'Uğursuz' yıllar

Depremlerde resmen yani en azından 18 bin "lü... Kayda geçmemiş "lüm ve kayıplar da var. Hele de kayıp çocuklar... "Hele sizler, hele sizler..." Bayındırlık Bakanı Koray Aydın'la konuştum. İlk elde 44 bin prefabrike konut yapılarak depremzedelerin yerleştirildiğini s"yledi. Kalıcı konutlara gelince: - Yaklaşık 1 katrilyon harcayarak ihaleye çıkardığımız 23 bin 250 kalıcı konuttan 21.300'ü tamamlandı. 14 bin 500'ünün anahtar teslimi yapıldı. Tamamen modern şehircilik anlayışına uygun, yeni kentlerdir bunlar... Ayrıca, Dünya Bankası 14 bin 800 konut yapıyor.Deprem b"lgesinde devlet inşaat ve sosyal yardım olarak 2.3 katrilyon harcamış. Elbette yaralar tamamen sarılabilmiş değil.šstüne, ekonomik kriz dalgaları geldi. Depremin yıkımından sonra, iktisadi krizler yüzünden Sakarya'da 2369 işyeri, İzmit'te depremden sonra 240 fabrika kapanmış!* * * DEPREMİN yaralarını saramadan üst üste iki kriz geldi! Dolar 600 bin liralardan 1 milyon 400 binlere çıkmış bulunuyor!Milli gelirimiz, yani milletçe ekmeğimiz üçte bir küçüldü!Sadece bu senenin ilk üç ayında işsizler ordusuna 400 bin kişi eklendi, işsizlerin sayısı "nceki yıla g"re yüzde 24 arttı!İşsizlerin yüzde 56'sı 25 yaşın üstünde!Kemal Derviş, "yıl ortasından sonra iyileşme yaşanacağını" s"ylemişti. Şimdi, "eylülden itibaren" diyor; çünkü işler planlandığı gibi gitmedi. Bazı işadamları, iyileşmenin gelecek yıl başlayacağını s"ylüyorlar.Rakamlar insani ve sosyal dramı tam olarak yansıtamaz.İşsiz, parasız bir aile düşünün! Çocukları düşünün! Okulların açılması da yaklaşıyor!Ne desek, ne yazsak, ateş düştüğü yeri yakıyor ve Türkiye'de ateşin düşmediği aile sayısı pek az!* * * DšNYA savaşı çıkacak değil ya! Bu zamanda felaket daha nasıl olur? Bir "uğursuzluk" başımızda dolaşıyor!17. yüzyılda Zülali Hasan Efendi İstanbul kadılığına atandığında o yıl korkunç bir kışla birlikte kıtlık olmuştu. Hasan Efendi'yi çekemeyenler, "uğursuz geldi' diyerek onu azlettirmişlerdi!Eskiden Avrupa'da şeytan girmiş diye 'uğursuz' adamları yakarlardı!Uğursuzluk falan değil...Deprem, jeolojik bir afet... Ekonomik kriz ise "y"netemeyen demokrasi" nin en az on yıldır biriktirdiği sorunların bir patlaması! Son altı aydır nefes nefese yapmakta olduğumuz reformları on yıl "nce yapsaydık, bugün, bırakın krizi, iktisaden daha gelişmiş bir ülke olurduk; deprem yaralarını daha bir iyi sarardık!Felaketlere d"vünüp ıstırap duymak asil bir insani duygudur. Ama bir de işin akıl tarafı var: Türkiye'yi iyi y"netebilecek bir sistem kurmak; yarı başkanlık sistemi gibi...Ve devleti aksayan y"nleriyle elden geçirmek! Çürük inşaatlar için depremden sonra 15 bin dava açılmış! Biri bile karara bağlanmamış henüz! Bütçenin sadece yüzde 1'ini adliyeye ayırabiliyoruz! "Bir felaket bin nasihatten yeğdir" demiş atalarımız! Bizim için kaç felaket acaba! t.akyol@milliyet.com.tr UĞURSUZ yıllar yaşıyoruz! šst üste iki büyük deprem... šst üste iki büyük ekonomik kriz... Kuraklık sebebiyle tarımda ve enerji üretiminde darboğazlar...