güçlendiriyor; artık Türk bayraklarının bulunmadığı mitingler yapılmıyor KKTC'de!8 faslın askıya alınmasıyla "tren yavaşlayacak" ve bunun Türkiye'ye bir "bedeli" olacak tabii!Ama, bunun Avrupa'ya da bir "bedeli" olacak elbette! Bu bedel, Milliyet'in dünkü başyazısında belirtildiği gibi, Avrupa'nın "Stratejik Cüce" olarak kalmasıdır! Böyle bir Avrupa büyüyen "stratejik" sorunlarıyla nasıl başa çıkacak?!Bu oyunun kazananı yok. Avrupa, müthiş bir "akıl tutulması" ile "kaybet-kaybet"i oynuyor!Avrupa'nın büyüyen iç sorunlarından belliydi bu akıl tutulması! t.akyol@milliyet.com.tr Kazanan, kaybeden?