Üniversite

Üniversite


İSTANBUL Üniversitesi'nde 6 bilim adamı görevlerinden istifa etti: Burhan Şenatalar, Bülent Tanör, Çetin Özek, Cemal Bali Akal, Ülkü Azrak ve Murat Orbay.
Sebep Rektör Kemal Alemdaroğlu'nun "reform adı altında antidemokratik uygulamaları baskıcı bir anlayışla hayata geçirmek istemesi"...
Zaten Alemdaroğlu'ndan çağdaş bilimin gerektirdiği liberal bir yaklaşım beklenemezdi.
Güven oyu almış hükümeti "yeni 28 Nisan'larla" (yeni 27 Mayıs'larla!) tehdit eden, yasakçılığı marş çalıp kutlayan, akademik kariyerine hiç bakmadan sırf başörtülü diye öğretim üyesini ünversiten atan anlayış, başka yönlerde liberal olabilir miydi?
İşte, Bülent Tanör gibi 'liberal sol Kemalist' diyebileceğimiz saygın bir siyaset bilimci, sosyal demokrat Burhan Şenatalar gibi saygın bir ekonomist ve şahsen tanışmadığım diğer bilim adamları da Alemdaroğlu'nda simgeleşen anlayışla çalışamadılar!
* * *
BU vesile ile, yeni çıkan bir eserden bahsetmek istiyorum: "Soğuk Savaş ve Üniversite" (Editör Noam Chomsky, Kızılelma Yayınları, Alemdar Mah. Güzel Sanatlar Sok. 9 / A 34410, Cağaloğlu - İstanbul).
Bizdeki irtica paranoyası gibi, Amerika'yı da İkinci Dünya Savaşı sonunda "komünizm" paranoyası sarmıştı.
Buna radikal sağcı demagog Senatör McCarthy öncülük ediyordu. Devlete "sincise sızmış komünistler"e ilişkin binlerce kişilik "listeler" hazırlanıyor, "psikolojik harekat" teknikleriyle Amerikan komuoyu dehşete düşürülüyordu: "Komünistler her yere sızmış"tı!
Dünyadaki olayların da desteğiyle, "1946'da yapılan bir kamuoyu yoklamasına katılanların yüzde 44'ü Komünist Parti'ye üye olmanın cezai bir suç haline getirilmesini savunurken, bu rakam 1949'da yüzde 68 idi. 1954'te insanların yüzde 52'si tüm komünistlerin kodese tıkılmasının lehinde idi..." (Sf. 71)
Peki 'komünist' kimdi?! Her solcuya 'komünist' diyorlardı ve daha kötüsü bununla 'Rus ajanı' ima ediliyordu!
* * *
BİZDEKİ irtica ile mücadele bildirileri gibi, McCarthy Amerikasında da bir kısım "üniversite rektörleri, komünizme karşı olduklarını büyük bir hevesle deklare ediyorlardı".
Bu paranoya, kıyım listeleriyle ve yasaklarıyla üniversiteye büyük zarar veriyordu. Prof. Howard Zinn yazıyor:
"Sivil özgürlükler konusuyla ilgili bir tez yazabileceğimi söylediğimde (bölüm başkanı) beni uyardı ve başka bir konuyu denememi istedi..."
Prof. Ellen Schrecker de diyor ki:
"Statükonun açıkça eleştirilmesi ortadan kalktı... Sansürün boyutlarını bilmek çok zor. Yazılmamış kitapları, okutulmamış dersleri ve yapılmamış araştırmaları ölçmenin kesin bir yolu yok." (Sf. 72)
Öyle bir psikolojik harekat ki, halk "sivil özgürlükler" konusunda "kayıtsızlaştırılmış", yönlendirilmiş. (Sf. 246)
"Totaliter düşünce kitleleri belirli hedefler için seferber ederken, liberaller insanları ılımlı bir demokratik sürecin gelişmesine imkan verecek kurum ve fikirlerde buluşmaya çalıştılar." (Sf. 253)
Ama McCarthy'ci paranoyanın gözünde "komünizme karşı yumuşak olmak" bile suçtu! (Sf. 131)
Bizdeki McCarthy tipi resmi paranoyaların üniversiteye pranga takmasında en önemli araç YÖK'ün 'Yüksek Öğrenim Komiserliği' gibi çalışmasıdır.
Liberal Amerika McCarthy paranoyasını çabuk aşmıştı. Bizde liberal değerler için daha uzun soluklu mücadele lazım.




Yazara E-Posta: t.akyol@milliyet.com.tr