Üç konu

28 Şubat ve Doğan
28 Şubat sürecine Milliyet yazarlarının bir kısmı olumlu baktı bir kısmı karşı çıktı. O zaman Genel Yayın Yönetmeni olan Derya Sazak, askeri müdahaleye karşı bir yayın çizgisi izledi.
Sevgili Sazak dünkü yazısında, sitemkâr bir üslupla, benim bunu “nedense hatırlamadığımı” yazmış. Nedeni, Milliyet‘in yayın çizgisini değil, kendi yaşadıklarımı yazmış olmamdı.
Tabii yazar olarak benim bilmediğim, Genel Yayın Yönetmeni olarak onun bildiği olaylar da olmuştu. Mesela Çevik Bir Paşa’nın Aydın Doğan’a baskı yaparak Milliyet‘ten atılmasını istediği yazar sayısı 11’miş, evet on bir! Bunu Sazak’ın dünkü yazısında okudum, sonra sohbet ettik, ayrıntıları anlattı.
28 Şubat’ın komutanlarını çok kızdıran “Ne darbe ne şeriat!” manşetini Derya Sazak atmıştı.
General Çevik Bir’in, bir de Milliyet‘te “Anayasa dışına çıkılmasın” manşetini görünce “Oraya da bir general mi gönderelim!” diye köpürdüğünü de dün Sazak’ta okudum.
Her zaman olduğu gibi 28 Şubat sürecinde de Doğan Grubu’nda her gazeteci ve her yönetmen kendi görüşüne göre hareket etti; baskılara Aydın Doğan karşı durdu.

Ekonomi ve öfke
Başbakan Erdoğan “Çok ağır bir kriz geliyor” diye uyarıda bulunanları suçlamış, “Teğet geçecek” demişti. Ocak ayındaki geçici sükûnete bakarak “krizin sonuna gelindiğini” söylemişti.
“IMF ile anlaşma gecikmesin” diyenleri çıkarcılıkla suçlamıştı!
Şimdi, ‘ekonomist’ Cumhurbaşkanı Abdullah Gül de “IMF ile anlaşmada gecikildiğini”, dahası, “krize yönelik önlem paketinin de geciktiğini” söylüyor!
Gül’ün hükümete düşmanlığı söz konusu olamayacağına göre, zaten krizin yarattığı yangın da ortada olduğuna göre, keşke Başbakan da krizi erken algılasaydı!
Uyarıları doğru okusaydı, “düşmanlık” sanmasaydı!
Başbakan’ın krizi öngörememiş olduğunun ‘resmi’ belgesi, bütçede 2009 için yüzde 4 büyüme öngörmüş olmasıdır!
Ne büyümesi! Bakalım yüzde kaç küçüleceğiz?!
Başbakan, aşırı siyasi hırs ve öfkenin nasıl zararlı olduğunu artık görmelidir. Aşırı siyasi hırs ve öfke bir politikacı için zaruri olan rasyonel düşünme, öngörü, itidal gibi nitelikleri dumura uğratır!

Sağdan bir ses
BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu küçük bir partinin lideri ama dünkü basın sohbetinde birçok gazeteci vardı.
Yazıcıoğlu da Anadolu’daki ekonomik yangını anlattı; buna rağmen AKP’nin niye oy aldığını şöyle izah etti:
“Meclis’teki muhalefet partileri denenmiş partilerdir, daha iyi bir ekonomik yönetim umudu veremiyorlar! Sistem de yeni filizlerin yeşerip gelişmesine imkân vermiyor!”
Sayın Yazıcıoğlu’nu 1970’lerdeki Ülkü Ocakları Genel Başkanlığı’ndan tanırım, hapishane arkadaşımdır aynı zamanda. “Muhsin Başkan” daima dürüst ve doğru bildiklerince ilkeli oldu. Türkeş’e itiraz etti, ayrılıp BBP’yi kurdu.
Kürt meselesine ilişkin görüşleri gerçekten yapıcı, “TRT Şeş’i ilk tebrik eden ben oldum” dedi. Bölgeye gezilerini, halkla diyaloglarını anlattı; “Kucaklamamız lazım” dedi.
Türkiye’nin önüne bir de “Kürt soykırımı” iddiasının tezgâhlanmak istendiğine dikkat çekti.
İstanbul Büyükşehir adayı Cevdet Tellioğlu “Büyük Aile” adlı şeffaf belediye projesini anlattı.
Yazıcıoğlu, Sivas Belediye Başkanlığı’nı bu seçimlerde partisinin adayı Doğan Ürgüp’ün kazanacağını söylüyor. Kim kazanır bilmem ama Sivas’ta yarış AKP ile BBP arasında.