Türkler güvenmiyor!

Araştırmanın yapıldığı 13 ülke: İngiltere, İspanya, Almanya, Danimarka, Şili, Meksika, Türkiye, Fransa, İtalya, Japonya, İsrail, ABD ve Rusya...Bu araştırmaya göre, 10 üzerinden 4.4 puanla Türkler, 4.6 puanla Şilililer başkalarına güvenme konusunda en alt sıralarda yer alıyor!En çok güvenenler, 7.2 puanla Danimarkalılar, 6.5 puanla İngilizler.Mesele çok önemli. "Birisine güvenmek" konusunda zorlanan şüpheci toplumlarda mesela "şirketleşme" zor oluyor! Modern toplumlar için fevkalade önemli olan "sözleşme kültürü"nün gelişmesi gecikiyor, sosyal ilişkilerde sürtüşmeler çoğalıyor, apartman yönetimi bile sorun oluyor! Her 'öküzün altında buzağı' arandığı için, komplo teorileri etkili, paranoyak siyasi korkular yaygın oluyor. Bütün bu sebeplerle siyasi istikrar ve ekonomik gelişme zor sağlanıyor.Eskiden "güven araştırmaları"nı sosyologlar ve siyaset bilimciler yapardı. Meselenin çok boyutlu olduğu anlaşıldığı için artık büyük ekonomik kuruluşlar da "güven kültürü" üzerine böyle araştırmalar yapıyor. DÜNKÜ Milliyet'te okudum. İspanya'nın en büyük ikinci bankası BBVA 13 ülkede "İnsanlar birbirine ne kadar güveniyor?" diye araştırma yapmış. Buna göre, "başkalarına en az güvenen" insanlar, Türkler! Fransa'da da bireylerin birbirine güvenmeleri mesela İngiltere'ye göre çok düşüktür. John Ambler, Fransa hakkındaki kitabında, bu ülkede milliyetçiliğin çok güçlü olmasına karşılık kişilerin birbirlerine güveninin zayıf olduğunu, bu yüzden ekip çalışmasının ve gönüllü kuruluşların İngiltere kadar gelişmediğini anlatır."Fransız, sosyal sorunlara birey olarak duyarsız, başkalarına ve otoriteye karşı şüphecidir. Ülkesi için ölmeye hazırdır, ama ülkesi için ondan para vermesini istemeyin..."Ambler buna, dilimize kolay çeviremeyeceğimiz "incivism" diyor.Fransa'nın bugün reformlara ve AB'ye tepkilerinde bu derin kültürel kodların rolü vardır.Gabriel Almond ile Sidney Verba da, beş ülkeyi inceledikleri "The Civic Culture" adlı muhteşem kitaplarında belirtirler: Liberal bireysellik geleneğinin güçlü olduğu ve "yargının tarafsızlığı"na inancın kökleştiği toplumlarda bireylerin birbirine ve kurumlara güveni de gelişmiştir. Halbuki otoriter ve devletçi gelenek bireyleri güvensizliğe ve şüpheciliğe itiyor. Mesela Fransızlar... Bilhassa siyasette aşırı şüphecilik yüzünden siyasi paranoyalar, komplo duygusu, partilerin kurumlaşamayışı gibi 'maraz'lar ortaya çıkıyor. Otoriter geçmişe sahip ve köylülük genleri güçlü olan toplumlarda insanlar daha ziyade "çok yakınlarına" güveniyor; aile, akraba, hemşeri, cemaat falan... BBVA'nın verileri de bunu doğruluyorAma modernleşme mecburen "ekip çalışması, şirketleşme, kurumlaşma" gibi süreçleri getiriyor. 1950 yılında Türkiye'de TOBB'a kayıtlı şirket sayısı 580 tanecik idi! Şimdi 700 bine yakın! Artık tanımadığımız insanlarla da belli bir güven ilişkisine giriyoruz. Demokrasi pratiği de güven kültürünü zamanla güçlendiriyor.Ben bu açıdan da iyimserim. Yirmi yıl sonraki Türkiye'de birbirimize daha fazla güveneceğiz, daha fazla güvene layık olacağız, birbirimizle daha çok işbirliği yapacağız. t.akyol@milliyet.com.tr Modernleşme ve güven