Türkçenin hali!..

Türkçenin hali!..


ÖNCE Metin Toker yazdı; sonra Doğan Hızlan ve Hadi Uluengin... Türkçenin "arı dil" diye fakirleştirilmesini eleştirdiler.
Uzun asırlar boyu işlenerek nüans zenginliği kazanmış kelimelerin "Osmanlıca" diye tasfiye edilmesinin zararlarına örnekler verdiler.
"Hücum, taarruz, tecavüz"; bunların hepsi "saldırı"dır artık! George Orwel'in "büyük birader" kafasıyla yönetilen Milli Eğitim'in yeni tarih kitaplarında "Büyük Taarruz" bundan böyle "Büyük Saldırı" olacak galiba! Ceza kanunundaki "ırza tecavüz" de "ırza saldırı" olacak!
Bir "neden" modasıyla "sebep olmak, dolayısıyla, vesilesiyle, yüzünden..." gibi nüans ve üslup zenginliğimiz tırpanlandı.
Atatürk'ün dilini de arılaştırdılar: "Milli vicdan" artık "ulusal duyunç"tur! "Ulusal istenç" uydurması, "milli irade"nin felsefi ve tarihi zenginliğini veriyor mu?
Hele Nutuk'taki "hukuku esasiye" (anayasa hukuku) teriminin "temel haklar" diye arılaştırılması, korkunç!..
* * *
TARİHÇİ Christopher K. Neumann'ın Tanzimat ve Cevdet Paşa hakkındaki "Araç Tarih, Amaç Tanzimat" adlı değerli eseri Tarih Vakfı tarafından yayımlandı. Türkçe tercümesi için yazdığı önsözde Neuman, arılaştırmanın yarattığı sorunlar konusunda diyor ki:
"...Kelimelerin değerini etimolojik kökene göre tespit eden ve bu bakımdan ırkçı olan, yazı dilini konuşma diline benzetmek amacıyla ikisinin de işlevini yerine getiremeyecek kadar dumura uğratan bir dil politikasına kurban gitmiş Türkçenin makus talihi..."
Devam ediyor:
"Kendi Almanca üslubumun akıcılığı, zenginliği ve çokboyutluluğuyla iftihar eden bir yazarım. Konum, üslup konusunda hayranlık uyandıracak başka bir yazarın, Cevdet Paşa'nın eseridir..."
Türkçenin düşürüldüğü durumu Neuman şöyle anlatıyor:
"Gelişme şansı kullandırılmamış Türkçenin haline, bu tercümeyi gözden geçirirken bir kez daha hayıflanmaktan başka bir şey elden gelmedi."
* * *
KELİME
ve terimlerin değerini anlam zenginliğinde değil, 'ırk'ta arayan bu dil ideolojisi ile "Türk ırkının brakisefal ve Alpin olduğunu" yazan ideoloji aynıdır!
Atatürk ve İnönü kötü gidişi görüp karşı çıkmışlardı. Harf devriminden sonra 6 ayda sözlük yayımlanmasını istemişler ama dil ırkçısı kafa, Latin harfleriyle 20 bin kelime civarındaki ilk Türkçe sözlüğü ancak 1944'te çıkarabilmiş, Türkçe 16 yıl sözlüksüz kalmıştır!
Ali Seydi'nin 1914 basımlı "Kamusı Osmani"sinde 40 bin kelime vardır!
Tasfiyecilik ve uydurmacılık o hale geldi ki, İtalyan Umberto Eco'nun "Gülün Adı" romanını Volter diliyle Fransızca çevrisinden su gibi okuyan Uluengin, uydurukça yüzünden Türkçe tercümesini sökemiyor!
İşte, hatıralarını kaleme alan Metin Toker'in yaşamış olduğu olayları, yani toplumsal tecrübelerimizin zenginliğini anlatmasına uydurukça kifayet etmiyor!
Doğan Hızlan, "klasiklerin" uydurukçaya kurban gitmemesi için savaşıyor!
Dilimizin uydurukçayla fakirleştirilmesi, öğrenmeyi ve düşünmeyi zahmet sayan, 'basit'le yetinen, üç beş yüz kelimeyle konuşan nesiller yetiştiriyor!